“BEN ONUN BENİM BABAM OLDUĞUNU BİLİYORUM!”

ALZHEİMER HASTALARINA DEĞİL, BİRAZ DA BİZLERE AYNAYA BAKTIRAN BİR FİLM…

Geçtiğimiz günlerde İran yapımı Bir Ayrılık (A Separation) filmini izledim. Film boyunca birçok sahne insanı düşündürüyor ama öyle bir diyalog var ki, yüreğimin en derin yerine dokundu.

Eşi, Alzheimer hastası babasına büyük bir özveriyle bakan Nader’e soruyor:

— “Baban senin onun oğlu olduğunu bile bilmiyor. Hâlâ neden onun yanında kalıyorsun?”

Nader’in verdiği cevap ise belki de insanlık tarihinin en güzel evlatlık derslerinden biridir:

“O BENİ TANIYAMIYOR OLABİLİR… AMA BEN ONUN BABAM OLDUĞUNU BİLİYORUM.”

İşte bütün mesele de burada…

Alzheimer, insanın hafızasını çalabilir.

İsimleri unutturabilir.

Yüzleri silebilir.

Anıları karıştırabilir.

Ama bir hastalık, ne anne-babalığın değerini ne de evlat olmanın sorumluluğunu ortadan kaldırabilir.

Bugün çevremizde binlerce Alzheimer hastası var.

Belki annesi kendisini tanımıyor…

Belki babası her gün aynı soruyu soruyor…

Belki yıllarca emek verdiği evladını yabancı sanıyor…

Oysa unutulmaması gereken şudur:

ONLAR BİZİ UNUTABİLİR…

AMA BİZ ONLARI UNUTMAMALIYIZ.

Çünkü bir zamanlar biz yürüyemezken elimizden onlar tuttu.

Konuşamazken sesimizi onlar duydu.

Hastalandığımızda geceler boyu başımızda onlar bekledi.

Okula onlar gönderdi.

Hayata onlar hazırladı.

Şimdi roller değişmiş olabilir.

Bugün onların elinden tutma sırası bizde.

Alzheimer hastasına bakmak sadece bir sağlık hizmeti değildir.

Bu, sabrın…

Vicdanın…

Vefanın…

İnsanlığın sınavıdır.

Bazen aynı soruya yüz kere cevap vermek gerekir.

Bazen gece yarısı kalkıp kapıya yönelen babayı yatağına götürmek gerekir.

Bazen annemiz bizi evladı değil de komşunun çocuğu sanabilir.

İşte tam o anda kızmak yerine şunu düşünmeliyiz:

ONLAR BUNU İSTEYEREK YAPMIYOR. HASTALIK HAFIZAYI ALIYOR, AMA SEVGİYİ TAMAMEN YOK EDEMİYOR.

Bilim insanları Alzheimer’ın hafızayı zayıflattığını, ancak sevgi, şefkat ve güven duygularının çoğu zaman uzun süre hissedilebildiğini belirtiyor. Hastalar isimleri unutabilir ama kendilerine gösterilen sıcaklığı ve sevgiyi hissedebilirler. (Vikipedi⁠)

Bu nedenle Alzheimer hastası bir yakını olan ailelere seslenmek istiyorum:

Yalnız değilsiniz…

Yorgunluğunuzu biliyorum.

Çaresizliğinizi hissediyorum.

Bazen içinizden ağlamak geldiğini tahmin ediyorum.

Ama bilin ki gösterdiğiniz her sabır, her şefkat ve her fedakârlık insanlığın en büyük erdemlerinden biridir.

O unutsa da siz unutmayın…

O sizi tanımasa da siz onu tanıyın…

Çünkü bir gün hepimizin hafızasından birçok şey silinebilir.

Ama geriye şu soru kalacaktır:

BİZE MUHTAÇ OLANLARA NASIL DAVRANDIK?

İranlı yönetmenin bu sahneyle vermek istediği mesaj bana göre çok açıktır:

İNSANI İNSAN YAPAN HATIRLAMAK DEĞİL, VEFADIR.

Ve o unutulmaz cümle kulaklarımızda çınlamaya devam etsin:

“O BENİM KİM OLDUĞUMU BİLMEYEBİLİR…

AMA BEN ONUN BENİM BABAM OLDUĞUNU BİLİYORUM.”

Bu söz, sadece bir film repliği değil; yaşlanan anne ve babalarımıza karşı vicdan borcumuzu hatırlatan bir insanlık dersidir.

https://youtu.be/OzdZUoJKLKY?si=0mJ8qs1GrVCr1g86

İSMAİL ERDAL