12 EYLÜL 1980 — TÜRKİYE’NİN KARANLIĞA UYANDIĞI SABAH

Bir sabah uyandık.

Gökyüzü aynı gökyüzüydü,

toprak aynı topraktı…

Ama memleket aynı memleket değildi.

Tanklar yürüyordu sokaklarda.

Ve o tanklar yalnız asfaltın üzerinden geçmedi.

DEMOKRATLARIN,

EMEKÇİLERİN,

ÖĞRENCİLERİN,

ÖĞRETMENLERİN,

SENDİKALARIN,

AYDINLARIN ÜZERİNDEN

DOZER GİBİ GEÇTİ.

Kitaplar toplandı.

İnsanlar toplandı.

Düşünceler suçlandı.

Cezaevleri doldu.

İşkence odaları kuruldu.

Darağaçları yükseldi.

Ve memlekete büyük bir korku öğretildi:

KONUŞMA.

SORGULAMA.

ÖRGÜTLENME.

İTİRAZ ETME.

Başını eğ.

Sus.

İtaat et.

İşçinin sesi kısıldı.

Sendikaların beli kırıldı.

Üniversitelerin üzerine YÖK konduruldu.

Bir kuşağın yalnız özgürlüğünü değil,

CESARETİNİ DE ALMAYA ÇALIŞTILAR.

Sonra başka kapılar açıldı.

Aydınlanmanın alanı daralırken

Türk-İslam sentezi devletin siyasal ve eğitim anlayışında güç kazandı.

Özgür düşünce geri çekildikçe

cemaatlerin ve tarikatların büyüyebileceği zemin genişledi.

Cumhuriyetin

“SORGULAYAN YURTTAŞ” idealinin yerine,

itaat eden,

susmayı öğrenen,

siyasetten korkan

bir toplum yaratılmak istendi.

12 Eylül’ün en büyük kötülüğü belki de buydu.

İnsanları yalnız hapishanelere kapatmadı.

BİR ÜLKENİN HAFIZASINA KORKUYU HAPSETTİ.

Babalar çocuklarına,

“Evladım siyasete karışma…”

demeye başladı.

Anneler çocuklarının çantasında kitap görünce korktu.

Gençlik meydanlardan uzaklaştırıldı.

Bir ülkeye

kendi sesinden korkmak öğretildi.

İşte bunun için söylüyorum:

12 EYLÜL YALNIZ BİR DARBE DEĞİLDİ.

Bir ülkenin aklına,

emeğine,

özgürlüğüne,

aydınlanmasına vurulan baltaydı.

Türkiye’yi,

SANKİ YÜZ YIL GERİYE İTMEK İSTER GİBİ

karanlığın içine çekmeye çalıştı.

Ama hesaplayamadıkları bir şey vardı.

İnsan susturulur…

DÜŞÜNCE SUSTURULAMAZ.

Kitap yakılır…

FİKİR YAKILAMAZ.

Meydan boşaltılır…

ÖZGÜRLÜK YOK EDİLEMEZ.

Çünkü özgürlük,

toprağın altında bekleyen bir tohumdur.

Üzerine beton dökersin.

Taş koyarsın.

Demir koyarsın.

Ama bir gün

küçücük bir çatlak bulur,

başını çıkarır

ve yeniden güneşe yürür.

Onun için

12 Eylül’ü unutmayacağız.

Unutturmayacağız.

Çünkü darbeyi unutmak,

yalnız geçmişi unutmak değildir.

GELECEĞİ KARANLIĞA TESLİM ETMEKTİR.

Ve son söz:

DARBENİN SAĞI OLMAZ.

SOLU OLMAZ.

İYİSİ HİÇ OLMAZ.

DEMOKRASİ POSTALLA GELMEZ.

ÖZGÜRLÜK TANKIN NAMLUSUNDAN DOĞMAZ.

Bir ülkeyi kurtaracak olan

generallerin emri değil,

HALKIN ÖZGÜR İRADESİDİR.

Ve unutmayın:

BİR ÜLKENİN ÜZERİNDEN TANKLA GEÇEBİLİRSİNİZ…

AMA O ÜLKENİN ÖZGÜRLÜK UMUDUNUN

ÜZERİNDEN GEÇEMEZSİNİZ.

İsmail ERDAL 12 EYLÜL 2026