GÜNCEL
Giriş Tarihi : 04-12-2021 10:19

  Güncelleme : 04-12-2021 10:19

Bugün 4 Aralık Dünya Madenciler Günü: 'Kazaların neredeyse tamamı önlenebilir'

4 Aralık'ta başta Soma Faciası olmak üzere ölümlü kazaların acısı hâlâ tazeyken, madenciler kazaların önlenebilir olduğuna ve işçilerin örgütlenmesinin önemine dikkat çekiyor.

Bugün 4 Aralık Dünya Madenciler Günü: 'Kazaların neredeyse tamamı önlenebilir'

Tarihi çok eskilere dayanan madencilik ülkemizde de önemli bir yer tutuyor. Ancak 4 Aralık Dünya Madenciler Günü bu yıl da kaza, ölüm, ihmallerle hatırlanıyor.

Soma Katliamı'na kadar ülkemizde gerçekleşen en büyük maden kazası Kozlu Maden Faciası'ydı. 3 Mart 1992 tarihinde Zonguldak'ın Kozlu ilçesindeki taş kömürü ocağında meydana gelen zincirleme patlamalarda 263 madenci yaşamını yitirmişti. Patlamanın ardından yeraltında çıkan yangınların denetim altına alınamaması ve ocağın tüm katlarındaki göçükler ve ulaşım yolları tahribatı nedeniyle ocak yüzey açıklıklarından kapatılmıştı. Kazadan kurtulanların ifadelerini temel alan soruşturmada kazanın oluşma nedenleri tam olarak açıklığa kavuşturulamadı.

AKP’li yıllarda da madenci katliamları arttı. İSİG Meclisi'nin açıklamasına göre, 2001'den bu yana madenlerde en az 1890 maden işçisi yaşamını yitirdi. "Taşeronlaştırma, göçmen ve kaçak işçilik" gibi güvencesiz çalıştırma biçimlerine vurgu yapılan açıklamada, "Soma, Karadon, Küre, Mustafakemalpaşa, Ermenek, Gediz, Dursunbey, Şirvan, Çöllolar, Aşkale ve Kozlu katliamları yakın geçmişimizde yaşadığımız toplu iş cinayetleridir. Bu tablodan da anlaşılacağı gibi 12 Eylül’le başlayan neo-liberal politikalar, devamı olan AKP iktidarı döneminde derinleştirilmiştir" denildi.

Devletin işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında son derece duyarsız kaldığı ve maden işçilerinin ölüm istatistiklerinin bile çelişkili ve yetersiz olduğunun altı çizildi.

Soma'nın acısı hâlâ taze
Cumhuriyet tarihinin en büyük işçi katliamı olarak kayıtlara geçen 2014'te Manisa'da gerçekleşen Soma faciasındaysa 301 işçi yaşamını yitirmişti.

Soma 301 Madenciler Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı İsmail Çolak, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü'nde madencilerin çalışma koşullarına dikkat çekerek, gerekli önlemlerin alınmasını istedi.

soL'a konuşan Çolak, "Hiçbir çocuğun babasız, hiçbir baba-annenin evlatsız kalmadığı, insanların eşlerini yakınlarını yitirmediği çalışma şartları oluşturulmalı" dedi. "Umarım böyle 4 Aralıklar görebileceğiz" diyen Çolak, "Bizler için bugün zor bir gün. Emekli bir madenci olarak tüm önlemlerin alındığı o günlerin gelmesini diliyorum" şeklinde konuştu.

'Kazaların neredeyse tamamı önlenebilir'
TMMOB Maden Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Aykut Akdemir de madencilikte teknik anlamda değil fakat üretim ilişkileri açısından ilkellik olduğuna dikkat çekti. soL'a konuşan Akdemir, "Madenciliğin tehlikesi çoklu ölümlerden kaynaklanıyor. Ancak neredeyse bütün kazalar önlenebilir" dedi.

Asıl denetim mekanizması işçinin kendi örgütlülüğü olduğunu vurgulayan Akdemir şunları söyledi:

