Ellerinde geçmişin izleri, gözlerinde geleceğin ışığı vardır. Bir gülüşüyle baharı getirir. Kadın, hayatın ta kendisidir.
Bu fotoğraflarda gördüğümüz kadınlar, dünyanın en ağır yükünü omuzlarında taşıyorlar. Sadece topladıkları odunları değil, hayatın tüm sorumluluğunu, umudu ve geleceği de sırtlanmış durumdalar. Doğanın kucağında, emeğin en saf haliyle, zor şartlar altında bile gülümseyebilen, üretmeye ve var olmaya devam eden kadınların gücünü anlatıyor bu kareler.
Kadın, yalnızca evde, tarlada ya da iş yerinde çalışan bir birey değildir. O, toplumu ayakta tutan, nesilleri yetiştiren ve geleceği inşa eden en temel yapı taşıdır. Bu kadınların ellerindeki nasırlar, yılların emeğini, mücadeleyi ve sabrı anlatıyor. Gözlerindeki ışık ise yarına olan inancı, umudu ve direnci simgeliyor.
Toplum, kadını yalnızca anne, eş ya da çalışan olarak görmemeli. Kadın, yaratıcı gücün en büyük temsilcisidir. Sanatta, bilimde, siyasette, ekonomide ve hayatın her alanında var olan kadınlar, dünyayı daha yaşanılır hale getiren en önemli güçtür. Ne yazık ki hâlâ birçok yerde kadın emeği göz ardı edilmekte, onların toplum içindeki hakları ve varlıkları yeterince değer görmemektedir. Oysa ki bir toplumun gelişmişliği, kadına verdiği değerle ölçülür.
Bu fotoğraflar, sadece kırsal bölgelerdeki kadınların yaşadığı zorlukları değil, dünyanın dört bir yanında kadınların sırtlandığı yükleri de hatırlatıyor. Kimi zaman sırtında odun, kimi zaman çocuğunun geleceği, kimi zaman da adaletsiz bir düzenin ağırlığı… Ancak her şeye rağmen, kadınlar üretmeye, direnmeye ve toplumu ileri taşımaya devam ediyor.
Kadın sadece bir birey değil, hayatın kendisidir. Onları yalnızca Anneler Günü’nde ya da belirli günlerde değil, her zaman desteklemeli, haklarını savunmalı ve emeklerine saygı göstermeliyiz. Kadın, dünyayı güzelleştiren en büyük güçtür ve o güç, hiçbir zaman hafife alınmamalıdır.
İsmail Erdal Muğla







