Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Amasya Nöbetçi Eczaneleri
Çoban Hüseyin
Müzeyyen Keskin

Çoban Hüseyin "Hüseyin ÇEMREK" AŞ-DER Başkanı 15.06.2020 de hayatini kaybetti.

Advert

Çoban Hüseyin "Hüseyin ÇEMREK" AŞ-DER Başkanı 15.06.2020 de hayatini kaybetti.

Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun. Ailesine sevenlerine hayranlarına başsağlığı diliyorum.
24 Hazıran 2012 dönemi AŞ-DER Genel Sekreterliğini yapmıştım.

Çoban Hüseyin, Hüseyin Çemrek AŞIK ÇOBAN/ÇOBAN kimdir öz geçmişi..
?
(d. 01.03.1951 / ö. 15.06.2020)
âşık
(Âşık ve Tekke / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı Hüseyin Çemrek olan âşık, 1 Mart 1951'de Amasya’nın Gümüşhacıköy ilçesine bağlı Yukarı Ovacık köyünde doğmuştur. Ailesinin kökenleri Orta Asya Türkmenlerine dayanmaktadır. Sülalesine Deli Hasanlar denilir. Deli Hasan, Çemrek’in İspir tarafında yaşayan dedelerindendir ve bir âşıktır. 93 Harbi’nde (1877-78) Kızılbaş isyanlarında idam edileceği kararını haber alınca önce Samsun Alaçam’a, sonra Amasya Gümüşhacıköy ilçesi Hamamözü beldesine göç eder. Deli Hasan’dan sonra Hüseyin Çemrek, sülalede saza merak saran ikinci kişidir (Çemrek 2010: 18-19).

Yukarı Ovacık köyü, Alevi-Sünnilerin birlikte yaşadığı ve her iki kültürü de birlikte devam ettirdikleri, kız alıp verdikleri bir yerleşim birimidir. Çemrek’in gençlik dönemine kadar yaşadığı ve çobanlık yaptığı bu köy, kış aylarında âşıkların uğradığı bir yerdir. Çemrek burada Âşık Veysel, Kul Hüseyin, Deli Boran, Âşık Cezayir, Çorumlu İsmail Ağa gibi âşıkları dinleme imkanı bulmuş, köy odasında onlara hizmet etmiştir. Çobanlık döneminde ağabeyinin kendisine yaptığı tahta kepçeden saz ile çalmayı öğrenen Hüseyin Çemrek, sonrasında şiirler yazıp besteler yapmaya başlamıştır. Öyle ki İstanbul’da yaşayan ve Çemrek’i dinleyen köylüsü İsmail ağa onu İstanbul’a götürüp sahneye çıkarmış ve sahneye çağırırken onu Çoban Hüseyin diye anons etmiştir. Plak şirketi sahibi, başında tiftik külahı olan on yedi yaşındaki Çoban Hüseyin’e ilk plağını doldurtmuş ve Çemrek bu plakla 1968 yılında “altın plak” ödülü almıştır. Sonrasında 58 plak daha çıkarmıştır (Küçük vd. 2010: 241). İlk sahneye “Çoban Hüseyin” şeklinde çağrılmasından itibaren şiirlerinde mahlas olarak Çoban ve Çoban Hüseyin'i kullanmaktadır.

Konserlere, radyo ve televizyon programlarına çıkan, köy seyirlik oyunları yazan, tiyatroda oynayan şairin, âşıklık geleneğinin yaşamasında önemine inandığı dernek faaliyetleri konusunda da uzun süreli ve önemli çalışmaları olmuştur. Âşıklık hayatının 40 yılını dernek başkanlıklarıyla geçiren şair, Halk Âşıkları Kültür ve Araştırma Derneğinin (AŞ–DER) kurucusudur ve bu çatı altında tiyatro oyunu yazıp sahneye koymak da dâhil birçok etkinlikler yapmıştır. Çemrek, komünizm propagandası yapmak suçlamasıyla 1973’te İzmit Cezaevinde altı ay on gün hapis yatmıştır (Çemrek 2010: 43-44).

Sazı ve sözü kendi kendine öğrenen Hüseyin Çemrek, bir ustanın yanında yetişmediği için çıraklık kalfalık eğitimi görmemiştir ancak kendisi Erzincanlı Davut Sularî, Âşık Veysel ve Maraşlı Kul Ahmet’i örnek aldığını söyler. Kendisi badeli âşıklığa inanmamakta, bunun âşıklık itibarının yükselmesi için kullanıldığını düşünmektedir. Badeli âşık olduğunu iddia eden âşıkların halkla münasebetlerini kestiklerini söyler. Ancak yine de âşıklığın Allah tarafından verilen bir yetenek olduğuna inanır. Son yüzyıl âşıklarından olan Çemrek, bir âşık koluna mensup değildir. Çemrek’in atışma yeteneği olmakla birlikte bundan uzak durmayı tercih etmektedir. Bu geleneğinin geçmişte tarihî, felsefî ve dinî konularda birbirlerini sınama şeklinde iken günümüzde küçük düşürme ve küfür içerikli yapıldığından şikayet etmektedir (Küçük vd. 2010: 243-245).

