Karagöz, basının demokrasinin temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak, gazetecilerin toplumun doğru, tarafsız ve zamanında bilgiye ulaşmasında hayati bir rol üstlendiğini ifade etti.
Basının, halkın gözü, kulağı ve vicdanı olduğuna dikkat çeken Karagöz, gazeteciliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda büyük bir fedakârlık ve kamusal sorumluluk alanı olduğunu belirtti. Gazetecilerin savaşta, afette ve kriz anlarında gece gündüz demeden halkın haber alma hakkı için görev yaptığını dile getiren Karagöz, kamu yararını esas alan her haberin demokrasiyi güçlendirdiğini kaydetti.
Açıklamasında Türkiye’de gazetecilik mesleğinin ciddi baskılarla karşı karşıya olduğunu savunan Karagöz, sansür uygulamaları, yargı tehditleri ve ekonomik güvencesizliğin basın özgürlüğünü giderek daralttığını ifade etti. Gerçeği yazan gazetecilerin soruşturmalarla sindirildiğini belirten Karagöz, bu baskı ortamının yalnızca gazetecileri değil, halkın haber alma hakkını da doğrudan ihlal ettiğini söyledi.
“Özgür olmayan basın, özgür olmayan toplum demektir” diyen Karagöz, basının susturulduğu yerde demokrasinin zayıfladığını, adaletin yara aldığını ve toplumsal barışın zarar gördüğünü vurguladı. Basın özgürlüğünü savunmanın, demokrasiden yana olan herkesin ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti.
CHP’li Karagöz, kalemini satmayan ve meslek onurunu koruyan basın emekçilerinin yanında olmaya devam edeceklerini belirterek, gazetecilerin özgürce yazabildiği ve eleştirinin suç sayılmadığı bir Türkiye için mücadeleyi sürdüreceklerini dile getirdi.
Açıklamasının sonunda Reşat Karagöz, tüm basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlayarak, görevleri sırasında hayatını kaybeden gazetecileri saygı ve rahmetle andı; özgür, bağımsız ve güçlü bir basın düzeninin en kısa sürede tesis edilmesi temennisinde bulundu.







