17 NİSAN’IN IŞIĞINDA: BİR KÖY ENSTİTÜLÜSÜNÜN İZİ

İsmail Erdal

12-04-2026 14:29

17 NİSAN’IN IŞIĞINDA: BİR KÖY ENSTİTÜLÜSÜNÜN İZİ

MEHMET ÖNDER VE BİR KÖYÜN DEĞİŞEN KADERİ

 DARMA’DAN BALLICA’YA          UZANAN DEĞİŞİM

17 Nisan, Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümü…

Bu anlamlı gün nedeniyle, Anadolu’nun yoksul ve ücra köşelerinde yalnızca çocukları değil, bir köyün kaderini değiştiren öğretmenleri anlatmak istedim.

Köy Enstitüleri ve onların devamı olan İlköğretmen Okulları, yalnızca öğretmen yetiştiren kurumlar değildi. Bu okullar, Anadolu’nun unutulmuş köylerine giden; elinde kitap, yüreğinde umut taşıyan insanları yetiştirdi. Onlar gittikleri yerlerde yalnızca ders anlatmadılar; köylere yol gösterdiler, kooperatif kurdular, üretimi artırdılar, çocukları okuttular ve insanlara “Yoksulluk kader değildir” düşüncesini öğrettiler.

Mehmet Önder de bu öğretmenlerden biriydi. Darma’da, Dereli’de ve çevre köylerde yalnızca bir öğretmen olarak değil; bir öncü, bir yol gösterici ve bir aydınlanma insanı olarak iz bıraktı. Onun yaşamı üzerinden, Köy Enstitülü öğretmenlerin ve onların devamı olan İlköğretmen Okulu mezunlarının Anadolu’da nasıl sessiz ama büyük bir değişim yarattığını anlatmaya çalıştım.

Bu yazı, yalnız Mehmet Önder’in değil; Anadolu’nun dört bir yanında bir köyün, bir çocuğun, bir kuşağın hayatına dokunan bütün o adsız kahraman öğretmenlerin anısına kaleme alınmıştır.

Mehmet Önder’i anlatırken yalnızca bir insanın yaşam öyküsünü değil, bir dönemin, bir köyün ve bir anlayışın hikâyesini de anlatmak gerekir. Çünkü o, Anadolu’nun yoksul yıllarında yalnızca kendi hayatını değil, çevresindeki insanların kaderini de değiştirmeyi başarmış Köy Enstitülü öğretmenlerden biriydi.

1931 yılında Darma’da, bugünkü adıyla Ballıca’da dünyaya gelen Mehmet Önder, Ahmet ve Nuriye’nin oğluydu. Çocukluğu, Anadolu köylerinin yokluk içinde geçen yıllarında geçti. O yıllarda Darma ile Dereli birbirine çok yakın, iç içe geçmiş iki köydü. İnsanlar toprağa, birkaç hayvana ve alın terine bağlı yaşardı. Yol yoktu, iş yoktu, elektrik yoktu. Kışın kar köyleri dünyadan ayırır, yazın kuraklık insanların elindeki azıcık umudu da azaltırdı.

Mehmet Önder işte böyle bir ortamda büyüdü. Ama onu yaşıtlarından ayıran önemli bir özelliği vardı: O, bu yoksulluğu kader olarak görmüyordu.

İlkokulu Darma–Dereli’de başarıyla bitirdikten sonra, dönemin en büyük eğitim atılımlarından biri olan Ladik Akpınar Köy Enstitüsü’ne kabul edildi. Onun hayatındaki en büyük dönüm noktası da bu oldu.

Köy Enstitüleri yalnızca öğretmen yetiştiren okullar değildi. Orada çocuklara ders anlatmayı öğrenen gençler, aynı zamanda tarım yapmayı, ağaç dikmeyi, marangozluğu, demirciliği, kooperatifçiliği ve bir köyü nasıl ayağa kaldıracaklarını da öğrenirdi. Mehmet Önder de Akpınar’dan yalnızca bir öğretmen olarak değil; üretmeyi bilen, düşündüğünü uygulayan, insanlara yol göstermeyi görev sayan bir aydın olarak mezun oldu.

