Sadece bir tarih değil bu.

Bir milletin esaret zincirini Lozan’da parçaladığı, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin dünya sahnesine “ben de varım” dediği gündür.

Lozan Antlaşması, öyle sıradan bir masa başı görüşmesi değil; emperyalist çarkın dişlilerine sıkıştırılmak istenen bir halkın, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde verdiği büyük mücadelenin diplomatik taçlandırılmasıdır.

Bir halk düşünün ki yedi düveli Anadolu topraklarında dize getiriyor; sonra da masaya oturup “bu ülkenin sınırlarını ve onurunu siz değil, biz belirleriz” diyor. İşte 24 Temmuz 1923 budur!

Bugün hâlâ Lozan’ı hedefe koyanlar var.

Yüz yıl geçmiş, hâlâ “gizli maddeler” masallarıyla, “Lozan hezimettir” diyenlerle karşılaşıyoruz.

Bu kişiler ya tarih bilmez ya da bilmezden gelir. Ya da daha kötüsü: Bu ülkenin tapusunu hâlâ emperyalist ellerde görmek isteyenlerin zihinsel uşaklığını yaparlar.

Oysa Lozan, Sevr’in mezar taşıdır!

Hatırlayın: Sevr’de Anadolu paramparça edilmişti.

Ege, Fransız ve Yunan’a verilmiş; Doğu, Ermeni devleti hayaline teslim edilmişti. Güneyde bir Kürt devleti öngörülmüş, Boğazlar uluslararası yönetime bırakılmıştı.

Ama millet, Sakarya’da, Dumlupınar’da o haritayı yırtıp attı.

İsmet Paşa, o haritanın külleriyle Lozan’da “Anadolu bizimdir, Türk milletinindir” diyerek mührü vurdu.

Evet, Lozan kusursuz bir anlaşma değildir.

Ama emperyalistlerin önümüze koyduğu esaret senedinden, tam bağımsızlık ve egemenlik belgesi çıkaran bir halk iradesinin sonucudur.

Ve unutmayalım: Savaşla alınan zaferi diplomasiyle kalıcı kılmak, en az cephede kazanmak kadar değerlidir.

Bugün Lozan’ı kötüleyenlerin çoğu, aslında Cumhuriyet’le de barışık değildir.

Çünkü Lozan, laik Cumhuriyet’in kurucu temelidir.

Saltanatın değil halkın egemenliğini tescillemiştir.

Bu nedenle bu antlaşmaya çamur atanların derdi tarih değil; halkın egemenliği, Cumhuriyet’in kazanımları ve Atatürk devrimleridir.

Bugün, sınırlarımız Lozan ile çizilmişse; Boğazlarımız bizim kontrolümüzdeyse; Sevr paçavrasından bir devlet değil, çağdaş bir Türkiye Cumhuriyeti doğmuşsa, bunu Lozan’a borçluyuz.

Türkiye’nin tapusudur Lozan.

Ve biz bu tapunun bekçileriyiz.

Bu topraklarda özgürce konuşabiliyorsak, şehit kanlarıyla sulanmış bu vatanın onurunu koruyabiliyorsak, Lozan’daki iradeye, dik duruşa, Cumhuriyet’i kuran o devrimci ruha minnet borçluyuz.

Tarihi ters yüz edenlere karşı haykırıyorum:

Lozan hezimet değil, şahlanıştır!

Sevr değil, Lozan yaşasın!

Cumhuriyetimizin tapusu, 24 Temmuz Lozan Barış Antlaşması kutlu olsun!

“Lozan Antlaşması, Türk milleti aleyhine asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması’yla tamamlandığı sanılmış büyük bir suikastın yıkılışını ifade eden bir belgedir. Lozan Antlaşması, Türk milletine karşı yüzyıllardan beri hazırlanmış emperyalist emellerin son bulduğunu gösteren bir belgedir.”

— Mustafa Kemal Atatürk

İsmail Erdal Eğitimci Muğla

24 Temmuz 2025