Amasya'da Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) tarafından yürütülmesi planlanan Karadeniz Petrol ve Doğal Gaz Arama ve Üretim Projesi kapsamında alınan acele kamulaştırma kararına karşı hukuki süreç başlatıldı.

Av.Sadiye Çelik  Karamelek tarafından 2 Kasım 2026 günü açılan Acele Kamulaştırma İptal davasında 3 köy tüzel kişiliği ve 7 sulama kooperatifinin vekaletiyle, Amasya'nın su kaynaklarını, tarım alanlarını ve yaşam alanlarını korumak için Danıştay'a başvuruldu.

Dava dilekçesinde; acele kamulaştırmanın somut gerekçelere dayanmadığı, hangi taşınmazın hangi tesis için ve neden acil olarak kamulaştırılacağının yeterince açıklanmadığı vurgulandı.

EN BÜYÜK ENDİŞEMİZ SU KAYNAKLARIMIZ!

Merzifon ve Gümüşhacıköy ovalarının yeraltı su kaynakları, içme suyu kuyuları ve sulama sistemleri bölgemizin en önemli yaşam damarlarıdır.

Yeraltı su seviyelerinin yıllar içerisinde ciddi ölçüde düşüş gösterdiği bir bölgede, petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerinin su kaynakları üzerindeki olası etkileri bilimsel ve teknik araştırmalarla ortaya konulmalıdır.

Merzifon Ovası'nın büyük ova koruma statüsü, tarımsal üretim, sulama altyapısı, deprem riski ve çevresel etkiler de dava kapsamında gündeme taşındı.

Bizim için mesele yalnızca birkaç parselin kamulaştırılması değildir. Mesele; köylerimizin geleceği, çiftçimizin üretimi, içme suyumuz ve gelecek kuşaklara bırakacağımız yaşam alanlarıdır.

BURADAN TÜM AMASYA'YA ÇAĞRIMIZDIR!

Bu mücadele birkaç köyün, birkaç kooperatifin veya belirli bir bölgenin mücadelesi değildir. Amasya'nın ortak yaşam kaynaklarını koruma mücadelesidir.

Başta Amasya merkez ve ilçelerindeki belediyelerimiz, köy muhtarlarımız, sulama kooperatiflerimiz, ziraat odalarımız, meslek odalarımız, çevre platformlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız ve bütün hemşehrilerimiz olmak üzere herkesi bu konuda sorumluluk almaya ve ortak hareket etmeye çağırıyoruz.

Farklılıklarımızı bir kenara bırakarak suyumuz, toprağımız ve geleceğimiz için bir araya gelmeliyiz.

Unutmayalım ki suyumuzu kaybedersek tarımımızı, tarımımızı kaybedersek üretimimizi, yaşam kaynaklarımızı kaybedersek geleceğimizi kaybederiz.

Biz kalkınmaya değil, yaşam kaynaklarımızın zarar görmesine karşıyız. Enerji yatırımları yapılırken doğanın, suyun, tarımın ve insanların yaşam hakkının korunması gerektiğine inanıyoruz.

Bu topraklar sadece bugünün değil, çocuklarımızın ve torunlarımızın da yaşam alanıdır. Onlara susuz, verimsiz ve yaşanamaz bir gelecek bırakmamak hepimizin sorumluluğudur.


GÜMÜŞHACIKÖY ÇEVRE PLATFORMU