D Ü N D E N B U G Ü N E Y E Ş İ L I R M A K
Bu yazım ile, aklımın erdiğinden günümüze Amasya nın simge varlıkları olan YEŞİLIRMAK YALÇINKAYA ikilisinden, can damarı olan Yeşilırmak ın yaşadığı iyilikleri ve gördüğü kötülükleri anlatmaya çalışacağım.
İki bin yılı aşkın zaman içerisinde, bahçelere ve yunaklara su temin etmek veya un fabrika ve değirmenlerine güç sağlamak için ırmak sularından faydalanmanın yolu bentler ile elde edilmiş.
Ancak ırmak taşkınlarının can ve mal zararına yol açması sebebiyle 1943 yılında kabul edilen 4373 sayılı" taşkın sulara ve su baskınlarına karşı korunma" kanunu gereğince, 1957 yılından itibaren akarsular üzerindeki bentler yıkılmış, bent kazıkları ise devam eden zaman içerisinde peyderpey sökülmüştür. Burada hemen belirtmeliyim, bentlerin sökülmesinin taşkınları ne kadar önlediğini (önleyemediğini) 16 mayıs 1980 Yeşilırmak baskınında Boraboy dan gelen kayıklarla evlerinin 2 nci katında ekmek alan, o zamanın Gökmedrese mahallesine bağlı Bahçeli evler sakinleri iyi bilir.
1 -- Dünyamızın kuruluşundan beri Yeşilırmak ın büyük kolu olan ALMUS, Mitolojik adı İRİS namı ile Amasya dan geçmektedir,
1975 yılında yapımına başlanarak 1989 yılında inşaatı tamamlanan Köklüce tüneli ile yazın en kurak zamanda Amasya dan geçmekte olan suyun yarıdan fazlası kadar debi tünel ile Kelkit koluna aktarılmaktadır.
a - Önemli hacimdeki ırmak suyunun azalması sebebiyle meydana gelen balık ölümlerinin ve suda yaşam imkansızlığının baş sorumlusu halkın zan ettiği gibi sadece Turhal Şeker fabrikası değil Köklüce tüneli işletmeci firması Gül A.Ş dir.
b - Almus kolundan su alan Tokat merkez ilçesi ile Almus ve Turhal ilçelerinin eksiğini Tokat, Kelkit kolundan beslenen Niksar ve Erbaa ilçeleri ile dengelemektedir. Amasya ise halkına sorulmadan rızası alınmadan yapılan uygulamayla, merkez ve Taşova ilçeleri ile azalan su sorunları ile baş başa kalmış durumdadır.
2 -- 1979 yılında D.S.İ nin yaptığı Hükumet köprüye göz ilavesi ile genişleyen ırmak yatağı kentin öğünç konusu olan Pontus köprü kemerlerinin daha bir görünmesine sebep olan değerli bir projedir.
3 -- 2010 lu yılların içinde Yeşilırmak a 180 beton kazık çakılarak yapılan kayık yüzdürme hevesli su şişirmesi;
a -- Yürürlüğünü muhafaza eden 4373 sayılı Taşkın sularına ve su baskınlarına karşı korunma kanununa aykırıdır.
b -- Dolap ve fabrika bentleri gibi sızdırma ve kaçırma durumları olmadığından, Akarsuların ve düzgün eğimli kolektörlerin "kendi kendini temizleme" işlevini yapamadığı için, tabanda biriken kötü kokulu lığ tabakası ile güzel kokan Amasya yı kötü kokan kent olarak anılır hale koymuştur.
c -- Kent zeminin en az 6,5 metre yükseldiğinin görünen belgesi olan Pontus köprü kemerlerinin su altında kalmasına sebep olarak yurt dışı turistin izlemesinin önü kesilmiştir.
4 -- D.S.İ Tarafından Yapımına 5 yıl evvel başlanan, Israr, gayret ve inatla sürdürülen yatak kenarlarındaki dolgu işlemi;
a -- Yatak kenarındaki yeşil kenarı ve yaşam ortamını yok ettiği gibi 11 metre genişliğinde işlevi belirsiz bir yer olarak kaldı.
b -- Sosyal medyadaki görüntülerle taşkını önlemek nedeniyle yapıldığı anlaşılan, büyük makinelerle ırmak yatağını genişletme çalışması, yapılmış olan DOLGU ya çelişki oluyor.
c -- T.C. Karayolları Yeşilırmak 1 köprüsünden başlayarak güney istikametinde takriben 3000 metre devam eden iki taraflı yatak doldurma işlemi ( 1x 11 x 3000 ) x 2 = 66.000 metre küp miktarında yatak daralmasına sebep olmuş, bir başka deyişle bu gün Tersakan çayından akmakta olan debiden daha fazlasının yerini taş kum ve çakıl ile doldurarak yatağın küçülmesine sebep olurmuştur.
1 - Soldaki resim 1950 öncesi bir ırmak baskını Gar arazisi,
2 - Asaf ın değirmen yerindeki sulama dolap resmi.








Özellikle bentlerin kaldırılması sonrası taşkınların tamamen önlenemediğine dair verdiği 1980 taşkını örneği, geçmiş uygulamaların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Çünkü mesele sadece “modernleşme” değil, doğanın kendi dengesiyle birlikte düşünülmesi gereken bir süreçtir.
Köklüce Tüneli ile Almus kolundan gelen suyun önemli kısmının Kelkit havzasına aktarılması konusu ise çok daha derin bir tartışmadır. Burada yalnızca teknik bir su yönetimi değil, bölgesel adalet ve havza hakkı meselesi ortaya çıkmaktadır. Bir bölgenin suyunun başka havzalara aktarılması yapılırken, o bölgede yaşayan insanların geleceği, tarımı, ekolojisi ve su ihtiyacı ne kadar hesaba katılmıştır? Bu sorular cevapsız bırakılmamalıdır.
Yazıda dikkatimi çeken en önemli noktalardan biri de Yeşilırmak’ın “akış karakterinin” bozulduğu yönündeki tespittir. Akarsular yalnızca akan su değildir; kendi kendini temizleyen, canlı yaşamını taşıyan doğal sistemlerdir. Beton kazıklarla suyun şişirilmesi, yatağın doldurulması ve doğal eğimin bozulması, kısa vadede görüntü oluşturabilir ama uzun vadede çamurlaşma, kötü koku, balık ölümleri ve taşkın riskini artırabilir.
Pontus köprü kemerlerinin görünmez hale gelmesi de sadece teknik değil kültürel bir kayıptır. Çünkü Yeşilırmak yalnızca su taşımaz; Amasya’nın tarihini, kimliğini ve hafızasını da taşır.
Ben yıllardır şunu savunuyorum:
DOĞAYA YAPILAN HER MÜDAHALE, SADECE BUGÜNÜN DEĞİL GELECEĞİN DE HESABINI VERMEK ZORUNDADIR.
Karadeniz’de HES projelerinde, derelerde, yaylalarda ve maden sahalarında yaşanan tartışmaların benzeri bugün Yeşilırmak üzerinde de yaşanmaktadır. Bilimsel raporlar, halkın görüşü, ekolojik denge ve tarihsel doku birlikte düşünülmeden yapılan her uygulama ileride daha büyük sorunlara dönüşebilir.
Gündüz Türem’in yazısı, katılırsınız ya da katılmazsınız, mutlaka dikkate alınması gereken önemli bir hafıza ve uyarı metnidir. Çünkü şehirler yalnız binalarla değil; nehirleriyle, köprüleriyle, kokusuyla, sesiyle yaşar.
İSMAİL ERDAL
Emekli Eğitimci