"Ülkemizde madencilik teknik anlamda ilkel değil. İlkellik tanımı üretim ilişkilerinde ve patronlarda geçerli. Aslında madencilikteki kazalar diğer sektörlerdeki kadar yüksek değil ve çoğu da taş ocakları ile mermer ocaklarında gerçekleşiyor. Yeraltında gerçekleşenlerse çoklu ölümle olarak karşımıza çıkıyor. İnşaat ve metal sektörü iş kazalarının yaşandığı sektörler. 
Madenciliğin tehlikesi de çoklu ölümlerden kaynaklanıyor. Ancak neredeyse bütün kazalar önlenebilir. 100 kazanın 91'i çalışanların tehlikeli hareketlerinden kaynaklı.Yüzde7-8 kadarı üretimden, makine-ekipmandan, projelendirmeden yani yönetim biçiminden, yüzde 1-2 kadar da önlenemez kazalar.
İşçilerden kaynaklı kısmının da büyük bölümü çözülebilir ama üretim ilişkilerinin düzenlenmesi gerekiyor önce. İşçiye 'Çok çalışırsan çok para veririm' mantığıyla Soma'daki gibi 'prim' kavramıyla yaklaşılmamalı. Bundan kurtulmak gerekiyor. Çalışma sürelerinin düzenlenmesi gerekiyor. En önemlisiyse çalışanların ücretleri. Bu ücretler yaşam standartlarını yakalaması gerekiyor ki, işe geldiğinde işçi bunları düşünmesin. Bu önemli bir faktör. Tabii ki eğitim de oldukça önemli. İşçiler sınava girecek artık, mesleki yeterlilik kurumu sınav yapacak, sınavdan geçerlerse belge alıp öyle çalışabilecekler. Belgesi olmayanlar çalışamayacaklar. Alınması gereken eğitim süreciyse Türkiye'de tamamlanabilmış değil, buna karşılık gelen, bunu gerçekleştirebilecek bir kurum da yok henüz malesef. Ama kesinlikle işçinin eğitilmesi de ihtiyaç var.
'Asıl denetim mekanizması işçinin kendi örgütlülüğü'
Yeraltı maden ocaklarında geniş alanda 10 kişi çalışmıyor, dar alanda 200 kişi çalışıyor. Risk buralardan başlıyor. Emek yoğun bir alan olduğundan patronlar açısından da kullanışlı bir sektör ayrıca. Bu sektörde çok yatırım yapmazsınız, yalnızca işçiye yatırım yaparsınız.
Denetim kısmı da tartışmalı. Denetimi kim yapacak? 3'lü bir sac ayağından bahsediliyor: Devlet, işveren, işçi ya da örgütü. Devlet zaten daha önce sizin tarafınızdan seçilmiş, işverense her zaman standart bir tavır içerisinde. Önemli olan burada işçi ayağında aslında. İşçinin nasıl tavır aldığı. Asıl denetim mekanizması da işçinin kendi örgütlülüğü. Özellikle iş güvenliği sürecinde işçinin de dahil olması gerekiyor. Örneğin Soma'da güçlü bir sendika olsaydı bu kaza olmazdı."
Dünyada durum ne?
Dünyada da özellikle kömür madenlerinde çok ölümlü, büyük maden kazaları yaşanmaya devam ediyor.

Bazı önemli maden kazaları şöyle:

Çin’in Liaoning eyaletinde Benzi yakınında Honkeiko kömür madeninde 26 Nisan 1942'de, dünyanın en çok ölümlü kömür madeni kazası meydana geldi.Madende gaz ve kömür tozu karışımının neden olduğu patlamada bin 549 kişi hayatını kaybetti. Patlamada maden kuyusunun girişi kapandı. 
Fransa’da 10 Mart 1906'da meydana gelen kazada, bin 99 kişi hayatını kaybetti. Dünya tarihinin en ölümlü ikinci kömür madeni kazasının nedeni, kuyulardan birinde çıkan yangının yol açtığı büyük patlama olarak biliniyor.
Kaza, 15 Aralık 1914'te Japonya’nın Kyuşu adasında Mitsubişi Hojyo kömür madeninde meydana geldi. Japonya tarihinin en ölümlü maden kazasında, 687 kişi yaşamını yitirdi.
1975’teki Hindistan’ın Chasnala maden kazasında 375 kişi hayatını kaybetti.
İtalya’da 1985’te 268 kişinin öldüğü kaza ise son 50 yıldaki en ölümcül üçüncü maden faciası olarak kayıtlara geçti. 
5 Ağustos 2010 günü Şili’de bir bakır madeni ocağında meydana gelen kazadaysa, 33 işçi mahsur kalmış ve kazanın hemen ardından başlatılan çalışmalar sonucunda, kazadan 16 gün sonra işçilerin bir güvenlik odasına sığındıkları anlaşılmıştı. 69 gün sonra da işçiler sağ olarak kurtarılmıştı. 
Türkiye'de şimdiye kadar yaşanan bazı önemli maden ocağı kazaları şöyle:

7 Mart 1983: Armutçuk'ta grizu patlaması (103 kişi).

7 Şubat 1990: Amasya Yeni Çeltik'te grizu patlaması (68 kişi).

3 Mart 1992: Kozlu'da grizu patlaması (263 kişi).

26 Mart 1995: Yozgat'ın Sorgun ilçesinde grizu patlaması (37 kişi).

8 Eylül 2004: Kastamonu'nun Küre ilçesinde yangın (19 ölü).

2 Haziran 2006: Balıkesir'in Dursunbey ilçesinde grizu patlaması (17 kişi).

10 Aralık 2009: Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesinde grizu patlaması (19 kişi).

17 Mayıs 2010: Zonguldak'ta grizu patlaması (30 kişi).

13 Mayıs 2014: Soma Maden Katliamı (301 kişi).
Kaynak: Haber sol/ASLI İNANMIŞIK