Amasya THY-SKYLİFE Dergisinin Haziran Sayısında

Türk Hava Yolları’nın (THY) yayınladığı Skylife Dergisi, 2019 Haziran ayı sayısında ‘Dağların Arasındaki Saklı Cevher: Amasya’ başlıklı özel dosyaya yer verildi.

KÜLTÜR - SANAT - 20-06-2019 09:58

Türk Hava Yları’nın (THY) yayınladığı Skylife Dergisi, 2019 Haziran ayı sayısında ‘Dağların Arasındaki Saklı Cevher: Amasya’ başlıklı özel dosyaya yer verildi.

En fazla ülkeye uçan havayu ünvanlı THY, her ay 300 bin adet basılıp ortama 5 milyon ycuna ulaştırdığı prestijli dergisinde ‘özel dosya’ çışması ile turizmin parlayan yıldızı ili in güzelliklerini sayfarından yansıttı.

Sezgi Olgaç’ın hazırlayıp Ahmet Çetintaş’ın fotoğrafladığı bölümde şehri in tarihi, doğ ve kültürel zenginlikleri okuyucuya aktarıldı.

Dağların Arasındaki Saklı Cevher: Amasya

Dağlar arasında, yemyeşil bir ırmağın iki yanındaki düzlüğe kurulu Amasya, en uzak çağlardan beri krları, hükümdarları, şehzadeleri ağırladı. Bugünse doğaya ve tarihe meraklı gezginleri misafir ediyor.

Bazı şehirler e kapılarını açmak için en doğru zamanı bekler. Doğup büyüdüğüm Kara’de daha önce yakından tanıma fırsatı amadığım Amasya’ya doğru, dağların ardındaki bir sır perdesini aramaya gider gibi çıkıyorum ya. Tarihin çeşitli dönemlerinde Amasseia, Amasia, Amasiyye diye adlandırılmış̧, adı neredeyse hiçbir değişikliğe uğramadan bugüne kadar gelebilmiş̧ Amasya şehri; coğrafi güzelliğini, kültürel değerlerini de zamana karşı korumayı bilmiş̧. Mimariden arkeoji ve gastronomiye b keşifle geçecek gezimin ilk hedefi belli: Yeşilırmak kıyısında bir yürüyüş ve orada boylu boyunca uzanan Yıboyu Evleri’nin keşfi.

Görkemli dağların arasından akan, yemyeşil, capcanlı Yeşilırmak’a Antik Çağ’da “İris” denirmiş̧. Gerçekten de Yeşilırmak Amasya’nın orta yerine yerleşmiş̧, derin bakışlı, yeşil bir göz bebeği gibi. Tam karşımdaki Harşena Dağı’na baktığımda gözüme ilk çarpan; kemle çizilmişe benzeyen Yıboyu Evleri uyor. Sanki bir dönem filminin içindeyim, ama hangi dönem duğunu kestirmek güç̧. Hemen arkada kayarın içine oyulmuş̧, dağın elerini birer taç̧ gibi süsleyen Kr Kaya Mezarları… Osmanlı şehzadelerine ve onların videlerine 150 yıldan fazla bir süre ev sahipliği yapmış̧ Kızlar Sarayı bölgesi Pontus krlarından kma bu mezarlara komşuluk ediyor. Harşena Dağı’nın doruğunda ise ak utlara karışmış̧ Amasya Kesi... Amasya’ya bir noktadan baktığımda bile tarih, bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçiyor.

Amasya’da doğan, Anadu’nun ünlü coğrafyacısı Strabon’un şu sözü kentin uzun geçmişini özetler gibi: “Her ne kadar şimdi bir eyet ise de Amasya vaktiyle krlara aitti.” Pontus Krlığı, Hititler, Roma, Bizans ve Selçukluların ardından uzun yıllar Osmanlı dönemini yaşayan Amasya’da tüm bu medetlerin izleri var. Karşıma köprülerin, hanların, medreselerin, hamamların, anıt mezarların çıktığı şehir bir açık hava müzesi âdeta. Tarihini sahiplenmeyen kentlerin geleceğinin amayacağını bilen Amasyılar, bu büyük mirası çeşitli müzelerde korumaya mış̧. Helenistik dönem kıntılarından İlhanlı dönemi mumyarına, Bizans heykellerinden Roma lahitlerine dek pek çok farklı medetten eserler barındıran Amasya Arkeoji Müzesi, şehrin derinlerine inmek isteyenler için iyi bir başlama noktası.

Osmanlı döneminde şehzadelerin sancak beyliği yaptığı şehir mak, Amasya’ya bir misyon ve güç̧ bahşettiği gibi Osmanlı’ya ve şehzadelere dair hatırar da kazandırmış̧. Bütün bu miras Şehzadeler Müzesi’nde canlılığını koruyor. Yeşilırmak kıyısındaki Yıboyu Evleri’nin en güzellerinden biri iki katlı bir müzeye dönüştürülmüş. Ararında II. Murad, II. Bayezid gibi tahta çıkanların da unduğu şehzadelerin bmumu heykelleri karşımda nefes ıyor sanki. Şehzadelerin öyküleri ve konağın Osmanlı saraylarını çağrıştıran etkileyici iç̧ dekoru beni Osmanlı’nın yükselme devrinde bir yculuğa çıkarıyor.