Hayat arkadaşı Mediha Hanım ile kurduğu aile de onun eğitim anlayışının bir yansımasıydı. Çocukları Ayhan’ı kooperatifçilik alanında, Beyhan’ı öğretmen olarak, Reyhan’ı ise doktor olarak yetiştirdi. Kendi çocuklarını ülkeye yararlı bireyler olarak yetiştiren Mehmet Önder, aynı anlayışı köyüne ve çevresine de taşımaya çalıştı.

Onu tanıyan herkes “Memet Hoca” derdi. Bu sözün içinde hem sevgi hem saygı vardı. Çünkü Mehmet Önder’in öğretmenliği okulun kapısında bitmezdi. O, öğrencisinin yalnız dersini değil, evini, ailesini, yoksulluğunu, geleceğini de düşünürdü. Fakir bir çocuğun ayakkabısı yoksa onu dert edinirdi. Okula devam edemeyen bir öğrencinin ailesiyle konuşur, gerekirse kendi imkânlarıyla destek olurdu. Onun için öğretmenlik, yalnızca tahtaya yazı yazmak değil; bir insanın hayatına dokunmaktı.

Ben Mehmet Önder’i yakından tanıyanlardan biriyim. 1973 yılında Darma–Dereli İlkokulu’nda görev yaptığımda, Dereli köyünde, köyün ortasındaki Mustafa Bey Konağı’nda kalıyordum. Bir grup arkadaşımız Darma’da kalıyordu. O günlerde iki köy hâlâ birbirine çok yakındı; daha sonra birleşerek belediye oldular, yıllar sonra ise göç nedeniyle belediyeleri kapandı.

Ama o yıllarda hangi eve girsek, hangi yaşlıyla konuşsak, hangi gençten söz açılsa Mehmet Önder’in adı mutlaka geçerdi.

“MEMET HOCA OLMASAYDI BİZ ALMANYA’YA GİDEMEZDİK” derlerdi.

1960’lı yıllar, Darma ve Dereli için yokluk ve yoksulluk yıllarıydı. Toprak az, iş imkânı sınırlı, geçim zordu. Bu nedenle Darma’dan, Dereli’den ve çevre köylerden çok sayıda insan Almanya’ya gitmek zorunda kaldı.

O yıllarda köylerde sık sık söylenen bir söz vardı:

“DERELİ, DARMA; PEK İLERİ VARMA…”

Bu söz, biraz yoksulluğu, biraz da bu iki köyün içine kapanık ve zor şartlar içindeki yaşamını anlatırdı. Ama bütün bu yokluğun içinde insanlar birbirine daha yakındı. En güzel sohbetler, kış akşamlarında ya da harman sonrası, tütün denk yapılırken olurdu. Erkekler tütünleri dizer, bağlar; kadınlar yardım ederdi. O sırada eski günler, Almanya’ya gidenler, köyün yoksul ama umutlu yılları konuşulurdu.

Kimi Mehmet Önder’i anlatır, kimi:

“MEMET HOCA OLMASAYDI BİZ BU GÜNLERİ GÖREMEZDİK” derdi.

Tütün kokusunun, soba sıcaklığının ve eski hatıraların içinde, Darma ile Dereli’nin geçmişi yeniden yaşanırdı.

Okul çıkışlarında Darma ile Dereli’nin çocukları arasında da tatlı sert bir rekabet yaşanırdı. Ders biter bitmez iki köyün öğrencileri birbirine sataşır, zaman zaman kavga eder, birbirlerine taş atarlardı. Biz öğretmenler de peşlerinden koşar, onları ayırmaya, sakinleştirmeye çalışırdık.

O yıllarda çocuklar, büyüklerinden duydukları “Dereli, Darma; pek ileri varma” sözünü kendi aralarında da sürdürür gibiydi. Ama ertesi gün aynı okulun bahçesinde yine birlikte oynar, aynı sırada oturur, aynı ekmeği paylaşırlar; birkaç gün sonra yeniden barışırlardı. Aslında o küçük kavgaların altında düşmanlık değil, iki komşu köy çocuğunun birbirine karşı duyduğu çocukça bir rekabet ve yakınlık vardı.

Gerçekten de Mehmet Önder’in en büyük başarılarından biri, Darma, Dereli ve çevre köylerin kaderini değiştiren Almanya göçüne öncülük etmesidir.

