Gürsu Köyü’nün bereketli topraklarında doğan ve yaşamını bu topraklara adayan Dursun Sever, sadece bir öğretmen değil, aynı zamanda bir şair, yazar ve toplum önderiydi. Onunla iki yıl boyunca aynı okulda çalışmak, meslek hayatımın en keyifli dönemlerinden biriydi. Okul müdürü olarak görev yaptığı süre boyunca, her projeye canla başla sarılır, “Bir şey yapalım” denildiğinde hemen kolları sıvar ve yaratıcı çözümler üretirdi.

Dursun Sever’in edebi yönü, onun en derin ve belki de en az bilinen tarafıydı. “Sivri” adını verdiği dergide, çevrenin sorunlarını ve edebi eserlerini ustalıkla bir araya getirerek, okuyucularına hem düşündürücü hem de sanatsal bir içerik sunardı. Ne var ki, bu yeteneklerini hiçbir zaman ön plana çıkarmaz, mütevazı bir şekilde çalışmalarını sürdürürdü.

Eğitim hayatına Akpınar Öğretmen Okulu’nda başlayan Dursun Sever, burada sadece akademik başarılarıyla değil, aynı zamanda sosyal etkinliklerdeki aktif rolüyle de iz bırakan bir öğrenci oldu. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda Taşova merkezde yaptığı konuşma, onun daha genç yaşlarda bile ne denli etkileyici bir eğitimci olduğunu gösteriyordu. Başarılı öğretmenlik kariyeri sayesinde, Bakanlık tarafından Ankara ve İstanbul’a davet edilmesi, onun mesleki yetkinliğinin bir göstergesiydi.

Ancak, bu kadar donanımlı ve başarılı bir öğretmenin, sosyal hayattan çekilip köyde çiftçilikle meşgul olma kararı, birçok kişi için merak konusu oldu. Kendisine bu konuda ne zaman soru yöneltilse, sessiz kalmayı tercih ederdi. Yıllar sonra oğluna sorduğumda, kendince bir yorum yaptı, ancak bu kararın ardındaki gerçek nedenler hala bir sır olarak kaldı.

Köyde öğretmenlik ve çiftçiliği başarıyla yürüten Dursun Sever, cömertliğiyle de tanınırdı. Evinin kapısı herkese açık olur, sofrasında yemeğini paylaşmadığı kimse kalmazdı. Köyün üst kısmında inşa ettiği su değirmeni, yıllarca köy halkına hizmet etti ve onun topluma olan katkılarının somut bir sembolü haline geldi.

Akpınar Öğretmen Okulu’ndan mezun olan Dursun Sever’in, burada bıraktığı izler, benim de aynı okulda öğrencilik yaparken gurur kaynağım oldu. Gürsu Köyü, çevrede en fazla yatılı okul mezunu ve memur yetiştiren köylerden biri olarak bilinir. Bu başarıda, Dursun Sever gibi fedakar öğretmenlerin ve eğitmenlerin katkısı yadsınamaz.

Ben de bir eğitimci olarak, 28 öğrencimin doktor, subay, hemşire, öğretmen, imam ve ticarette başarılı bireyler olarak yetiştiğini görmekten büyük gurur duyuyorum. O dönemde, köy çocuklarının yatılı okullara yönlendirilmesinde ve sınavlara hazırlanmalarında, Gürsu Köyü öncü bir rol oynadı. Dursun Sever, okulu evi gibi görerek çevre düzenlemesini titizlikle yapar, diktiği ağaçların büyüyüp serpilmesiyle köyün çehresini değiştirirdi. Köye her gidişimde, onun emekleriyle yeşeren bu ağaçları görmek, içimde tarifsiz bir gurur ve minnet duygusu uyandırıyor.

Ne yazık ki, zamanla köyler boşaldı. Bir zamanlar yedi öğretmenle hizmet veren ve 300’den fazla öğrencinin neşesiyle çınlayan okulumuz kapandı. Köy, büyük şehirlere göç vererek sessizliğe büründü. Ancak, köyden ayrılanlar şimdi geri dönerek evlerini yeniden inşa ediyor ve yazları köyde geçiriyorlar. Eski hareketli günlere kavuşur mu bilinmez, ama Dursun Sever’in köye ve insanlarına yaptığı hizmetler asla unutulmayacak. Ben unutmadım ve inanıyorum ki, onun öğrencileri ve Aydın demokrat öğretmenleri de unutmayacak. Işıklar içinde uyu.

İsmail Erdal  23.02.2025 Muğla

(Aramızdan ayrılmasının 23. Yılı  adına.)