PİRAMİTLERDEN BAHÇEMİZE: KORKTUĞUMUZ CANLILARIN VE DOĞANIN GİZLİ KAHRAMANLARININ GERÇEK HİKÂYESİ

DOĞANIN SESSİZ İŞÇİLERİ: YAŞAM BORÇLU OLDUĞUMUZ CANLILAR YABAN ARISI, KUTSANAN BOK BÖCEĞİ VE DOĞANIN BÜYÜK DERSİ

Ben Mısır gezimde, Kahire Müzesi’nde ve piramitlerin duvarlarında bok böceklerinin resimlerini gördüğümde önce şaşırmıştım. Çocukluğumuzdan beri bize pislikle ilişkilendirilen, itilip kakılan bir böceğin, koskoca bir uygarlık tarafından kutsal sayılması ilk anda insana garip geliyor. Oysa rehberler anlatınca anladım ki, eski Mısır insanı doğayı bizden daha dikkatli gözlemlemiş. Bok böceğinin toprağı havalandırdığını, atıkları doğaya geri kazandırdığını, yaşamın sürmesine katkı sağladığını görmüş ve ona saygı duymuş.

Yıllar sonra yaban arıları üzerine okuduklarım da bana aynı gerçeği yeniden hatırlattı: DOĞADA GEREKSİZ GİBİ GÖRÜNEN HİÇBİR CANLI YOKTUR.

İnsanların çoğu yaban arısını görünce korkar. Hele halk arasında “eşek arısı” denilen iri türler görünürse, hemen öldürmeye çalışır. Çünkü sokar, can yakar, bazen de saldırgan görünür. Ben de uzun yıllar böyle düşündüm. Ama biraz araştırınca, onların da doğanın sessiz işçileri olduğunu gördüm.

Yaban arıları bahçelerde, tarlalarda ve ormanlarda yaşayan birçok zararlı böcekle beslenir. Tırtılları, yaprak bitlerini, sinekleri, sivrisinekleri, beyaz sinekleri, meyveye zarar veren larvaları avlarlar. Bir yaban arısı yuvası yaz boyunca binlerce zararlı böceği ortadan kaldırabilir. Eğer onlar olmasa, pek çok meyve ağacı, sebze ve tarla ürünü böcek istilasına uğrayabilir.

Bugün çiftçiler zararlı böceklerle mücadele etmek için tonlarca ilaç kullanıyor. Oysa yaban arıları, doğanın kendi ilacı gibidir. ONLAR AZALDIKÇA, TARIMDA KİMYASAL İLAÇ KULLANIMI ARTAR. Bu da hem toprağa, hem suya, hem de insan sağlığına zarar verir.

Bir başka önemli görevleri de tozlaşmadır. İnsanlar yalnızca bal arılarının çiçekleri döllediğini sanır. Oysa birçok yaban arısı da çiçekten çiçeğe dolaşırken polen taşır. Özellikle incir ağaçları için yaban arıları vazgeçilmezdir. Bazı incir türleri, yalnızca kendilerine özgü küçük bir incir arısı sayesinde meyve verebilir. O küçücük arı olmazsa, incir de olmaz.

Yaban arılarının başka bir faydası da doğadaki çürüyen maddeleri temizlemeleridir. Bazı türleri leşle, çürüyen meyvelerle ve organik atıklarla beslenir. Böylece doğanın temizlenmesine yardım ederler. Eğer bu canlılar olmasa, çürüyen maddeler daha uzun süre ortada kalır, hastalık riski artar.

Ekosistem bir zincir gibidir. Zincirin bir halkası koparsa, bütün düzen bozulur. Yaban arıları da o zincirin önemli halkalarından biridir. Onlar kuşlar için besindir, başka canlıların yaşamına katkı sağlar. Yaban arılarının yok olması, yalnızca onların kaybolması anlamına gelmez; onları yiyen kuşların, onlardan yararlanan bitkilerin ve böceklerin de zarar görmesi demektir.

Ama bütün bunları söylerken, onların zararlarını da görmezden gelemeyiz.

Yaban arıları özellikle yuvalarına yaklaşılırsa saldırabilir. Eşek arısı denen iri türler, yuvalarını korumak için topluca saldırabilir. Sokmaları çok acı verir. Bazı insanlarda ciddi alerjiye yol açabilir; nefes darlığı, şişme, baygınlık hatta hayati tehlike yaratabilir. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve alerjisi olanlar için dikkatli olmak gerekir.

Meyve bahçelerinde olgunlaşmış üzümlere, incirlere, şeftalilere zarar verebilirler. Piknik yerlerinde ete, meyveye ve tatlıya geldikleri için insanları rahatsız ederler. Çatı aralarında, duvar boşluklarında ya da ağaç kovuklarında yuva yaptıklarında tehlikeli olabilirler.

Ancak burada yapılacak şey, her gördüğümüz yaban arısını öldürmek değildir. Çünkü çoğu bize zarar vermeden işini yapar. Eğer yuva evin çok yakınında değilse, bırakmak en doğrusudur. Çok yakınsa ve tehlike yaratıyorsa, bilinçli şekilde, uzman yardımıyla uzaklaştırmak gerekir. Çocuklara da “Her böcek kötüdür” diye öğretmek yerine, hangi canlının ne işe yaradığını anlatmak gerekir.

Ben Mısır’da bok böceğinin neden kutsal sayıldığını şimdi daha iyi anlıyorum. İnsan, doğayı tanıdıkça küçülüyor; kendisini dünyanın efendisi değil, yalnızca bir parçası olarak görmeye başlıyor. Yaban arıları da, bok böcekleri de, sevmediğimiz nice canlı da aslında bu dünyanın devamı için çalışıyor.

BELKİ DE İNSANIN EN BÜYÜK YANLIŞI, KENDİSİNE YARARSIZ GÖRÜNEN HER ŞEYİ YOK ETMEYE ÇALIŞMASIDIR. Oysa doğa, bizim sandığımızdan çok daha akıllı bir dengedir.