1960’lı yılların ortalarında Türkiye’den Almanya’ya işçi göçü başladığında, köylüler için bu bilinmez bir yoldu. İnsanlar korkuyor, çekiniyor, neyle karşılaşacaklarını bilmiyordu. Mehmet Önder ise yalnızca kendi geleceğini düşünmedi; köyünün gençlerini düşündü.

1966 YILININ MART AYINDA, ONUN GİRİŞİMLERİ VE TEŞVİKLERİYLE BALLICA’DAN, DERELİ’DEN VE ÇEVRE KÖYLERDEN İLK İNSANLAR ALMANYA’NIN LOHNE VE VECHTA BÖLGELERİNE GİTTİ. O gün atılan bu adım, yalnızca birkaç kişinin yurt dışına gitmesi değildi. Bu, bir köyün kaderini değiştiren tarihî bir başlangıçtı.

Yıllar içinde bu göç büyüdü. Bugün Almanya’nın Lohne ve Vechta çevresinde yaklaşık 1500, Almanya genelinde ise 2000’den fazla Ballıcalı yaşamaktadır. Üç nesildir devam eden bu göç sayesinde nice aile çocuklarını okutmuş, nice genç meslek sahibi olmuştur. Bugün doktor, öğretmen, mühendis, avukat, işletmeci olmuş insanların hikâyesinde Mehmet Önder’in açtığı yolun izleri vardır.

Ama Mehmet Önder’in büyüklüğü yalnızca insanları Almanya’ya göndermesinde değildi. Asıl büyüklüğü, onlara köylerini unutmamayı öğretmesindeydi. O, insanlara hep şöyle derdi:

“KAZANDIĞINIZI YALNIZCA BUGÜNE HARCAMAYIN. ÇOCUKLARINIZI OKUTUN. KÖYÜNÜZE YATIRIM YAPIN.”

İşte bu düşünceyle Darma ve Dereli’de kalkınma kooperatifinin kurulmasına öncülük etti. MAHDUT MESULİYETLİ BALLICA İSTİHLAK, İSTİHSAL VE KREDİ KOOPERATİFİ, o yılların Anadolu köyü için büyük bir adımdı. Çünkü insanlar ilk kez birlikte hareket etmeyi, ortaklaşa üretmeyi ve dayanışmayı öğreniyordu.

Kooperatif sayesinde traktör alındı. O güne kadar öküzle sürülen tarlalar, makineyle işlenmeye başladı. Köye araç kazandırıldı. Tavukçuluk geliştirildi. İnsanlar ek gelir elde etmeye başladı. Jeneratör getirildi, köyün ana yolları aydınlatıldı. Modern bir ekmek fırını kuruldu. O günlerin yoksul Anadolu köyünde bunlar yalnızca bir hizmet değil, adeta küçük bir devrimdi.

Daha sonra çocuklarının eğitimi için Ankara’ya giden Mehmet Önder, Köy İşleri Bakanlığı’nda görev yaptı. Ama köyüne olan bağlılığı hiç azalmadı.

Emekli olduktan sonra yeniden Ballıca’ya döndü. Bu kez daha büyük bir hayal kuruyordu: Köyde fabrika kurmak.

15 ŞUBAT 1980’DE ALMANYA’DAKİ BALLICALILARLA BİRLİKTE BOTAŞTAŞ TOPRAK VE AĞAÇ SANAYİ A.Ş.’Yİ KURDU. Doksan iki ortak bir araya geldi. Amaç, köyde iş imkânı yaratmak, gençlerin göç etmek zorunda kalmadan kendi memleketlerinde yaşayabilmesini sağlamaktı.

Ne yazık ki 1980 sonrasında yaşanan siyasi gelişmeler ve verilen teşviklerin geri çekilmesi nedeniyle bu büyük proje tamamlanamadı.

Ama Mehmet Önder’in başarısı, o fabrikanın tamamlanıp tamamlanmamasında değildir. Onun başarısı, insanlara büyük düşünmeyi öğretmesindedir. O, köylüye “Siz de yapabilirsiniz” duygusunu verdi. İnsanlara yoksulluğun kader olmadığını gösterdi.

Onun hayatını en iyi anlatan söz de kendisine aittir:

“HUZUR VE MUTLULUK TÜM ÇEVREDE OLMADIĞI SÜRECE, KİŞİSEL HUZUR VE MUTLULUK SAĞLAMAK TAMAMEN İMKÂNSIZDIR.”

