Advert

23 yıl önce yanan insanlıktı

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Amasya Temsilcisi Mehmet Menekşe yaptığı açıklamada şunları söyledi; Sivas Katliamı’nın üzerinden 23 yıl geçti.

23 yıl önce yanan insanlıktı
23 yıl önce yanan insanlıktı Ali Rıza Ağış
Bu içerik 990 kez okundu.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Amasya Temsilcisi Mehmet Menekşe yaptığı açıklamada şunları söyledi; Sivas Katliamı’nın üzerinden 23 yıl geçti. O dönem doğanlarımız dahi bugün yetişkin bireyler oldu. Bir koca zaman... Acılarımız hakikat ve adalet arayışımızsa hala taze. Hala yanıyor Madımak Oteli. Ve dostlarımızın ‘yardım edin’ çığlıkları kulaklarımızda çınlıyor hala.

Bir önceki anmadan bugüne ne çok şey değişti farkında mısınız? Türkiye, insan hak ve özgürlüklerinin yok edildiği; kişilerin hürriyetinden yoksun bırakıldığı; savaşın ve ölümlerin arkasının hiç kesilmediği, kesilmesinin istenmediği katliamcı devlet geleneğinin devam ettiği; hukukun birkaç kişinin çıkarlarını korumaktan başka bir fonksiyonunun kalmadığı; fiili olarak bir başka dünya tasavvurunun inşa edildiği, kötüye giden bir dönemi yaşamaktayız. Yasama, yürütme, yargının tek bir adamda birleştiği ve o tek adamın da kendini koruyacak, muhalefetin soluğunu kesen, tekleştirilmiş, fiili bir sistem yaratma gayreti içinde ateş çemberine döndürülen bir ülke haline geldi.

Alevilerin yoğun yaşadığı bölgelere mülteci kampları kurulması, Alevi köylerinde kullanılmayan boş evlerin saptanarak ilgili mülki amirliğe bildirilmesi, Alevi bölgelerinin demografik yapısının değiştirilmesi, Alevi tehciri anlamını taşır. AFAD kamplarında meydana gelen cinsel saldırılar, insan ve organ kaçakçılığı, mülteci kamplarının cihatçılar tarafından karargah olarak kullanılması, Alevi yoğunluklu bölgelere kurulacak kampların amacı konusunda bizleri kuşkuya düşürmektedir. Uygulanan bu politikanın ülkenin bir bütün olarak Alevisizleştirilmesi projesinden başka bir anlamı yoktur.

Geçtiğimiz son bir yılda yıkımın ve savaşın en acısını yaşadık, yaşıyoruz da hala. En güzel insanlarımızı uğurladık tıpkı Sivas’ta 33 yürek ağrımızı uğurladığımız gibi. Ortadoğu’da Humus, Lazkiye, Tartus kanıyor hala. Ve ne yazık ki Aleviler kırılırken, bir kavim gözlerimizin önünde yok edilirken BM dahil hiçbir kurumun bu alçakça saldırılara karşı duruşunu göremiyoruz. Kürt bölgesinde Sur, Silopi, Cizre, Nusaybin de hala Madımak’ın dumanı tütüyor. Kadim şehirler, yaratılan kültür varlıkları yerle bir ediliyor. Kürt halkının çektiği acılar, insanların yerinden yurdundan sürgünü demek olan acele kamulaştırmalarla devam ediyor. Sokağa çıkma yasakları ise kanunsuz bir şekilde “il özel idaresi kanunu”na göre devam ettirilmek istenmekte. Anayasa her alanda askıya alınmış ve diktatörlük inşa edilmiş durumdadır.

Birlikte yaşamanın teminatı olarak laiklik aşındığı oranda eğitim Ensar gibi gerici vakıflara peşkeş çekilmiştir. Din derslerinde saatlerin artırılması, AİHM kararlarına rağmen tek tipleştirme girişimi olarak müfredata Sünnilik eksenli yeni derslerin eklenmesi bu dersleri almak istemeyenler için ciddi bir sorun ve tahakküm aracı hala. Ayyuka çıkan çocukların istismarına dair tek kelimesini duymadığımız Diyanet’in birden fazla bakanlığa denk düşen bütçesi, aile imamlığı dahil hayatımızın her alanına müdahalesi her alanda ayrımcılığı artırdığı gibi, çıkarılan fetvalar en üst perdeden “anne olmayan kadın yarım kadındır” gibi söylemler, iktidarın kadın düşmanlığını da bir kez daha gözler önüne serdi. Kadın cinayetlerini besleyen ana damar tam da burasıdır.

Sivas Katliamı’nın henüz hesabı verilememiş olmasına rağmen, katiller elini kolunu sallaya sallaya dolaşıyor, yurtdışına çıkıyor, evleniyor, ehliyet alıyor ve yasalar çerçevesinde eceliyle ölümüne hak tanınıyor; avukatları ise üst kademelerde yönetici, vekil, bakan oluyor. Sivas davası zaman aşımından düştüğünde “milletimize hayırlı olsun” denebiliyorken, aynı söylemi utanmadan, hiç sıkılmadan üretenlerin dillendirdiği  “ biz tarihimizde hiç insanları diri diri yakmadık” söyleminin ardında bir sır değil; o kanlı zalim, o kanlı Sivas. Çünkü, iktidar edene göre hala orada “bir öfkeli, şuursuz kalabalık” var. Oteldeki insanlar nasılsa, “kendi kendilerini öldürmüşlerdir.” Böyle diyor iktidar ve onun adalet bakanı! Sivas hala yanıyor kardeşler! Çünkü katili ve katledileni aynı yerde anıyor, anmamızı istiyor devlet “Bilim ve Kültür Merkezi” dediği o yerde. Madımak Oteli’nin Utanç Müzesi olmasını ise hiç düşünmedi ki zaten!

Sivas Katliamı’nda yitirdiklerimizin anılarına sahip çıkmak için, Sivas Katliamı hakikatiyle bir yüzleşme gerçekleşene kadar Sivas’ta, Madımak Oteli önünde dostlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz.

Bütün demokratik kurumları, yaşama hakkına saygı duyan, bütün katliamların hesabı sorulsun, hiçbir katliamın sorumlusu/sorumluları yargılanmadan bu defter kapanmasın diyen dostlarımız; sokaklar ve meydanlar katliamcı çetelerin değil, hak mücadelesi veren onurlu yurttaşlarındır. Gelin 2 Temmuz’da Gezi ruhuyla alanlarda olalım.

Sivas katliamı toplumun vicdanında bir yaradır, Gelin bu 2 Temmuz’da Sivas’ta olalım. Bir olalım, Birlik olalım, Güç olalım!

Mehmet Menekşe Sivas Katliamı
Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X