BÜYÜKLERE MASALLAR…

Nurettin Celep

29-10-2025 23:23

BÜYÜKLERE MASALLAR…

Birkaç yıl önce, Türkiye’yi yakından takip eden Batılı bir gazeteci, bir soru üzerine, “Türkiye’de gerçekle kurguyu birbirinden ayırt etmek oldukça zor” demişti. Bunun bir yergi mi, yoksa övgü mü olduğu uzunca bir süre tartışılmış sonunda unutulup gitmişti.

Haklıydı insanlar… Unutmayıp da ne yapacaklardı… İnsanların bu tartışmaları sürdürecek ne zamanları, ne de takatleri vardı. İnsanlar, karınlarını doyurmaktan, başlarını sokacak bir ev bulmaktan, çocuklarının eğitiminden başka bir şey düşünmez olmuşlardı. Tarih, felsefe, toplumbilim, ülkenin geleceği, yarınlar… Bunlara kafa yormak artık lükstü, bırakın lüksü tehlikeliydi. Değil mi ki, “İnsan unutmanın şerbetine ekmek kadar muhtaç”tı onlar da yaşamak için, unutmaya mecburlardı.

Taşımak yüktü çünkü… Her biri cihan pehlivanı da olsalar bu yükü taşıyamazlardı, er ya da geç sırtlarından atmak zorunda kalıp unutacaklardı.

Unuttular.

Herkes unuttu.

Fakat her şeyin olduğu gibi bunun da bir bedeli vardı ve er ya da geç bu bedel ödenecekti, hem de faiziyle… Vakit geldi, fatura önlerine kondu, artık ödeme zamanıydı.

Operasyonlar başladı.

Her yeni gün yeni bir operasyon demekti. Henüz sabah mahmurluğunu üzerimizden atmadan, bir başkasına, onu anlamaya çalışırken diğer bir başkasına maruz kalmaya başladı insanlar.

Suç

Eylem

Yasa

Gelenek

Ölçü

Masumiyet… Hiçbirinin önemi yoktu. Hiç kimse bundan muaf değildi. İnsanlar, endişeyle tombala torbasının içindeki rakamlar misali sıranın ne zaman kendilerine geleceğini beklemeye başladılar.

Suç?

Kolaydı.

Olmasa da uyduruluyordu.

Uydurulamazsa, “Gözünün üstünde kaşın, ya da kaşının altında gözün var” denilerek suç yaratılıyordu. İş çığırından çıkmıştı artık...

Öyle ki:

Diploması olup olmadığı tartışmalı olan biri, 35 yıllık diploması olan birini “sahtecilikle” suçlayıp hapse attırıyor, bununla yetinmeyip avukatını da hapse attırıyordu.

 İddianamede “suç örgütü elebaşı” denilen ve hakkında 447 yıl hapis cezası istenen kişi elini kolunu sallayarak dışarıda gezerken, “örgüt” elemanları en ağır şartlarda muhalif olmanın bedelini ödüyorlardı.

Duruşma günü, salonun kapıları kapatılıyor, suçlanan kişinin diğer avukatları ve duruşmayı izleyecek olanlar salona alınmıyordu.

Daha kötüsü, duruşmada, adaleti temsil etmesi gereken yargıç: “Ben devleti temsil ediyorum” diyerek tarihi bir itirafta bulunuyordu.

 Patron çıldırmıştı.

Dur durak bilmiyordu.

Hesap açıktı.

Maksat hâsıl olunca toplum nasıl olsa bunları kanıksayacak, giderek unutacaktı.

Yaşananları izah etmekte güçlük çekenler işin kolayını buldu, bütün bunlar kötü birer şaka olmalıydı. Sıralı, sırasız herkes işi şakaya vurmaya başladı.

Böylelikle hem olayların bir izahını buluyor, hem de eğleniyorlardı.

Kıbrıs’ta seçim yapılacaktı.

İktidar, “Yediemin” Tatar’ın seçimleri kazanması için,  ne kadar sanatçı, futbolcu, siyasetçi eskisi varsa adaya gönderdi.

Sonuç?

Hüsrandı.

Bunun üzerine memleketin en kudretli 2. Adamı Bahçeli:

“KKTC parlamentosu acilen toplanmalı, seçim sonuçları ve federasyona dönüşün kabul edilemeyeceğini ilan etmeli ve Türkiye Cumhuriyeti’ne katılma kararı almalıdır” dedi. Bahçeli’ye göre, “Kıbrıs, Türkiye’nin 83. Vilayeti” olmalıydı.