İşte Mehmet Önder’in bütün hayatı bu düşüncenin etrafında geçti. O, yalnız kendisi için yaşamadı. Çevresindeki insanların hayatını değiştirmek için yaşadı.

Bugün Darma’da, Dereli’de, Ballıca’da ve Almanya’da yaşayan binlerce insanın hayatında onun izi vardır. Bir traktörde, bir okulda, Almanya’ya gitmiş bir işçinin çocuğunun diplomasında, bir doktorun, bir öğretmenin, bir mühendisin başarısında Mehmet Önder’in emeği vardır.

Ben Mehmet Önder’i böyle hatırlıyorum:

Sessiz ama kararlı…

Gösterişsiz ama büyük düşünen…

Bir köyün, bir kuşağın ve belki de bir ülkenin kaderine dokunan gerçek bir Köy Enstitülüsü olarak.

İsmail Erdal

Emekli Eğitimci

Muğla

Not: Bu yazının hazırlanmasında, Mehmet Önder’in yaşamına, çalışmalarına ve Ballıca’nın geçmişine ilişkin değerli bilgi ve belgeleri benimle paylaşan, bugün Almanya’da yaşayan Ballıcalı yeğeni İbrahim Önder’in katkıları büyük olmuştur. Kendisine, çocukluk anılarını, aile büyüklerinden dinlediklerini ve yıllardır koruduğu fotoğraf ile belgeleri benimle paylaşarak bu çalışmaya ışık tuttuğu için içten teşekkür ederim.

