Edip Akbayram’ın ışıklara yürüdüğünü öğrendim. Yüreğimde tarifsiz bir sızı… Bir devrimci sanatçıyı, Anadolu’nun haksızlığa uğramış insanlarının sesini kaybettik. O, sadece bir müzisyen değildi; ezilmişlerin, yok sayılanların, hakkı elinden alınanların türküsünü söyleyen bir yoldaştı.

1970’lerde, halkın umudunu şarkılarında büyüten, türkülerine isyanı, sevgiyi, dayanışmayı işleyen bir devrimciydi. Mahzuni’den, Pir Sultan’dan, Ruhi Su’dan aldığı ilhamla, halkın gerçeklerini notalara döktü. “Hasretinle Yandı Gönlüm” diyerek sadece bir aşkı değil, halkın özlemini, yitirilmiş adaletin hüznünü dile getirdi. “Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz” dediğinde, ezilenlerin başkaldırısını haykırdı.

12 Eylül darbesi, onun gibi halkın sanatçılarını susturmak istedi. Şarkıları yasaklandı, konserleri engellendi, albümleri dağıtılamadı. Ama o yılmadı. Sanatını, mücadelesini, halkına olan inancını hiç kaybetmedi. Zorluklarla geçen yılların ardından bile, dimdik ayakta durdu, şarkılarını halkına söylemeye devam etti.

Edip Akbayram, halkın sanatçısıydı. Onun sesi, bu topraklarda emeğiyle, alın teriyle yaşam mücadelesi veren herkesin sesi oldu. Şimdi yıldızlara karıştı, ama sesi, şarkıları, mücadelesi hep bizimle olacak.

Yıldızlar yoldaşın olsun büyük usta! Halkın yüreğinde yankılanan sesin asla susmayacak!

İsmail Erdal 02.03.2025 Muğla