Bu sözlerin gerçek mi, yoksa kurgu mu olduğuna uzun süre karar veremedi insanlar.

“Yok, canım” dediler, “olmaz böyle bir şey… Uydurmadır. Bahçeli gibi hem de adının başında “Dr” yazan, akademik kariyere sahip bir siyasetçi böyle bir şaka yapar mı?”

Kısa sürede şaka olmadığı anlaşıldı.

Hayır.

Başka biri dese, ne bileyim “sıradan” biri, “hezeyan” der ciddiye almaz geçerdi insanlar. Fakat bu Bahçeli... İktidarın ortağı, memleketin kaderini çizen iki kişiden biri… O deyince bir değil, birkaç kez düşünmek gerekiyordu. Ne de olsa kudretinin sınırı yoktu.

”Olacak” diyor

Oluyor.

“Olmayacak” diyor

Olmuyordu.

Bırakın çağdaş dünyanın değerlerini, medeniyeti, yasaları, anayasayı, en basit insan haklarını bile hiçe sayıyor, hasbelkader eline geçirdiği siyasi gücü, ülkenin kaderine kefen biçmek için kullanıyordu. Koca ülke, boynunu kasabın bıçağına uzatmış koyun gibi onun gözlerinin içine bakıyordu. İstese adalet Tanrıçası Themis’e dansöz kıyafeti giydirip sokaklarda dans ettirecekti…

Çok da rağbet görüyodu.

Hatta korkuluyordu.

Fakat bu korku, yarın bir gün yapılacak genel seçimler için, Bahçeli’nin “iptal edilsin” demeyeceğini garanti etmiyordu.

Aksine mümkün kılıyordu.

Bu “şaka”  tek bir örnek olsa, “canım söylesin dursun” der geçerdi insanlar,  fakat buna rahmet okutacak gelişmeler hayatın parçası olmuştu.

Sistem hızla çürüyordu.

Ülkenin dört bir yanından cerahat akıyor, çürümüş et kokusu toplumun bütün hücrelerine yayılıyordu.

Merkez Bankası yöneticisi yönettiği bankanın parasını çalıyor, kimse tınmıyordu. Aksine, “Herkes çalıyor” denilerek  hırsızlık meşrulaştırılıyordu.

Çünkü kendi bakanlığına “dezenfektan” satarak soyan Bakanı unutup, yeni görevine alkışlarla uğurlamışlardı, çünkü çalmayan “enayi” çalan işini bilen “kahraman”dı.

Çürüme o kadar devasa boyutlara ulaştı ki:

Ülke herkesin ülkesi olmaktan çıktı.

Ülke mafyanın

Uyuşturucu tacirlerinin

Kalpazanların

Sahte evrak üretenlerin… At koşturduğu, el kadar çocukların sokaklarda terör estirdiği, adam kurşunladığı bir suç cennet haline geldi.

Hiçbir insanın can ve mal güvenliğinin, özgürlüğünün teminatı yoktu.

Modern bir “1984” yaşanıyordu.

Yasaların hükmü yoktu.

Çünkü yasa yoktu…

Gazeteciler

Kanaat önderleri

İş insanları

Siyasiler

Öğrenciler

Akademisyenler

Yazarlar… İtiraz eden, etmeye yeltenen herkes “gözünün üstünde kaşın var” denilerek, gözaltına alınıyor, hapsediliyordu.

Son şaka bir cuma sabahı gerçekleştirildi.

Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Ekrem İmamoğlu’na “casusluk” suçlamasıyla operasyon başlatıldı. Akşama Tele 1 televizyonuna kayyum atandı.

Savcılığın açıklaması, “Kirli sepeti” gibi, içinde her şey vardı,  “İsrail, PKK, FETÖ, yabancı ülkelere casusluk…”

Belli olmuştu, bu operasyonlar durmayacak. İşledikleri suçların büyüklüğünden olsa gerek iktidarı terk etmemek için akla, hayale gelmeyecek suçlamalarla toplumu “terörize” edeceklerdi.

Küçük bir azılık dışında ahalinin büyük bir çoğunluğu biraz vurdumduymazlık, biraz çaresizlik içinde, başlarına gelecek felaketten habersiz, aynı gemide olduğunu unutarak, başka bir vatan olmadığını bilmeden sözüm ona gününü kurtarmaya çalışıyordu.

Bu gidişat Lut kavminin sonunu hatırlatıyordu.

“Çok açgözlü ve kibirliydiler, kaygısızlardı, kendilerinden başkasını düşünmediler. İğrenç şeyler yaptılar. Bu yüzden onları ortadan kaldırdım.”

