Hacivat ile Karagöz niçin öldürdü.

Nurettin Celep

07-07-2026 17:17

Hacivat ile Karagöz niçin öldürdü.

Deniz Göktaş'ın birkaç senedir devam eden ve sahnelerde 100 binin üzerinde seyirci ile buluşmuş olan "Ölü Deniz" adlı gösterisi YouTube'a yüklenince deprem etkisi yarattı. Video ışık hızıyla yayıldı ve anında milyonlara ulaştı. Ülke unutulmaya yüz tutmuş bir türle, politik hiciv ile yeniden tanıştı. Eski kuşak ise yine her şeyin bombok olduğu ama en azından konuşulabilen eski günleri hatırladı. Türkiye'yi ve Türkiye'de yaşamanın ne menem bir şey olduğunu kendi meşrebince anlatan cesur, zeki, derdini hiç sansürlemeden sunan, en önemlisi son derece samimi bir mizahçı vardı karşılarında. Duygularının sesi olduğunu düşünenler oldu, alkışladılar, kendi dertleri üzerinden empati kurdular, tabii bunun yanı sıra yerenler, üzerlerine alınanlar oldu. Kendilerine hakaret edildiğini sanan ve her şeyi yanlış anlayan, portakal bıçaklayarak Hollanda'yı protesto eden elemanlar tadında bir avuç dalgıç çıktı ortaya mesela. Gösteriyi komik bulmayanlar, bu kadar hızlı yayılmasını büyük bir pr çalışmasına bağlayanlar, ne diyeceğini bilemeyenler, konum almakta zorlananlar oldu. Gösteri o kadar hızlı yayıldı ki linççi tayfa önce bir afalladı, başlarda linci nereden tutturacaklarını bilemediler. Ama toparlamaları gecikmedi, linç her zamanki yerden geldi. Ortada hiçbir hakaret yokken "dini değerleri alenen aşağılama" iddiası ile ters kelepçeyle gözaltına alındı, ardından tutuklandı.

Bu maalesef alışık olmadığımız bir şey değil. Ne suç işlediklerini hala bilmediğimiz, hatta nedenini adalet sisteminin bile tam kestiremediği siyasetçiler, yazarlar, sinemacılar, gazeteciler hala içerde. Deniz'in ters kelepçe ile götürüldüğü görüntüler hepimizin içimizi acıttı. Korkunç olan şey şu ki kimse şaşırmadı. İklim bizi bu hale getirdi. Üstelik kendisinin de hiç şaşırmadığını, böyle bir şeyin olabileceğini bilerek ülkeye geri döndüğünü hepimiz

Deniz'i uzundur tanırım. İtiraf edeyim, günlerce "gelme" demek için elim sık sık telefona gitti. Ne söyleyebileceğim lafları kurabildim kafamda, ne de mesaj olarak atılabilecek cümleleri bulabildim. Bu korku duvarının üzerine bir taş da ben koymayayım diye vazgeçtim. Verdiği kararı değiştiremeyeceğinden, benzer çağrıları, mesajları bol miktarda aldığına emindim. Kıçımızı koyduğumuz yastıktan, korkularımızı başkalarının üzerine yansıtarak hayatı rasyonelize etmeye çalışmak zaten hiç doğru değil. Zor ama gerçek bu.

Muktedir siyaset müessesesinin ifade özgürlüğünün alanını daraltan bir otosansür iklimi yaratmayı amaçladığını hepimiz biliyoruz. Kendi politikalarını kutsallaştırıp, toplumun yaşadığı ekonomik, sosyal ve psikolojik buhranları sahneye, kağıda, gazeteler, sosyal medyaya taşıyanları yargı eliyle hizaya getirmeye çalışması, aslında özgüvensizliğin bir ilanı

İktidarlar hala kahkahanın gücü karşısında kılıç kuşanmakta (veya kelepçe takmakta), mizah ise her şeye rağmen o zırhta delikler açmaya devam etmekte. Güç totaliterleştikçe ciddiyet talebi artar. İktidar toplumun kendisine korku ve saygıyla bakmasını ister. Mizah ise işte tam olarak bu iki duyguyu yok eder. Saygı duyduğunuz veya korktuğunuz bir şeye aynı anda gülemezsiniz. Komedyen sahneye çıkıp o gücü basitleştirdiği, sıradanlaştırdığı ve onunla eğlendiği an, dinleyicinin zihnindeki korku duvarı yıkılır.

