Sevgili işçi kardeşlerim,
Öncelikle şunu bilmenizi isterim: Bu yazıyı, sizi suçlamak veya küçümsemek için değil, sizi uyarmak ve gerçekleri hatırlatmak için kaleme alıyorum. Hepiniz emekçiler olarak hayatınızı kazanmak için mücadele ediyorsunuz, ailenizi geçindirmek, çocuklarınızı okutmak, onlara daha iyi bir gelecek sunmak istiyorsunuz. Ancak tam da bu noktada sizlere sormam gereken önemli bir soru var: Bunu gerçekten yapabiliyor musunuz?
Yıllardır çalıştığınız termik santrallerin size ve çevrenize verdiği zararı göremiyor musunuz? Havanız kirli, suyunuz zehirlenmiş, tarım alanlarınız yok olmuş, çocuklarınızın geleceği tehdit altında. Santral çevresinde yaşayan insanlar kanserden ölüyor, doğanız bir çöle dönüşüyor. Ama siz hâlâ bu santrallerin kapanmaması için mücadele ediyorsunuz. Sizce bunun sebebi gerçekten santralin size iş sağlaması mı, yoksa sizi işsizlik korkusuyla esir alanların sizi kandırması mı?
Açlıktan korkuyorsunuz ama hastalıktan korkmuyor musunuz?
İşverenleriniz ve sendika yöneticileriniz size “Santral kapanırsa aç kalırsınız” diyor. Peki ama size şunu söylüyorlar mı: “Bu santral açık kalırsa, sen ve sevdiklerin zehirlenecek, kanser olacaksınız, çocuklarınız hastalıklı bir çevrede büyüyecek, belki de siz ölünce yetim kalacaklar?”
Santralin çevresinde yaşayan insanlar, yıllardır nasıl hastalandıklarını anlatıyor. Tarım alanlarının, zeytinliklerin nasıl yok olduğunu gözünüzle görüyorsunuz. Ama siz, size dayatılan korkular yüzünden bu gerçekleri görmezden geliyorsunuz. “Aç ölmektense, tok ölürüm” diyorsunuz ama unutmayın: Termik santral açık kaldıkça, siz de aileniz de yavaş yavaş ölüyorsunuz. Peki, gerçekten bu “tokluk” uğruna hayatınızı vermeye değer mi?
Kendinizi ve çocuklarınızı bir zehir çukuruna mahkûm ediyorsunuz!
Muğla Büyükşehir Belediyesi, sizin ve bölgenin geleceği için bir adım attı, termik santralin ruhsatını iptal ettirdi. Ama siz, sizi sömüren patronların ve sendika yöneticilerinin telkinleriyle, sağlığınızı düşünen insanlara karşı saldırıya geçtiniz. Başkan Ahmet Aras’a baret fırlattınız, bir gazeteciye saldırdınız. Kime ve neye hizmet ettiğinizi gerçekten biliyor musunuz?
Bu santrallerden asıl kazanç sağlayan kim? Siz mi, yoksa size işsizlik korkusuyla boyun eğdiren işverenler mi? Onlar kazançlarına kazanç katarken, siz ölümcül hastalıklarla boğuşuyorsunuz. Onlar servetlerine servet katarken, siz çocuklarınızın geleceğini bile kaybediyorsunuz.
Santral kapanırsa ne olacak?
En büyük korkunuz bu değil mi? “Biz ne yapacağız, nasıl geçineceğiz?” diye soruyorsunuz. Haklısınız, kaygılanmakta yerden göğe kadar haklısınız. Ama gerçek şu ki, eğer bu santraller kapanmazsa, zaten sağlıklı bir geleceğiniz olmayacak. Çözüm, sizi zehirleyen santrali açık tutmak değil, size yeni iş olanakları yaratmaktır. Eğer hakkınızı arayacaksanız, patronlarınıza ve yöneticilerinize karşı arayın! “Bizi burada çalışmaya mecbur bırakacağınıza, sağlıklı ve sürdürülebilir iş sahaları açın” deyin! Bunu yapacak olanlar, sizi tehdit eden işverenlerdir, çevreci insanlar değil!
Muğla gibi bir doğa harikasında, güneş ve rüzgâr enerjisine dayalı temiz enerji yatırımları yapılabilir. Tarım, turizm ve çevre dostu sanayiler teşvik edilebilir. Ama siz, bu değişime direnç gösterdiğiniz sürece, ne sağlığınızı ne de geleceğinizi kurtarabilirsiniz.
Gözünüzü açın!
Unutmayın, bu dünya size ait olduğu kadar çocuklarınıza da ait. Bugün “ekmek paramız” dediğiniz şey, yarın çocuklarınızın mezar taşı olabilir. Bugün “bizden sonra tufan” dediğiniz doğa, yarın evlatlarınızı aç ve hasta bırakabilir.
O yüzden sizi sömürenlerin yalanlarına inanmayın! Gerçek düşmanınız, size işsizlik korkusunu aşılayan ve sizi zehirli bir düzene mahkûm edenlerdir. Onlara karşı sesinizi yükseltin. Sağlıklı yaşamak, temiz hava solumak, çocuklarınıza temiz bir gelecek bırakmak en büyük hakkınızdır. Ve bu hakkınızı, sizi zehirleyenlere değil, sağlığınızı ve geleceğinizi korumaya çalışanlara destek vererek savunun.
Gözünüzü açın ve yanlışın karşısında değil, doğrunun yanında durun!
İsmail Erdal 15.03.2025 Muğla