Çağ kötü

Çağ pis.

“Anti-hukuk”

“Eksik insanlaşma”

Yaşanan medeniyet kaybı acıları görünmez kılıyordu.

Tarih:

Hiçbir toplum kendi aynasına cezasız bakmaz. Hakikati görmek insana ahlak sarsıntısı geçirtir ve insan içindeki karanlığı seyretmekten korkar. Onu anlamak yerine onu biçimlendirir, türlü bahaneler bularak yükünü hafifletir. Böylelikle, gerçekle kurgu birbirine karışır, hakikat görünmez olur, diyordu.

Zaman tükeniyordu.

Kötülük, kızgın nal çakılmış bir at gibi dol dizgin giderken, insanlar televizyon ekranlarında gösterilenleri, gazete sütunlarında yazılanları, kürsülerden, mikrofonlardan anlatılanların hangisinin gerçek, hangisinin kurgu olduğunu bilmeden kaderine koşuyordu.

“Vatan, millet, din, iman, refah” diye anlatılanların çoğunun cilalanmış kurgulardan, sessiz bir karanlıktan başka bir şey olmadığını bilmiyordu.

Artık her şey mümkündü.

Artik hiçbir yüz masum değdi.

İçsesi sustuğunda bile gölgeler konuşuyordu.

Artık vicdanlar bile kirliydi.

Her şey çürüyordu.

İnsanlar:

“Bu çürümenin ortasında utançlarına tutunmuş iyi şeyler düşünerek” yaşamaya çalışıyor, teselliyi masallarda arıyorlardı.