***

Deniz'e sosyal medyada sıkça "soytarı" diye hakaret edilmekte. Oyuncuların da çok sık maruz kaldığı bir hakarettir bu. Tabii hakaret sanılarak sarf edilen bir iltifat sözcüğüdür aslında.

Kral ve soytarı ilişkisi, tarih boyunca mizah ve iktidar arasındaki ilişkiyi anlatan en net kurumsal modeldir. Soytarı, iktidarın mutlak gücü karşısında "dokunulmazlığı olan tek muhalif" olarak konumlandırılmıştır. Krala gerçeği veya hatalarını söylemek doğrudan ölüm demek iken, soytarı bunu yapma yetkisine sahip tek kişidir, ağzına geleni söyler.

Shakespeare’in ünlü trajedisi Kral Lear’da, kralı düştüğü hatalar karşısında acımasızca eleştiren, ona "budala" diyen tek kişi soytarıdır (The Fool).

"Soytarı" kelimesinin tarihsel olarak bu kadar güçlü ve zeki iken günümüzde hakaret sözcüğüne dönüşmesi tuhaf bir kırılmanın sonucudur. Soytarılık kurumu yozlaştıkça, soytarılar krala doğruları söyleyen bilgeler olmaktan çıkıp, sadece kralı, padişahı eğlendiren, onlara yaranmaya çalışan ve para için kılıktan kılığa giren dalkavuklara dönüşürler.

Osmanlı İmparatorluğu dalkavukluğu sadece toplumsal bir davranış olmaktan çıkarıp, resmi bir meslek haline getiren ve kanunla kurallara bağlayan tek devlettir. 18. yüzyılda I. Mahmud döneminde yayımlanan "Dalkavuk Nizamnamesi", bu mesleğin sınırlarını, alınacak ücretleri ve dalkavukların haklarını resmi belgelere dökmüştür. Burada, soytarının aksine dalkavuk, para karşılığında onurunu satmayı resmi olarak kabul etmiştir.

Nizamnamede esnaf loncasına bağlı dalkavukların maruz kalacağı fiziksel şiddet ve hakaretlerin karşılığında alacakları paralar kuruşu kuruşuna

"Dalkavuğun burnuna fiske vurulması: 20 para.

Başına kabak vurulması veya kafasında yumurta kırılması: 30 para.

Yüzüne tokat atılması (Sille): 1 kuruş.

Dalkavuğu merdivenden aşağı yuvarlamak: 2 kuruş (Eğer bir yeri kırılırsa tedavi masrafları da ev sahibine ait).

Dalkavuğu soğuk kış gününde havuzun içine atmak: 10 kuruş.

...

(Kaynak: İstanbul Ansiklopedisi - Reşat Ekrem Koçu)"

Yani dalkavuk, kendisine vurulan tokada, kafasında kırılan yumurtaya para karşılığı katlanan, gururunu paraya tahvil eden kişidir. Muktediri eğlendirir ve cebini şişirirken onun egosunu tatmin eder. Soytarı ise asla kendisine fiziksel olarak vurulmasına izin vermez; aksine o, kelimeleriyle ve zekâsıyla iktidarın kafasında yumurta kırar. Her iki gelenek de hala ayakta.

