İyilik, Bazen Sessiz Kalmamaktır
“İyi insan, aklından hiç kötülük geçirmeyen saf insan değildir.
İyi insan, her kötülüğün farkında olup, iyiliği tercih edendir.”
Bu sözü ilk okuduğumda içimde bir yerler kıpırdadı.
Çünkü yıllardır çevremde gördüğüm ama bir türlü tarif edemediğim o ince ayrımı, birkaç cümleyle öyle güzel anlatmış ki Erich Fromm…
Ve dedim ki: “İşte, tam da budur!”
Bizim kuşak, iyilik deyince daha çok ‘zararsız olmak’ anladı.
Kimseye karışmamak, kimseyi incitmemek, biraz da kendi kabuğuna çekilmek…
Oysa yaş aldıkça gördüm ki, bazen asıl iyilik; tam da karşına dikilip “Bu yaptığın doğru değil!” diyebilmektir.
İyilik bazen susmamaktır.
Bazen haksızlığa uğrayan birine el uzatmaktır.
Bazen gerçeği konuşmaktır, bilerek yalnız kalmak pahasına…
Çevremde çokça gördüm:
Birçok insan “Ben iyi biriyim” der ama gözünün önünde yapılan kötülüklere tek kelime etmez.
İnsanlar bazen kendi konforunu bozmamak için, bazen birilerini kırmamak bahanesiyle, bazen de başına iş almak istemediği için susar.
Ama suskunluk, her zaman erdem değildir.
Bazen bir kötülüğe ortaklıktır.
Şimdi herkesin kendi hayatına bir bakmasını isterim.
Hangi yanlışa göz yumduk?
Hangi doğrunun yanında durmadık?
Ve bütün bunları yapmadığımızda, yine de kendimize “iyi insan” diyebildik mi?
Özellikle bugünlerde, siyasetten toplumsal hayata kadar pek çok alanda büyük bir vicdan testinden geçiyoruz.
Televizyonda, mecliste, meydanlarda…
Kendini “milletin temsilcisi” diye tanıtanların nasıl yalanlar söylediğini görüyoruz.
Bir yandan halkı düşünüyormuş gibi yapıp, öte yandan halkın emeğini çalanları izliyoruz.
Eğitimi, adaleti, ahlakı çürütenleri sessizce kabullenen bir toplum haline geliyoruz.
Ve sonra dönüp kendi kendimize “Biz iyi insanlarız” diyebiliyor muyuz gerçekten?
Ben bir eğitimciyim.
Yıllarca çocuklara sadece ders değil, hayatı da anlatmaya çalıştım.
Onlara hep şunu söyledim:
“İyi olmak, sadece iyi niyetli olmak değildir.
İyi olmak, neyin kötü olduğunu bilip ona boyun eğmemektir.
Yanlışın karşısında susanla, onu yapan arasında fark kalmaz.”
Çocuklar bu sözü kolayca anlıyor ama ne gariptir ki, büyükler unutuyor.
Bugün iyiliğin tanımını yeniden hatırlamalıyız.
İyilik, elindeki gücü çıkar için kullanmamak,
birilerine yaranmak için yalanı doğru gibi sunmamak,
bir haksızlığı gördüğünde “Bana ne!” dememektir.
Çünkü kötülük sadece yapanlarla değil, görüp de susanlarla da büyür.
Bir gün hepimiz dönüp arkamıza bakacağız.
Ve kendimize şunu soracağız:
“Ben neyin yanında durdum?”
İşte bu soruya vereceğimiz dürüst cevap, kim olduğumuzu gösterecek.
İyilik, sadece yürekte değil, duruşta da belli olur.
Dilerim ki, hepimiz o duruşu gösterecek cesareti buluruz.
Çünkü bazen en büyük iyilik, yalnız kalsan da doğrudan şaşmamaktır.
İsmail Erdal Temmuz 2025