DİĞER YAZILARI ÖZGÜR ÖZEL’E AÇIK MEKTUP 01-01-1970 02:00 HALKIN SEÇTİĞİNİ HALKIN VİCDANI YARGILAMALIDIR! 01-01-1970 02:00 MAHKEME KARARI CHP’Yİ DEĞİL, DEMOKRASİYİ HEDEF ALMIŞTIR 01-01-1970 02:00 İNSANI BÜYÜTEN DESTEK MİDİR, 01-01-1970 02:00 KELKİT VADİSİ VE BOĞALI DAĞI SADECE TOPRAK DEĞİLDİR, YAŞAMIN KENDİSİDİR 01-01-1970 02:00 ONURUN BEDELİ VARDIR, AMA FİYATI YOKTUR 01-01-1970 02:00 PİRAMİTLERDEN BAHÇEMİZE 01-01-1970 02:00 45 YIL SONRA HÂLÂ KULAĞIMDA: “BİR GÜN GERİYE DÖNERSİNİZ…” 01-01-1970 02:00 BOMBALARIN GETİRDİĞİ DEMOKRASİ DEĞİL, HALKLARIN KURDUĞU ÖZGÜRLÜK 01-01-1970 02:00 CUMHURİYETTEN BUGÜNE AKLIN VE TOPLUMUN YOLCULUĞU 01-01-1970 02:00 18 MART: TARİHSEL ZAFERİ 01-01-1970 02:00 ORMANLAR SUSARSA, MİLLET NEFESSİZ KALIR 01-01-1970 02:00 İSTİKLAL’E SAYGISIZLIK, HÜRRİYETE İHANETTİR 01-01-1970 02:00 KİM SÖYLEDİ DEĞİL, NE SÖYLEDİ 01-01-1970 02:00 DEVLETİ KORUMAK İÇİN KONULAN KURAL, 01-01-1970 02:00 GAVUR DAĞLARI: BİR İSMİN ARDINDAKİ TARİH VE HAFIZA 01-01-1970 02:00 DAVOS'TA KONUŞULAN DÜNYA, BİZİM YAŞADIĞIMIZ DÜNYA Mİ? 01-01-1970 02:00 BİR DÜNYAYI NASIL YEDİK 01-01-1970 02:00 SESLE YAZILAN HABERLER 01-01-1970 02:00 ATEŞE BASAN AYAKLAR, AYNI RİTİMDE ATAN YÜREKLER 01-01-1970 02:00 AMASYADA ASKER SEVKİYATI 01-01-1970 02:00 KÖY ENSTİTÜLERİ: YARIM BIRAKILAN AYDINLANMA 01-01-1970 02:00 AVUSTRALYA: YOK SAYILARAK YOK EDİLEN BİR HALK 01-01-1970 02:00 HİNDİSTAN VE GÜNEY ASYA: AÇLIKLA TERBİYE EDİLEN UYGARLIKLAR 01-01-1970 02:00 AFRİKA: İNSANLIĞIN METAYA DÖNÜŞTÜRÜLDÜĞÜ KITA BÖLÜM 4 01-01-1970 02:00 AMERİKA YERLİLERİ: DOĞAYLA BARIŞIK BİR YAŞAM NASIL YOK EDİLDİ? BÖLÜM 3 01-01-1970 02:00 BOŞ TOPRAK MASALI VE AVRUPA KİPRİ BÖLÜM 2 01-01-1970 02:00 “Keşif” Denilen Büyük Yalan- BÖLÜM 1 01-01-1970 02:00 BİR YAZI DİZİSİ DUYURUSU “Keşif Değil, Sömürü” 01-01-1970 02:00 UZAK DOĞU DA DÜŞEN BİR BOMBA, 01-01-1970 02:00 “Zamanın İçinden Geçen Bir Gönül” 01-01-1970 02:00 KULDAN YURTTAŞA: İKİ OSMANLI’NIN ACI DERSİNDEN CUMHURİYET’E 01-01-1970 02:00 “Muğla’nın Kalbinde: Zamanın Sessiz Tanıkları” 01-01-1970 02:00 ÖZGÜRLÜĞÜN ATEŞİ 01-01-1970 02:00 “Unutulan Kanatlar ve Susturulan Fabrikalar” 01-01-1970 02:00 Dillerin Doğuşu, Yazının Doğuşu ve Sessizliğe Gömülen Sözler 01-01-1970 02:00 CUMHURİYET: AKLIN VE KÜLTÜRÜN ZAFERİ 01-01-1970 02:00 CUMHURİYET: YENİDEN DOĞUŞUN ADI 01-01-1970 02:00 ÇOCUKLAR SUÇA DOĞMAZ, SUÇA SÜRÜKLENİR 01-01-1970 02:00 SUSTURULAN ZEKANIN GÖLGESİNDE KARANLIK DÜNYA 01-01-1970 02:00 “Ölmez Ağacı Kökünden Söküyorlar” 01-01-1970 02:00 “Samsun’dan Ankara’ya: Gençliğin Bağımsızlık Yürüyüşü” 01-01-1970 02:00 Çürüme Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Taşınan Bir Miras mı? 01-01-1970 02:00 “Konuşmam, Ama Konuştururlarsa!..” 01-01-1970 02:00 “Deprem Kader Değil, İhmalin Bedeli” 01-01-1970 02:00 “Dağın Sessiz Çığlığı – Bir Vicdan Manifestosu” 01-01-1970 02:00 “Derman Bey Osman Gürer: Taşova’nın Vicdanı, Halkın Doktoru”” 01-01-1970 02:00 Arif Meşhur’u Anarken: 01-01-1970 02:00 İyilik, Bazen Sessiz Kalmamaktır 01-01-1970 02:00 24 Temmuz Lozan: Türkiye Tapusudur, Kutlu Olsun! 