***

Bir ülkede şakalar adliye koridorlarına taşınıyorsa, ifade özgürlüğü tükenmiştir. Bir toplumun olgunluğu, sadece onaylanan fikirlere değil, kendisini rahatsız eden kahkahalara ne kadar tahammül edebildiğiyle ile ölçülür. Deniz'in şakalarına erişim yasağı getirilmesi, organize şikayet kampanyalarıyla adli mekanizmaların harekete geçirilmesi ve tutuklanması aslında mizahın gücü karşısında duyulan korkunun ürünüdür. Mizah bize sadece kralın çıplak olduğunu fısıldamaz, kralın çıplaklığıyla eğlenerek o korku duvarını da yıkar. Deniz iyi ki var.

Levent Kazak

DİĞER YAZILARI ELİNİZE YÜZÜNÜZE BULAŞTIRDINIZ 01-01-1970 02:00 İki parti kurulacak yedekleme hazır 01-01-1970 02:00 Valinin Oğlu. 01-01-1970 02:00 Erbaa 01-01-1970 02:00 İran’ın ateşkes şartları açıklandı: 01-01-1970 02:00 İspanya'nın Müslümanlarla ve Yahudilerle imtihanı. 01-01-1970 02:00 İktidar Olmak 01-01-1970 02:00 Umut mu? Toplumsal barış nasıl sağlanacak. 01-01-1970 02:00 Bize kim hükmediyor! 01-01-1970 02:00 Atatürk ne büyüksün. 01-01-1970 02:00 Dünya dediğiniz yer, 01-01-1970 02:00 Dünya bir savaşa hazırlanıyor. 01-01-1970 02:00 Gazınızı aldılar! Resme iyi bakınız. 01-01-1970 02:00 Gazınızı aldılar! Resme iyi bakınız. 01-01-1970 02:00 “YAZMASAM DELİ OLACAKTIM…” 01-01-1970 02:00 Siyasal islamcılar sus pus. 01-01-1970 02:00 KOÇAK Belde iken köy oldu, köy iken mahalle olmak istermiş! 01-01-1970 02:00 BÜYÜKLERE MASALLAR… 01-01-1970 02:00 Meşruiyet kaynağımız Amerika! 01-01-1970 02:00 Sıra Mansur Yavaş'ta mı? 01-01-1970 02:00 Yürü Bre Hızır MAŞA 01-01-1970 02:00 Çocuklar Aç 01-01-1970 02:00 Erbaa daha fazla büyümemeli! 01-01-1970 02:00 Sızı 01-01-1970 02:00 Maliyetsiz eleştiri 01-01-1970 02:00 Esas konu belli Diz çök! Diz çökünüz! 01-01-1970 02:00 Türkiye İttifakı için son kale yıkılır mı? 01-01-1970 02:00 Ve İran direniyor... Yalnız! 01-01-1970 02:00 Geçmiş olur! 01-01-1970 02:00 Erbaa artık emekçi kenti 01-01-1970 02:00 Şehrim de, ülkem de büyük doğal afet yaşadı. 01-01-1970 02:00 Suriye'yi İsrail' e hediye verdik 01-01-1970 02:00 Kendileri Çalıp, Kendileri Oynuyor 01-01-1970 02:00 Gösteriler barışçıl ve hukuki olsun Anayasal düzen içinde bir haktır. 01-01-1970 02:00 Erbaa yaprağı konusunda duyarlı, dikkatli olunmak zorunda! 01-01-1970 02:00 İslamcı Sağ Muhafakârlar tam, bütün, iktidarın amiral gemisi... 01-01-1970 02:00 “Olma kula kul. 01-01-1970 02:00 "Toprak dilsiz 01-01-1970 02:00 "Gitme seni bakan yapacağım" dedi. 01-01-1970 02:00 "Sarı öküz benim diyor" 01-01-1970 02:00 BaşkaNe olabilir ki; 01-01-1970 02:00 Babasının malı gibi sattı ülkesini. 01-01-1970 02:00 “Ben Kemal Kılıçdaroğlu! 