"Dünya dediğiniz yer, kocaman bir sofra.
Kimi kaşıkla,
Kimi kepçeyle doyar da,
Doymak bilmeyenlere
kürek olsa ne fayda...
Dünyaya geldik gidiyoruz.
Neye sahip oldun?
Deseler,
Dopdolu bir yüreğe" derim...
Ne ararsan, var orada..."
Demiş şair
Anadolu insanı ülkesini anası gibi sever. Saf, temiz duygularla.
Rahmetli babam 2004’ lü yıllarda tarım bağkurundan emekliliği hak etmişti. O yıllarda bütün köylüler geriye dönük prim borçlarını ödeme şartıyla tarım Bağ-Kurundan emekli oluyordu.
Kimi traktörünü, kimi tarlasını satıp onbeş yılık birikmiş primlerini ödeyip artık emekli olacaklar ve gün yüzü göreceklerdi.
Rahmetli Süleyman Demirel-Erdal İnönü koalisyon hükümetinin 1989 yılında yapılan bir kanun hükmüne dayanıyordu.
İlgili kanun en az onbeş yıl içinde tütün, pancar, çiçek, fındık, çay, pamuk...üretimi yapıp ilgili kuruma satışını yapanlar ve ispatlayanlar geriye dönük emekli oluyorlardı.
Yaşasındı.
AKP hükümetleri dönemine denk gelmişti onbeşinci yıllar.
Erdoğan büyük adamdı. Köylüleri emekli ediyordu.
Minnet, minnet...tüm kırsal seçmenler destek verdi. Kanunu yapan Demirel-İnönü artık hatırlanmıyor bile.
SGK kanunu çıkaran ve sosyal devlet hükmü gereği modern işçi haklarını veren ya da koyucu Ecevit bile unutulmuştu.
Öyle ya kimin başlattığı önemli değil, kimin bitirdiği önemli.
Babama seni de emekli edeyim. Primlerini ödeyim dediğimde. Oğlum ben devlete çalışmadım ki. O para haramdır. Yok istemem demişti.
Oysa elli yıl üretmişti.
Elli yıl bu devlete tütün, pancar, çiçek üretip satmıştı. Hem de tonlarca.
Yok dedi. Ben çalışırım, devlete yük olmam demişti rahmetli...
Altmış maaşı bağlattırayım dediğimde ise, yok evlat, sen varsınya demişti.
Almadı.
Babalarımızın nesli çok çalışkan nesildi. İnsanlık tarihinin tarımsal dönüşümü yapan nesil. Kara sabandan modern tarıma geçiş sağladılar.
Kara sabandan, traktöre geçen nesil. Çok ürettiler.
İkibinli yıllar emeklilik için o traktörler satıldı. SGK'ya yatırıldı.
Şimdi emekli maaşları küçüldü.
Kuş kadar kaldı.
Hak değil, lütüf bekliyorlar.
Yaşlılar ve artık üretemiyorlar.
İnsan gibi beslenemiyorlar.
Diyeceğim o ki, o devletine yük olmayan, kıyamayan nesil devletine gör beni diye haykırıyor.
Milletvekilinin maaşına takılmıyorum. Bu ülke büyük bir ülke.
Milletvekili elimizde kalan tek varlık kaynağımız.
Milletvekilinin asıl yurttaşlarının hallerine kayıtsızlıkları üzücü.
Hayat arkadaşım gün geldi at sırtında, gün geldi dağ başında, gün geldi hastanede binlerce çocuğun doğumundan, aşısına, ebelik-hemşirelik yapmış, otuz yılını vermiş. Aldığı emekli maaşı bir asgari ücret etmiyor.
Emekliyi görünüz.