01-01-1970 02:00 Kimlik Üzerinden Siyaset 01-01-1970 02:00 “Sağılır İneği Kestik, Gözümüz Aydın!” 01-01-1970 02:00 ŞAŞIP KALIYORUM! 01-01-1970 02:00 YOĞURDUN GERİ DÖNÜŞÜMÜ OLMAZ 01-01-1970 02:00 LASTİK GİBİ UZUYAN YALANLAR 01-01-1970 02:00 ASİTTEN TOPRAĞA KURŞUNDAN CİĞERE 01-01-1970 02:00 ZEHRİN RENGİ YOK 01-01-1970 02:00 12 Haziran 2025 Amasya’nın Tarih Yazdığı Gün 01-01-1970 02:00 "Bu Dünya Kâr Uğruna Katlediliyor!" 01-01-1970 02:00 “Sürek Avı Değil, Sürdürülebilir Akıl 01-01-1970 02:00 “19 Mayıs… Gençliğin Bayramı, Cumhuriyet’in Umudu” 01-01-1970 02:00 YEŞEREN UMUTLAR, DARAĞACINDA SOLMAYAN ÜÇ FİDAN 01-01-1970 02:00 EGE’NİN KIYILARI BİZİM, AMA BİZ ARTIK ORADA YOKUZ 01-01-1970 02:00 “Çobansız Dağlar, Açlığa Giden Yoldur” 01-01-1970 02:00 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlu Olsun! 01-01-1970 02:00 Urfa’da Göçer Öğretmenlerle Bir Zaman 01-01-1970 02:00 ŞAMANİZM’İN İZİNDE: 01-01-1970 02:00 “Veda Değil Saygı Duruşu: Volkan Konak Gibi Yaşamak!” 01-01-1970 02:00 “Yıkılmış Sistemden Doğan Bilinç: 01-01-1970 02:00 “Atatürk Tek Adam mıydı?” 01-01-1970 02:00 GÜNEŞLE GELEN, ATEŞTEN DOĞAN BARIŞ 01-01-1970 02:00 “Kendi Geleceğini Yok Eden İşçilere Açık Mektup” 01-01-1970 02:00 8 Mart, Bir Kutlama Günü Değil 01-01-1970 02:00 Yıldızlar Yoldaşın Olsun Edip Akbayram 01-01-1970 02:00 “Eğitim ve Edebiyatın Sessiz Kahramanı: Dursun Sever” 01-01-1970 02:00 MUHALEFETİN ADAY BELİRLEME SÜRECİ 01-01-1970 02:00 “Sevgi Bir Güne Sığmaz” 01-01-1970 02:00 DEPREM VE GERÇEKLER: JAPONYA VE TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI 01-01-1970 02:00 Kadın: Hayatın Ta Kendisi 01-01-1970 02:00 Bir Köyün Uyanışı 01-01-1970 02:00 “Onur ve Sorumluluk: Unutulan Değerler” 01-01-1970 02:00 47 Yıl Önce İnşa Edilen Binanın Sorumluluğu 01-01-1970 02:00 Köy Enstitüsü Öğrencilerinin Yolculuğu 01-01-1970 02:00 “Sarı Öküz’ü Verdiğimiz Gün Kaybettik 01-01-1970 02:00 “Emeklilik: Onurlu Bir Yaşam mı, Sessiz Bir Terk Ediliş mi?” 01-01-1970 02:00 Böl ve Yönet 01-01-1970 02:00 “Ovacık’ın Efsanesiydi, Kadıköy’de Hayal Kırıklığı Oldu” 01-01-1970 02:00 Muğla’dan Türkiye’ye Bir Uyarı 01-01-1970 02:00 Sömürülen Kıtanın Çığlığı 01-01-1970 02:00 Patrona Halil ve Şeyh Bedreddin: 01-01-1970 02:00 “Tayland gezi notları: 3” 01-01-1970 02:00 “Tayland gezi notları: 2” 01-01-1970 02:00 “Tayland Gezi Notları: 1” 01-01-1970 02:00 Kendi Seçiminin Bedeli 01-01-1970 02:00 “24 Kasım: Bir Hüzün ve Hatırlama Günü” 01-01-1970 02:00 İşkencenin İnsanlık Dışılığı 01-01-1970 02:00 Anılarınızı Kaleme Alarak Ölümsüzleştirin 01-01-1970 02:00 “Laiklik: Özgürlüğün ve Aydınlığın Teminatı” 01-01-1970 02:00 'Laikliğin Eğitim ve Bilim Üzerindeki Rolü: 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk-8 Son bölüm 01-01-1970 02:00 “Cumhuriyetin Çınarı: Muazzez İlmiye Çığ’ın Ardından” 01-01-1970 02:00 "Cumhuriyetimizin Temel Değerleri ve Günümüzdeki Tehditler" 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk-7 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk-6 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk-5 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk-4 