01-01-1970 02:00 Yıllarca süren davalar ve alay edilen, kasabalar. 01-01-1970 02:00 Kurt ile Kuzu 01-01-1970 02:00 Dün terörist, hain, eli kanlı..dediklerine elini uzattı. 01-01-1970 02:00 Sinekten yağ çıkartma vergisi de geldi. 01-01-1970 02:00 Bir politika değişikliği yapıldığı açık. 01-01-1970 02:00 Örflerimiz ne kadar güzelmiş 01-01-1970 02:00 Amasya Pancar Ekicileri Kooperatifi Seçimi Var 01-01-1970 02:00 "Siz kime kılıç çekiyorsunuz' 01-01-1970 02:00 101 Yaşında CHP 01-01-1970 02:00 Kılıç hakkı için; 01-01-1970 02:00 Haydi baltayı taşa vurun! 01-01-1970 02:00 Hadi Yırttık 01-01-1970 02:00 Çiftçi yoksa, ekmek de yok 01-01-1970 02:00 Köpeğin fakirini de sevmiyorlar 01-01-1970 02:00 Kurttu, Hem de sarışın 01-01-1970 02:00 Oyun Belli 01-01-1970 02:00 Erbaa Ovası kuraktan kavrulur. 01-01-1970 02:00 Şair ne demek istemiş... 01-01-1970 02:00 İki melek var 01-01-1970 02:00 Yıllarımızı zehir ettiler... (Nurettin Celep) 01-01-1970 02:00 Ayaklar altına alındığı sanılan milliyetçiliğin ölmediği anlaşıldı 01-01-1970 02:00 Hep kavga ettiniz Kaybettiniz (Nurettin Celep) 01-01-1970 02:00 Siz hiç at arabası sürdünüz mü? 01-01-1970 02:00 "Belki biz kazanırız." 01-01-1970 02:00 Hava kırk derece 01-01-1970 02:00 BELDELER DÖNER Mİ? 01-01-1970 02:00 Eğitim mi önemli, karakter mi?’ 01-01-1970 02:00 Herkes yön arıyor. 01-01-1970 02:00 Yakıtı insan olan lokomotif 01-01-1970 02:00 Kızmayın! Kırılmayınız. 01-01-1970 02:00 Alıcı kuşlar gibi 01-01-1970 02:00 Kime güveneceğiz! 01-01-1970 02:00 Evet sel 15 canımızı aldı ama toprak suya kavuştu”dedi. 01-01-1970 02:00 Bu kadar insan neden öldü? 01-01-1970 02:00 Bu coğrafyanın en büyük gücü. 01-01-1970 02:00 BİR D E P R E M VE KURTARMA HİKAYESİ 01-01-1970 02:00 TURNA KUŞU… 01-01-1970 02:00 Enek Camgöz Misket... 01-01-1970 02:00 EYT ‘iye Müjdeyi Peşin Veren Hükümet Neyi Bekliyor 01-01-1970 02:00 SSK (SGK) MÜDÜRÜ ÜLKEYİ BATIRDI MI? 01-01-1970 02:00 Müjde, Müjde BİM geldi. 01-01-1970 02:00 İnsan onuru dokunulmazdır. 01-01-1970 02:00 Döke saça taşısak, toplayıp tartsak. 01-01-1970 02:00 Ayşenur Öğretmen Ruhun Şad Olsun 01-01-1970 02:00 Doğa 01-01-1970 02:00 Dervişin Hırkası 01-01-1970 02:00 Bırakın Çambükü köyünü ! 01-01-1970 02:00 Anlatamıyoruz... 01-01-1970 02:00 Yaşasın Cumhuriyet 01-01-1970 02:00 Ya başaramazsanız? 01-01-1970 02:00 İhanet güçlü bir duygudur. 01-01-1970 02:00 Lozan'ın Açık Maddelerini Say ! 01-01-1970 02:00 DERT ve MÜJDE! 01-01-1970 02:00 24 yıl sonra 01-01-1970 02:00 1 9 8 0 D A R B E S İ 01-01-1970 02:00 Ukrayna'da da milletin hizmetkarı seçimleri kazanmış. 01-01-1970 02:00 Suya Saygı Hayata Saygıdır 01-01-1970 02:00 Çocuk büyütenler bilir 01-01-1970 02:00