Âşıklık geleneğinin bugünkü durumuyla ilgili Çemrek artık devletin, üniversitelerin ve halkın bu geleneğe ilgi göstermediğini, dinleyicisinin de kalmadığını, geleneğin sona ermek üzere olduğunu söyler. Ona göre Türkiye’de âşık, bir elin parmaklarıyla gösterecek kadar azalmıştır (Çemrek 2010: 46).

Çemrek bütün şiirlerini halk şiiri tarzında; hece ölçüsüyle, dörtlük nazım birimiyle ve ölçülü kafiyeli yazmıştır. Şiirlerinde işlediği konular çoğunlukla tasavvufi ve sosyal mesaj içeriklidir. O şiirlerini tek bir güzele değil belirsiz şahıslara yönelik yazmıştır. Şiirlerine bakıldığında genel olarak halk şiirinin şekil ve içerik özelliklerini barındırdığı görülür. Kullandığı ölçü genellikle 7, 8 ve 11'li hece ölçüsüdür. Bir âşık olarak bireysel ve toplumsal konulara karşı hassas ve ilgili olan Çemrek, kendisini duygusal olarak etkileyen olumlu ve olumsuz durumlarda kalemi eline almış ve duygularını, eleştirilerini şiirle ifade etmiştir.

Şiirlerinde işlediği konular toplumsal aksaklıklar, millî-manevi duygular, birlik beraberlik, gurbet, tabiat güzellikleri, Müslümanlık, ulu şahsiyetler, devlet büyükleri, ilim öğrenmek, ölüm gibi geniş bir yelpazeye sahiptir. Şiiri duygu ve düşüncelerini anlatmada sık başvurduğu bir araç olarak kullanan Çemrek, özellikle kendi yakın çevresiyle ve devlet büyükleriyle ilgili konularda yazdığı şiirlerinde üslubu olabildiğince samimi ve sohbet edasındadır. Çemrek, şiirlerini Türkü Savaşçısı isimli eserde bir araya getirmiştir. Otobiyografik tarzda kaleme aldığı eserinin başında Çemrek, önce ailesinin kökenlerini ve günümüze doğru soy ağacını tafsilatlı olarak yazmıştır. Ardından anne-babası, doğumundan itibaren kendi hayatı, çocukluğundan günümüze anıları, köyü ve kendi ailesi konularında bilgiler vermiştir. Kitabın geri kalan kısmında ise 150 adet şiirine yer vermiştir.

Kaynakça
Çemrek, Hüseyin (2009). Türkü Savaşçısı. Ankara: Bilim Matbaası.

Küçük, Bediye, K. Yöntem, Ö. Özdemir, M. Kellecioğlu, S. Keskin (2008). “Hüseyin Çemrek (Âşık Çoban)”. Sazın ve Sözün Sultanları I, Ed. Fatma Ahsen Turan, Başak Uysal. Ankara: Gazi Kitabevi. s. 241-248.

Madde Yazım Bilgileri
Yazar: DR. ÖĞR. ÜYESİ AHMET DAĞLI
Yayın Tarihi: 06.03.2019

Eser Adı Yayın evi Basım yılı Eser türü
Türkü Savaşçısı Bilim Matbaası / Ankara 2009 Otobiyografi
?
(d. 01.03.1951 / ö. 15.06.2020)
âşık
(Âşık ve Tekke / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı Hüseyin Çemrek olan âşık, 1 Mart 1951'de Amasya’nın Gümüşhacıköy ilçesine bağlı Yukarı Ovacık köyünde doğmuştur. Ailesinin kökenleri Orta Asya Türkmenlerine dayanmaktadır. Sülalesine Deli Hasanlar denilir. Deli Hasan, Çemrek’in İspir tarafında yaşayan dedelerindendir ve bir âşıktır. 93 Harbi’nde (1877-78) Kızılbaş isyanlarında idam edileceği kararını haber alınca önce Samsun Alaçam’a, sonra Amasya Gümüşhacıköy ilçesi Hamamözü beldesine göç eder. Deli Hasan’dan sonra Hüseyin Çemrek, sülalede saza merak saran ikinci kişidir (Çemrek 2010: 18-19).

Yukarı Ovacık köyü, Alevi-Sünnilerin birlikte yaşadığı ve her iki kültürü de birlikte devam ettirdikleri, kız alıp verdikleri bir yerleşim birimidir. Çemrek’in gençlik dönemine kadar yaşadığı ve çobanlık yaptığı bu köy, kış aylarında âşıkların uğradığı bir yerdir. Çemrek burada Âşık Veysel, Kul Hüseyin, Deli Boran, Âşık Cezayir, Çorumlu İsmail Ağa gibi âşıkları dinleme imkanı bulmuş, köy odasında onlara hizmet etmiştir. Çobanlık döneminde ağabeyinin kendisine yaptığı tahta kepçeden saz ile çalmayı öğrenen Hüseyin Çemrek, sonrasında şiirler yazıp besteler yapmaya başlamıştır. Öyle ki İstanbul’da yaşayan ve Çemrek’i dinleyen köylüsü İsmail ağa onu İstanbul’a götürüp sahneye çıkarmış ve sahneye çağırırken onu Çoban Hüseyin diye anons etmiştir. Plak şirketi sahibi, başında tiftik külahı olan on yedi yaşındaki Çoban Hüseyin’e ilk plağını doldurtmuş ve Çemrek bu plakla 1968 yılında “altın plak” ödülü almıştır. Sonrasında 58 plak daha çıkarmıştır (Küçük vd. 2010: 241). İlk sahneye “Çoban Hüseyin” şeklinde çağrılmasından itibaren şiirlerinde mahlas olarak Çoban ve Çoban Hüseyin'i kullanmaktadır.

