Hekimler açısından yalnızca tıbbi müdahalenin doğru şekilde gerçekleştirilmesi değil, sürecin hukuki açıdan da usulüne uygun yürütülmesi büyük önem taşıyor. Özellikle hasta ile hekim arasında yaşanabilecek uyuşmazlıklarda, tıbbi kayıtlar ve aydınlatılmış onam süreci önemli bir rol oynuyor.
İzmir Barosu Sağlık Hukuku Komisyonu Üyesi Avukat Özge Özmen Korkut, hekimlerin olası hukuki sorunlara karşı dikkat etmesi gereken noktalar hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.
İmzalanan Onam Formu Tek Başına Yeterli mi?
Hekimlere yönelik açılan davaların tamamının tıbbi uygulamalardan kaynaklanmadığına dikkat çeken Korkut, bazı uyuşmazlıkların iletişim sorunları, eksik kayıtlar veya yeterli dokümantasyon yapılmaması nedeniyle ortaya çıkabildiğini belirtti.
Bu noktada en önemli konulardan birinin aydınlatılmış onam olduğunu ifade eden Korkut, hastanın yeterli şekilde bilgilendirilmeden tıbbi müdahaleye alınmaması gerektiğini vurguladı.
Ancak hastaya bir onam formu imzalatılmış olmasının tek başına hekimi her durumda hukuken korumadığına dikkat çekildi. Özellikle müdahaleden hemen önce, hastanın belgeyi okuyup değerlendirmesine yeterli zaman tanınmadan imzalatılan formlar, hastanın riskler ve olası komplikasyonlar hakkında gerçekten bilgilendirildiğini kanıtlamak açısından yetersiz kalabiliyor.
Aydınlatılmış onamın temel amacının hastaya yalnızca bir belge imzalatmak olmadığını belirten Korkut, hastanın yapılacak tıbbi işlem, işlemin taşıdığı riskler ve ortaya çıkabilecek komplikasyonlar konusunda anlaşılır ve yeterli şekilde bilgilendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Hastanın kendisine aktarılan bilgileri değerlendirebilmesi ve kendi özgür iradesiyle karar verebilmesi de onam sürecinin önemli unsurları arasında yer alıyor.
Bu nedenle hekimin, hastaya gerekli açıklamaları yaptıktan sonra onam alması ve gerçekleştirilen bilgilendirme sürecini uygun şekilde kayıt altına alması önem taşıyor.
Usulüne uygun şekilde yürütülen ve belgelendirilen aydınlatılmış onam süreci, olası bir hukuki uyuşmazlıkta hastanın riskler konusunda bilgilendirildiğini ve müdahaleyi bu bilgileri değerlendirerek kabul ettiğini ortaya koyabilecek önemli bir delil niteliği taşıyor.
Bilinen ve hastaya açıkça anlatılan bir riskin ya da komplikasyonun meydana gelmesi durumunda ise doğru yürütülmüş aydınlatma ve onam süreci, hekim açısından önemli bir hukuki güvence sağlayabiliyor.
Yabancı Hastalarda Onam Sürecine Dil Engeli Detayı
Yabancı hastalar açısından da temel uygulamanın değişmediğini belirten Korkut, bu hastaların tıbbi müdahale öncesinde anlayabilecekleri bir dilde bilgilendirilmeleri ve aydınlatılmış onamlarının alınması gerektiğini söyledi.
Bu nedenle yabancı hastalarda dil konusu, onam sürecinin en önemli aşamalarından biri olarak öne çıkıyor. Hastanın yapılan açıklamaları anlayabileceği bir dil kullanılmalı, gerekli durumlarda ise tercüman desteğinden yararlanılmalı.
Tercümanın sürece katılımının da uygun şekilde kayıt altına alınmasının, ileride yaşanabilecek hukuki uyuşmazlıklarda önem taşıyabileceği belirtiliyor.
Özellikle Türkçe hazırlanmış bir onam formunun Türkçe bilmeyen bir hastaya imzalatılması halinde, hastanın formdaki bilgileri gerçekten anlayıp anlamadığı konusunda soru işaretleri oluşabiliyor. Bu nedenle içeriğin hastaya doğru şekilde aktarıldığının ve hastanın gerekli bilgilendirmeyi aldığının ortaya konulması gerekiyor.
Onam Formundan Daha Fazlası Gerekiyor
Hukuki açıdan değerlendirildiğinde aydınlatılmış onam, yalnızca hastanın imzasının alınmasından ibaret bir işlem olarak görülmüyor.
Hastanın yapılacak müdahale hakkında bilgilendirilmesi, risk ve komplikasyonların anlaşılır biçimde anlatılması, hastanın karar verebilmesi için uygun koşulların sağlanması ve tüm sürecin gerektiği şekilde kayıt altına alınması önem taşıyor.
Doğru şekilde yürütülen ve belgelenen aydınlatılmış onam süreci, bir yandan hastanın haklarını korurken diğer yandan hekim açısından olası hukuki uyuşmazlıklarda önemli bir ispat ve hukuki korunma aracı oluşturabiliyor.