İyi pazarlar…

DİĞER YAZILARI İki parti kurulacak yedekleme hazır 01-01-1970 02:00 Valinin Oğlu. 01-01-1970 02:00 Erbaa 01-01-1970 02:00 İran’ın ateşkes şartları açıklandı: 01-01-1970 02:00 İspanya'nın Müslümanlarla ve Yahudilerle imtihanı. 01-01-1970 02:00 İktidar Olmak 01-01-1970 02:00 Umut mu? Toplumsal barış nasıl sağlanacak. 01-01-1970 02:00 Bize kim hükmediyor! 01-01-1970 02:00 Atatürk ne büyüksün. 01-01-1970 02:00 Dünya dediğiniz yer, 01-01-1970 02:00 Dünya bir savaşa hazırlanıyor. 01-01-1970 02:00 Gazınızı aldılar! Resme iyi bakınız. 01-01-1970 02:00 Gazınızı aldılar! Resme iyi bakınız. 01-01-1970 02:00 “YAZMASAM DELİ OLACAKTIM…” 01-01-1970 02:00 Siyasal islamcılar sus pus. 01-01-1970 02:00 KOÇAK Belde iken köy oldu, köy iken mahalle olmak istermiş! 01-01-1970 02:00 Meşruiyet kaynağımız Amerika! 01-01-1970 02:00 Sıra Mansur Yavaş'ta mı? 01-01-1970 02:00 Yürü Bre Hızır MAŞA 01-01-1970 02:00 Çocuklar Aç 01-01-1970 02:00 Erbaa daha fazla büyümemeli! 01-01-1970 02:00 Sızı 01-01-1970 02:00 Maliyetsiz eleştiri 01-01-1970 02:00 Esas konu belli Diz çök! Diz çökünüz! 01-01-1970 02:00 Türkiye İttifakı için son kale yıkılır mı? 01-01-1970 02:00 Ve İran direniyor... Yalnız! 01-01-1970 02:00 Geçmiş olur! 01-01-1970 02:00 Erbaa artık emekçi kenti 01-01-1970 02:00 Şehrim de, ülkem de büyük doğal afet yaşadı. 01-01-1970 02:00 Suriye'yi İsrail' e hediye verdik 01-01-1970 02:00 Kendileri Çalıp, Kendileri Oynuyor 01-01-1970 02:00 Gösteriler barışçıl ve hukuki olsun Anayasal düzen içinde bir haktır. 01-01-1970 02:00 Erbaa yaprağı konusunda duyarlı, dikkatli olunmak zorunda! 01-01-1970 02:00 İslamcı Sağ Muhafakârlar tam, bütün, iktidarın amiral gemisi... 01-01-1970 02:00 “Olma kula kul. 01-01-1970 02:00 "Toprak dilsiz 01-01-1970 02:00 "Gitme seni bakan yapacağım" dedi. 01-01-1970 02:00 "Sarı öküz benim diyor" 01-01-1970 02:00 BaşkaNe olabilir ki; 01-01-1970 02:00 Babasının malı gibi sattı ülkesini. 01-01-1970 02:00 “Ben Kemal Kılıçdaroğlu! 01-01-1970 02:00 Yıllarca süren davalar ve alay edilen, kasabalar. 01-01-1970 02:00 Kurt ile Kuzu 01-01-1970 02:00 Dün terörist, hain, eli kanlı..dediklerine elini uzattı. 01-01-1970 02:00 Sinekten yağ çıkartma vergisi de geldi. 01-01-1970 02:00 Bir politika değişikliği yapıldığı açık. 01-01-1970 02:00 Örflerimiz ne kadar güzelmiş 01-01-1970 02:00 Amasya Pancar Ekicileri Kooperatifi Seçimi Var 01-01-1970 02:00 "Siz kime kılıç çekiyorsunuz' 01-01-1970 02:00 101 Yaşında CHP 01-01-1970 02:00 Kılıç hakkı için; 01-01-1970 02:00 Haydi baltayı taşa vurun! 01-01-1970 02:00 Hadi Yırttık 01-01-1970 02:00 Çiftçi yoksa, ekmek de yok 01-01-1970 02:00 Köpeğin fakirini de sevmiyorlar 01-01-1970 02:00 Kurttu, Hem de sarışın 01-01-1970 02:00 Oyun Belli 01-01-1970 02:00 Erbaa Ovası kuraktan kavrulur. 01-01-1970 02:00 Şair ne demek istemiş... 01-01-1970 02:00 İki melek var 01-01-1970 02:00 Yıllarımızı zehir ettiler... (Nurettin Celep) 01-01-1970 02:00 Ayaklar altına alındığı sanılan milliyetçiliğin ölmediği anlaşıldı 01-01-1970 02:00 Hep kavga ettiniz Kaybettiniz (Nurettin Celep) 01-01-1970 02:00 Siz hiç at arabası sürdünüz mü? 01-01-1970 02:00 "Belki biz kazanırız." 01-01-1970 02:00 Hava kırk derece 01-01-1970 02:00 BELDELER DÖNER Mİ? 01-01-1970 02:00 Eğitim mi önemli, karakter mi?’ 01-01-1970 02:00 Herkes yön arıyor. 01-01-1970 02:00 Yakıtı insan olan lokomotif 01-01-1970 02:00 Kızmayın! Kırılmayınız. 01-01-1970 02:00 Alıcı kuşlar gibi 01-01-1970 02:00 Kime güveneceğiz! 01-01-1970 02:00 Evet sel 15 canımızı aldı ama toprak suya kavuştu”dedi. 01-01-1970 02:00 Bu kadar insan neden öldü? 01-01-1970 02:00 Bu coğrafyanın en büyük gücü. 01-01-1970 02:00 BİR D E P R E M VE KURTARMA HİKAYESİ 01-01-1970 02:00 TURNA KUŞU… 01-01-1970 02:00 Enek Camgöz Misket... 01-01-1970 02:00 EYT ‘iye Müjdeyi Peşin Veren Hükümet Neyi Bekliyor 01-01-1970 02:00 SSK (SGK) MÜDÜRÜ ÜLKEYİ BATIRDI MI? 01-01-1970 02:00 Müjde, Müjde BİM geldi. 01-01-1970 02:00 İnsan onuru dokunulmazdır. 01-01-1970 02:00 Döke saça taşısak, toplayıp tartsak. 01-01-1970 02:00 Ayşenur Öğretmen Ruhun Şad Olsun 01-01-1970 02:00 Doğa 01-01-1970 02:00 Dervişin Hırkası 01-01-1970 02:00 Bırakın Çambükü köyünü ! 01-01-1970 02:00 Anlatamıyoruz... 01-01-1970 02:00 Yaşasın Cumhuriyet 01-01-1970 02:00 Ya başaramazsanız? 01-01-1970 02:00 İhanet güçlü bir duygudur. 01-01-1970 02:00 Lozan'ın Açık Maddelerini Say ! 01-01-1970 02:00 DERT ve MÜJDE! 01-01-1970 02:00 24 yıl sonra 01-01-1970 02:00 1 9 8 0 D A R B E S İ 01-01-1970 02:00 Ukrayna'da da milletin hizmetkarı seçimleri kazanmış. 01-01-1970 02:00 Suya Saygı Hayata Saygıdır 01-01-1970 02:00 Çocuk büyütenler bilir 01-01-1970 02:00