Konserlere, radyo ve televizyon programlarına çıkan, köy seyirlik oyunları yazan, tiyatroda oynayan şairin, âşıklık geleneğinin yaşamasında önemine inandığı dernek faaliyetleri konusunda da uzun süreli ve önemli çalışmaları olmuştur. Âşıklık hayatının 40 yılını dernek başkanlıklarıyla geçiren şair, Halk Âşıkları Kültür ve Araştırma Derneğinin (AŞ–DER) kurucusudur ve bu çatı altında tiyatro oyunu yazıp sahneye koymak da dâhil birçok etkinlikler yapmıştır. Çemrek, komünizm propagandası yapmak suçlamasıyla 1973’te İzmit Cezaevinde altı ay on gün hapis yatmıştır (Çemrek 2010: 43-44).

Sazı ve sözü kendi kendine öğrenen Hüseyin Çemrek, bir ustanın yanında yetişmediği için çıraklık kalfalık eğitimi görmemiştir ancak kendisi Erzincanlı Davut Sularî, Âşık Veysel ve Maraşlı Kul Ahmet’i örnek aldığını söyler. Kendisi badeli âşıklığa inanmamakta, bunun âşıklık itibarının yükselmesi için kullanıldığını düşünmektedir. Badeli âşık olduğunu iddia eden âşıkların halkla münasebetlerini kestiklerini söyler. Ancak yine de âşıklığın Allah tarafından verilen bir yetenek olduğuna inanır. Son yüzyıl âşıklarından olan Çemrek, bir âşık koluna mensup değildir. Çemrek’in atışma yeteneği olmakla birlikte bundan uzak durmayı tercih etmektedir. Bu geleneğinin geçmişte tarihî, felsefî ve dinî konularda birbirlerini sınama şeklinde iken günümüzde küçük düşürme ve küfür içerikli yapıldığından şikayet etmektedir (Küçük vd. 2010: 243-245).

Âşıklık geleneğinin bugünkü durumuyla ilgili Çemrek artık devletin, üniversitelerin ve halkın bu geleneğe ilgi göstermediğini, dinleyicisinin de kalmadığını, geleneğin sona ermek üzere olduğunu söyler. Ona göre Türkiye’de âşık, bir elin parmaklarıyla gösterecek kadar azalmıştır (Çemrek 2010: 46).

Çemrek bütün şiirlerini halk şiiri tarzında; hece ölçüsüyle, dörtlük nazım birimiyle ve ölçülü kafiyeli yazmıştır. Şiirlerinde işlediği konular çoğunlukla tasavvufi ve sosyal mesaj içeriklidir. O şiirlerini tek bir güzele değil belirsiz şahıslara yönelik yazmıştır. Şiirlerine bakıldığında genel olarak halk şiirinin şekil ve içerik özelliklerini barındırdığı görülür. Kullandığı ölçü genellikle 7, 8 ve 11'li hece ölçüsüdür. Bir âşık olarak bireysel ve toplumsal konulara karşı hassas ve ilgili olan Çemrek, kendisini duygusal olarak etkileyen olumlu ve olumsuz durumlarda kalemi eline almış ve duygularını, eleştirilerini şiirle ifade etmiştir.

Şiirlerinde işlediği konular toplumsal aksaklıklar, millî-manevi duygular, birlik beraberlik, gurbet, tabiat güzellikleri, Müslümanlık, ulu şahsiyetler, devlet büyükleri, ilim öğrenmek, ölüm gibi geniş bir yelpazeye sahiptir. Şiiri duygu ve düşüncelerini anlatmada sık başvurduğu bir araç olarak kullanan Çemrek, özellikle kendi yakın çevresiyle ve devlet büyükleriyle ilgili konularda yazdığı şiirlerinde üslubu olabildiğince samimi ve sohbet edasındadır. Çemrek, şiirlerini Türkü Savaşçısı isimli eserde bir araya getirmiştir. Otobiyografik tarzda kaleme aldığı eserinin başında Çemrek, önce ailesinin kökenlerini ve günümüze doğru soy ağacını tafsilatlı olarak yazmıştır. Ardından anne-babası, doğumundan itibaren kendi hayatı, çocukluğundan günümüze anıları, köyü ve kendi ailesi konularında bilgiler vermiştir. Kitabın geri kalan kısmında ise 150 adet şiirine yer vermiştir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X