Kendi yuma devam edip rengârenk örtülerin, mis kokulu sabunların, Amasya’ya has çiçek bamyarının, misket elmarının süslediği tezgâhların arasından geçerken “Bu şehre gelenler Harşena Dağı’nın elerindeki Hatu Mahlesi’nde kaybmadan dönmemeli.” diye düşünüyorum. Sultan II. Bayezid için oğlu Amasya visi Şehzade Ahmed’in yaptırdığı Sultan II. Bayezid Külliyesi, cephesindeki turkuaz çinilerle kendini hemen belli eden Selçuklu eseri Gökmedrese Camii, sekizgen yapısıyla Kapı Ağa (Büyük Ağa) Medresesi gibi Osmanlı ve Selçuklu yapılarıysa Amasya gezimin yıldızları arak belleğimde ve gönlümde yerini ıyor.

Hayran ğım yerlerden biride İlhanlılar döneminden kan, önce taç kapısının zarafetiyle sonra da hikâyesiyle beni büyüleyen Darüşşifa uyor. 1308-1309 yılları arasında inşa edilen yapı, yüzyıllar boyunca hekimlerin yetiştiği bir okul, hastarın şifa duğu bir hastane arak kullanılmış̧. Türk tıp tarihinin önemli hekimlerinden Şerefeddin Sabuncuoğlu’nu da yetiştiren Darüşşifa, bugün Sabuncuoğlu Tıp ve Cerrahi Tarihi Müzesi arak onun ismiyle anılan benzer bir müze. Ruhs rahatsızlıklar için müziğin iyileştirici gücünün kullanıldığı Darüşşifa’yı gezerken hangi makam hangi hastığa iyi gelir, sesinin ruha etkilerinelerdir öğreniyor, bir yandan da ruhumu dinlendiriyorum.

Amasya’da medetlerin tarihi kadar, aşkların tarihine de kulak vermeli insan. Azerbaycan’ın Erzen kentinin kadın hükümdarı Mehmene Banu’nun kız kardeşi Prenses Şirin’le usta nakkaş̧ Ferhat’ın aşkını anlatan Ferhat ile Şirin efsanesi, Anadu’da yüzyıllardır Amasya’yla birlikte anılıyor. Amasya-Tokat yu üzerindeki antik kanlarına bu efsa ya çıkılarak Ferhat Su Kanı denmiş̧ ve geçtiği yıllarda bu bölgeye Ferhat ile Şirin Âşıklar Müzesi kurulmuş̧. Müzede Kerem ile Aslı, Mimar Sinan-Mihrimah Sultan ve hatta Romeo ve Juliet’e kadar uzanan, bmumu heykeller ve ışıklandırmarla du, sürprizli bir “aşk resmigeçidi” ne tanık uyorum.

Amasya’ya 60 kilometre mesafedeki zümrüt yeşili Boraboy Gölü’ndeyse bambaşka bir dünya var. Bungovlarda bir hafta sonu tatili yapmak ya da doğayla baş başa bir gün geçirmek için Orta Kara’de gidilebilecek en güzel yerlerden biri an Boraboy, Amasyıların da gözdesi. Üstelik buradan Amasya’ya dönüş̧ yunda başka bir sürpriz saklı. Ziyaret kasabası yakınlarında, bir başka kaya mezarı an Aynı Mağara, y ında tüm heybetiyle birden karşıma çıkıyor. Alınlığındaki yazıt, Antik Yunan harfleriyle “Rahip Tes’e ait bir mezar" duğunu anlatıyor ve büyüleyici bir etkisi var. Adının Aynı Mağara masının sebebiyse cephesine günışığı vurduğunda parlaması.

Geceleri Amasya bir mas âlemine dönüşüyor. Yıboyu’ndaki zarafet timsi Osmanlı evleri, gece rengârenk ışıkları yandığında bir başka parlamaya başlıyor. Hele bir de ayın şavkı Yeşilırmak larına vurmuşsa... Ortaya çıkan manzarar Van Gogh’un tablarını anımsatıyor insana âdeta.

Irmak ında doku değiştirilmeden yenilenmiş̧, otel ya da restorana dönüştürülmüş̧ bazı konaklarda şehrin gastronomi cevherleri saklı. Orijin görünümü korunarak otele dönüştürülmüş̧ Sarı Konak Otel’in Amasya’ya has fırın keşkeğini, meşhur haşhaşlı çöreğini ve bakla dmasını yemeye; şık atmosferini hissetmeye değer. Yöreye özgü̈ tırtıl tatlısı Seher Ana’nın yerinde, nefis lezzetlerdeki çeşit çeşit mantı ise Hatu’deki Anadu Mantı Evi’nde denenmeli.

Amasya’ya dair anlatılacaklar bitmez… Son bakır semaver ustası Mustafa Sofu’nun mütevazı ama hikâyelerle du atölyesi, huzurlu bahçesi ve zarif şadırvanıyla Mehmet Paşa Camii, yakın zamanda yenilenmiş̧ tarihî Sofular Mahlesi, yeni açılan Şeyh Hamdullah Yazı Tarihi ve Hüsn-i Hat Müzesi, Selçuklulardan kan Burmı Minare Camii, Bizans kilisesinden dönüştürülmüş̧ Fethiye Camii... Daha neler neler! Hem dünün hem bugünün şehri mayı başarmış̧ bu kadim kentte yarınlara bırakılacak daha nice hikâye var.

Günün Diğer Haberleri