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk-3 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk”- 2 01-01-1970 02:00 “Nil’in Kıyısında: Kahire’de Tarihe Yolculuk” 01-01-1970 02:00 “Eğitimde Ahlak ve Değerlerin Önemi: İnsani Bir Yaklaşım” 01-01-1970 02:00 10 Kasım ve Atatürk'ün Ardından Bıraktığı Miras 01-01-1970 02:00 Orta Doğu Toplumunun Çıkmazı 01-01-1970 02:00 “Demokrasiyi Korumak: Halkın Seçtiği Yöneticilere Saygı” 01-01-1970 02:00 Özgürlüğün Sembolü Bayrak 01-01-1970 02:00 Yaşasın Cumhuriyet! 01-01-1970 02:00 “Vatan Uğruna Fedakarlık: Boğaz Şehitliği’nde Kahramanlık İzleri” 01-01-1970 02:00 Akpınarlılarla Tarihe Yolculuk 3. Gün 01-01-1970 02:00 Akpınarlılarla Tarihe Yolculuk İkinci Gün 01-01-1970 02:00 Kıbrıs’ta Kuşakları Birleştiren Dördüncü Buluşma 01-01-1970 02:00 ‘’Minik Canların Umutlarını Çalanlar Para Hırsı Uğruna Geleceğimiz Karartılıyor’’ 01-01-1970 02:00 Tarikatların Gölgesinde Laiklik 01-01-1970 02:00 Vatan Savunmasında İbadet ve Dayanışma: 01-01-1970 02:00 İklim Değişikliğinin Ayak Sesleri 01-01-1970 02:00 3. Maddeyi Tartışmaya Açmak Tehlikeli Bir Girişim 01-01-1970 02:00 Kız Çocukları: Eşitlik Mücadelesinde Büyüyen Hayatlar 01-01-1970 02:00 “Avcılık Spor Değil 01-01-1970 02:00 Amasya Elması 01-01-1970 02:00 Alevlerle Yazılan Özgürlük 01-01-1970 02:00 Sessiz Çığlıklarımız Ne Zaman Duyulacak? 01-01-1970 02:00 Aklın Yolu Birdir 01-01-1970 02:00 Türk çiftçisine bir an önce "KENEVİR" ekme yetkisi verilmelidir. 01-01-1970 02:00 “Bafra Pidesinin Peşinde: Anılar ve Arayışlar” 01-01-1970 02:00 "Geleceğin Enerjisiyle Eğitimi Aydınlatan Öncü Adımlar" 01-01-1970 02:00 Sınıfta İmamın Yeri Olabilir mi? 01-01-1970 02:00 Çocukluk Adımlarımın Büyülü Yolculuğu 01-01-1970 02:00 Kadınlarımızın Toplumdaki Yeri 01-01-1970 02:00 İtfaiyeciler Günü: Yangın Güvenliğinin Kahramanları 01-01-1970 02:00 Dünya ile Bağlarımızı Koparmayalım: 01-01-1970 02:00 “İnsan Hayatına Teknolojinin Dokunuşu” 01-01-1970 02:00 “Dualarla Gelecek Kurulmaz: Bilimden Uzaklaşan Toplumlar Yok Olmaya Mahkum” 01-01-1970 02:00 “Haşhaş: İnsanlık Tarihinin Köklerinden Günümüze Uzanan Bir Yasaklı Bitki” 01-01-1970 02:00 “Haşhaş Çiçekleri Arasında Yürüyüş: 1950'lerde Taşova'da Bir Çocukluk Hikayesi" 01-01-1970 02:00 Kenevir: İnsanlık İçin Bir Miras, Egemen Güçler İçin Bir Tehdit 01-01-1970 02:00 “12 Eylül: Türkiye’nin Karanlık Dönemi ve Kaybedilen Gelecek" 01-01-1970 02:00 “Doğanın Tacı: Gürsu’nun Sularında Hayat Bulmak" 01-01-1970 02:00 Eğitimi Korku Değil, Bilim Şekillendirmeli 01-01-1970 02:00 “Kötülüğün Yankısı: Falaris Boğası ve Adaletin Karanlık Yüzü" 01-01-1970 02:00 “Masumiyetin Katledildiği Yerde İnsanlık Utandı" 01-01-1970 02:00 1916 yılında Arap Yarımadası’nda önemli bir dönüm noktası yaşandı 01-01-1970 02:00 “Köy Enstitülerinin Işığı ve Cumhuriyetin Aydınlık Geleceği" 01-01-1970 02:00 Toprağın Üstü Altından Kıymetli 01-01-1970 02:00 Amasya, yüzyıllardır sanatın, müziğin, merkezi olmuş bir şehir 01-01-1970 02:00 Bir Akpınar Efsanesi: İbrahim Aydın’a Veda 01-01-1970 02:00 Bu Topraklarda Mustafa Kemal'ler Yenilmez: 01-01-1970 02:00