Her dönemin kendine has bir halk kahramanı vardır. Kimi sazıyla, kimi kalemiyle, kimi duruşuyla… Ama bazıları vardır ki, hem yüreğiyle hem de emeğiyle halkının içinden çıkar, halkıyla bütünleşir. Dr. Osman Gürer, işte bu isimlerden biridir. O, Taşova’nın bağrından çıkan, yoksulluğun içinden gelen, ama hiçbir zaman yoksulluğu bir şikâyet değil, halkı anlamanın anahtarı olarak gören bir halk hekimidir.
Ben Osman’ı çocukluğumuzdan bilirim. Aynı çevrede büyüdük. Ben meslek gereği Taşova’dan yarım asır uzak kaldım, Dereli’de öğretmenlik yaptım, farklı illerde görev yaptım. Ama gönül bağımız hiç kopmadı. Ne zaman arasak, telefonda aynı sıcaklığı, aynı samimiyeti bulurum. Dostluğumuz zaman ve mesafe tanımadı. Kardeşi öğretmen arkadaşımdı. Osman’la yıllar ayrı geçse de gönüller hep yan yana kaldı.
Osman, Ballıca köyünün çocuğudur. Yoksullukla iç içe büyüdü. O günlerin yokluğunu bilen, kalın paltosuz geçen kışları, ikinci el kitaplarla biten okulları yaşadı. Ama bu yoksulluk, onda kin değil, vicdan yarattı. Tıp fakültesini bitirip doktor olduğunda, hayatının pusulası zaten belliydi: “Yoksulun yanında olacağım.” Bu nedenle doktorluk hayatı boyunca yoksuldan hiçbir zaman ücret almadı. Özel muayenehanesi vardı, evet… Ama kapısı, gönlü gibi açıktı. Maddi durumu olmayan hastalar için hem ücret almazdı hem de ilaç bulur, cebinden harcar, o kişiyi yalnız bırakmazdı. Çünkü Osman için doktorluk, sadece reçete yazmak değil, insanı anlamak, ona umut olmaktı.
Halk ona zamanla “Derman Bey” demeye başladı. Bu lakap sadece şifacılığıyla ilgili değildi. Derman demek, çaresizlikte bir el, umutsuzlukta bir ışık demektir. Osman Gürer, hastalarına sadece ilaç değil, moral, umut ve güven de verdi. Kapısına gelen hiç kimseyi geri çevirmediği gibi, onların derdiyle dertlendi. İşte bu yüzden, Taşova’da adı anıldığında “Derman Bey” denilirdi; çünkü gerçekten derdi olanın dermânıydı.
Onun çevresindeki meslektaşları onu hep aynı kelimelerle tarif eder: samimi, sabırlı, eşitlikçi ve cana yakın. Sadece hastalarıyla değil, iş arkadaşlarıyla da içten bir ilişkisi vardı. Hiyerarşi değil, diyalog temelliydi ilişkileri. Sohbete, anlayışa, saygıya önem verirdi. Bir çay içiminin bile şifaya dönüşebileceğine inanırdı.
Topluma karşı taşıdığı bu duyarlılık ve sorumluluk bilinci onu sadece hekim değil, aynı zamanda bir toplum adamı yaptı. Bu nedenle bir dönem Cumhuriyet Halk Partisi’nden Taşova Belediye Başkanlığına aday oldu. Çünkü Osman, Taşova’nın sadece sağlık değil, sosyal sorunlarıyla da ilgilenmeyi görev bildi. O, çamurun içinden geçen çocukların geleceği için de dertlendi, yolları yapılmayan köyler için de.
Emekli olmuş olabilir ama Osman Gürer, doktorluktan emekli olmadı. Hâlâ Ballıca köyünde yaşıyor. Her hafta Taşova’ya gelir, dostlarıyla buluşur, oyun grubuyla bir gün geçirir, halkın arasında olmanın huzurunu yaşar. Çünkü o halkla var olmuştur. Osman Gürer hâlâ bir telefon uzağında, hâlâ bir çocuğun ateşi çıktığında ilk aranan kişidir.
Osman Gürer’in hikâyesi, sadece bir doktorun değil, halkına karşı sorumluluk hisseden bir insanın hikâyesidir. Para onun için bir amaç değil, insanlığa hizmette bir araçtı. Herkesin derdine ortak olmaya çalışan bir ömür, sessiz sedasız ama etkili bir miras bırakır.
Bugün onun ismini taşıyan bir cadde cadde var. Evinin olduğu sokağa Doktor Osman Gürer adı verildi.
Taşova’da bir annenin duasında, bir yaşlının minnet dolu bakışında, bir çocuğun şifa bulmuş gülümsemesinde Osman Gürer’in izi vardır.
Benim için bir dosttur, bir yoldaştır. Taşova için ise bir değerdir, bir halk hafızasıdır. Derman Bey’i anlatmak, bir milleti, bir insanı, bir vicdanı anlatmaktır.
İsmail Erdal Ağustos 2025 Muğla
(Emekli Eğitimci )
Not:
Ben her ne kadar 50 yıldır Taşova’dan ayrı yaşasam da, bu yazıyı Taşova’nın sevilen “Derman Doktoru” Osman Gürer için kaleme aldım. Onu tanıyan, bir şekilde yolu onunla kesişmiş olan herkesin mutlaka anlatacak bir anısı vardır. Bu yazının altına yapılacak yorumlarla o kıymetli anılar paylaşılırsa, çevresine büyük emek vermiş bu değerli büyüğümüzü hep birlikte unutulmazlar arasına koyar, hafızamıza ve tarihe birlikte not düşeriz.





