KENDİ MALIMIZIN MÜŞTERİSİ Mİ OLACAĞIZ?

Bir düşünün…

Yolu biz yaptık.

Köprüyü biz yaptık.

Parasını biz ödedik.

Şimdi o yoldan geçmek için yıllarca başkasına para ödeyeceğiz.

5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararla, Karayolları Genel Müdürlüğünün işlettiği iki Boğaz köprüsü ile çok sayıda otoyol ve çevre yolu 30 yıllığına özelleştirme kapsamına alındı.

Mülkiyet devlette kalabilir.

Ama işletme hakkı ve gelir özel şirkete bırakılırsa, asıl soru şudur:

HALKIN PARASIYLA YAPILAN YOLUN GELİRİNİ NEDEN HALK DEĞİL, ÖZEL ŞİRKET TOPLASIN?

Devletin parası diye ayrı bir para yoktur.

DEVLETİN PARASI, HALKIN PARASIDIR.

Bu yollar işçinin emeğiyle, mühendisin bilgisiyle, teknisyenin alın teriyle yapıldı.

Bedelini de hep birlikte ödedik.

Vergiyle…

Borçla…

Geçiş ücretiyle…

Şimdi bize deniliyor ki:

“Satılmıyor, yalnızca işletme hakkı devrediliyor.”

Peki değişen ne?

Tapu devlette kalacak.

Ama 30 yıl boyunca geliri başkası toplayacaksa, ekonomik faydanın önemli bir bölümü de başkasına geçecek demektir.

ADI SATIŞ OLMAYABİLİR.

AMA GELİRİ DEVREDİLİYORSA, HALKIN ORTAK KAZANCI DA DEVREDİLİYOR DEMEKTİR.

Özel şirket neden bu yolları almak ister?

Kâr etmek için.

Bu çok normal.

Ama o kâr nereden çıkacak?

Geçiş ücretinden.

Taşımacılıktan.

Lojistik maliyetinden.

Sonra da ekmeğe, sebzeye, ilaca, kargoya, otobüs biletine yansıyacak.

Yani o yoldan hiç geçmeyen insan bile o yolun parasını ödeyecek.

PAZARDA ÖDEYECEK.

MARKETTE ÖDEYECEK.

FATURADA ÖDEYECEK.

Benim asıl sorum şu:

KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ BU YOLLARI NEDEN İŞLETEMİYOR?

Bu ülkenin mühendisi mi yok?

İşçisi mi yok?

Teknisyeni mi yok?

Kamu işletmeciliğinde sorun varsa çözüm halkın malını devretmek değildir.

ÇÖZÜM, KAMUYU İYİ YÖNETMEKTİR.

Şeffaflığı artırmaktır.

Liyakati güçlendirmektir.

Denetimi sağlamaktır.

Bir başka soru daha var:

BİR DEFALIK ALINACAK PARA, 30 YILLIK GELİRE DEĞER Mİ?

Bir defalık para gelir.

Harcanır.

Biter.

Ama yolun geliri yıllarca akar.

BUGÜNÜ KURTARMAK İÇİN YARININ GELİRİNDEN VAZGEÇİLMEZ.

Bu nedenle halka açıkça anlatılmalıdır:

Bu yolların gerçek değeri nedir?

Yıllık geliri ne kadardır?

Hangi bedelle devredilecektir?

Geçiş ücretini kim belirleyecektir?

Döviz garantisi olacak mıdır?

Araç geçiş garantisi verilecek midir?

Sözleşme halka açıklanacak mıdır?

ŞEFFAFLIK, İHALE BİTTİKTEN SONRA ŞİRKETİN ADINI AÇIKLAMAK DEĞİLDİR.

ŞEFFAFLIK, HALKIN MALININ HANGİ ŞARTLARLA DEVREDİLDİĞİNİ HALKA GÖSTERMEKTİR.

Biz daha önce de gördük.

Fabrikalar gitti.

Limanlar gitti.

Şeker fabrikaları gitti.

Madenler şirketlere açıldı.

Dağlar parçalandı.

Şimdi sıra yolların gelirinde mi?

DAĞLARIMIZDAN SONRA YOLLARIMIZ MI?

Ben özel sektöre karşı değilim.

Ama halkın malının gerçek değeri açıklanmadan, gelecekte sağlayacağı gelir hesaplanmadan ve sözleşmesi halka gösterilmeden 30 yıllığına devredilmesine karşıyım.

Çünkü yol yalnızca asfalt değildir.

Köprü yalnızca beton değildir.

ONLAR HALKIN ORTAK EMEĞİDİR.

Ve benim söylemek istediğim çok açık:

HALKIN PARASIYLA YAPILAN, HALKIN MALIDIR.

HALKIN MALI, HALKTAN HABERSİZ UZUN YILLAR BOYUNCA BAŞKALARININ KÂR KAPISI YAPILMAMALIDIR.

Bugün susarsak yarın yalnızca köprüden geçerken değil;

markette,

pazarda,

otobüste,

kargoda

ve satın aldığımız her üründe bunun bedelini yine biz ödeyeceğiz.

KENDİ PARAMIZLA YAPTIĞIMIZ YOLDA, KENDİ MALIMIZIN MÜŞTERİSİ OLMAYALIM.

İsmail ERDAL 06.09.2026 Muğla