BELGESİ VARDI DA GÜVENLİĞİ VAR MIYDI?

30 Ağustos…

Milletimizin bağımsızlık mücadelesinin zaferle taçlandığı, coşkuyla kutlamamız gereken ZAFER BAYRAMI’NDA, bu kez Girne açıklarından acı bir haber geldi.

Girne’den Taşucu’na hareket eden Filo Jet adlı yolcu gemisi, limandan ayrıldıktan kısa süre sonra su alarak alabora oldu. İnsanlarımız hayatını kaybetti, kayıplar için denizde umutlu bekleyiş başladı.

ZAFERİ KUTLAMAMIZ GEREKEN BİR GÜNDE, YÜREĞİMİZE DENİZDEN BÜYÜK BİR ACI VURDU.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde üç günlük yas ilan edildi. 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla düzenlenmesi planlanan akşam eğlenceleri birçok yerde yapılmadı veya iptal edildi.

Çünkü ortada kutlamaların sesini susturan büyük bir insanlık dramı vardı.

Bir yanda Zafer Bayramı’nın gururu, diğer yanda denizin ortasında yakınlarından gelecek iyi bir haber için bekleyen ailelerin feryadı…

BÖYLE BİR ACI KARŞISINDA EĞLENCELERİN DURMASI, TOPLUMUN ORTAK VİCDANININ VE DAYANIŞMA DUYGUSUNUN BİR GÖSTERGESİDİR.

Yaşanan facianın ardından emekli bir kaptanla uzun uzun sohbet ettim.

Yıllarını denizde geçirmiş, fırtınayı da sakin havayı da yaşamış bir deniz insanının söyledikleri beni derinden etkiledi. Konuştukça bu kazanın yalnızca sert dalgalarla veya kötü hava şartlarıyla açıklanamayacak kadar ciddi sorular barındırdığını daha iyi anladım.

Emekli kaptan bana şu cümleyi söyledi:

“DENİZ HATAYI AFFETMEZ. FAKAT DENİZDE YAŞANAN HER FELAKETİ DE DENİZİN ÜZERİNE YIKAMAZSINIZ.”

Gerçekten de öyle…

Şimdi herkes denizin sertliğini, dalgaların yüksekliğini ve geminin baş tarafından su aldığını konuşuyor. Kaptan ve mürettebatın ilk ifadelerine göre dalgalar geminin ön tarafına zarar vermiş, ardından gemi hızla su alarak alabora olmuş.

Peki bir yolcu gemisinin baş tarafı, seyre çıkmasına izin verilen deniz şartlarında nasıl kopabilir?

ASIL CEVAPLANMASI GEREKEN SORU BUDUR.

Filo Jet’in denize elverişlilik belgesinin, klas kayıtlarının, yüksek hızlı tekne işletme izninin ve gerekli diğer evraklarının bulunduğu açıklanıyor. Geminin son kontrolünün 2 Haziran 2026 tarihinde yapıldığı ve üç metreye kadar dalga yüksekliğinde seyir yapabileceğine ilişkin geçerli belgesinin olduğu söyleniyor.

Bütün bunlar doğru olabilir.

Ancak insanlar hayatını kaybetmiş ve aileler hâlâ yakınlarından haber bekliyorsa yalnızca “Geminin belgeleri vardı” demek kimseyi tatmin etmez.

ÇÜNKÜ DENİZCİLİKTE BELGENİN VARLIĞI BAŞKA, GEMİNİN GERÇEKTEN DENİZE ELVERİŞLİ OLMASI BAŞKA BİR MESELEDİR.

Bir geminin dosyasında gerekli bütün sertifikalar bulunabilir. Fakat gövdesinde metal yorgunluğu, eski bir kazadan kalan yapısal zayıflık veya standartlara uygun yapılmamış bir onarım varsa o belgeler insan hayatını kurtarmaya yetmez.

Filo Jet’in yaklaşık 10–12 yıl önce Taşucu’nda karaya oturduğu ve baş kısmında ağır hasar meydana geldiği ileri sürülüyor. Gemiyi o dönemde inceleyen bir gemi inşa mühendisi, onarımın mutlaka klas kuruluşunun gözetiminde yapılması gerektiğini belirttiğini söylüyor.

Geminin daha sonra nasıl, nerede ve kimlerin gözetiminde onarıldığı bugün facianın merkezindeki en önemli sorulardan biridir.

BU GEMİDE GERÇEKTEN BÜYÜK BİR “YAMA” VAR MIYDI?

VARSA BU ONARIM HANGİ MÜHENDİSLİK HESAPLARINA GÖRE YAPILDI?

KULLANILAN MALZEME VE KAYNAKLAR TEST EDİLDİ Mİ?

KLAS KURULUŞU BU ONARIMI GÖRDÜ VE ONAYLADI MI?

SON KONTROL SIRASINDA ESKİ HASARLI BÖLGE ÖZELLİKLE İNCELENDİ Mİ?

Bu soruların cevapları ortaya çıkmadan “Gemi denize elverişliydi” açıklamasını eksiksiz bir gerçek olarak kabul edemeyiz.

Emekli kaptanın dikkat çektiği başka bir konu da geminin hızıydı.

Yüksek hızlı katamaranlar dalgalı denizde klasik gemilerden farklı davranır. Sert dalgalara yüksek hızla veya yanlış açıyla girildiğinde geminin baş kısmına çok büyük darbeler binebilir. Denizcilikte buna “slamming” deniliyor.

O hâlde soralım:

Kaptan, denizin ve geminin durumuna göre hızını yeterince düşürdü mü?

Geminin dalgaya giriş açısı doğru muydu?

İlk su girişi ne zaman fark edildi?

Yolcuların uyarıları zamanında dikkate alındı mı?

Girne’ye dönme kararı neden daha erken verilmedi?

GEMİNİN ROTASI, HIZI VE KÖPRÜÜSTÜ KONUŞMALARI İNCELENMEDEN BU SORULARIN CEVABINI BİLEMEYİZ.

Facianın bir başka ağır tarafı ise yolcuların anlattıklarıdır.

Bazı yolcular düzenli bir tahliye yapılmadığını, can yeleklerine ulaşmakta güçlük çektiklerini ve kendilerine zamanında bilgi verilmediğini söylüyor. Acil çıkışların kapalı olduğu, bazı insanların camları kırarak kurtulduğu ve kaptanla bazı mürettebatın yolculardan önce gemiyi terk ettiği iddiaları bulunuyor.

Bunların her biri bağımsız ve şeffaf bir soruşturmayla kesinleştirilmelidir.

Ancak bu iddialar doğruysa burada yalnızca teknik bir arızadan değil, ciddi bir acil durum yönetimi başarısızlığından söz etmek gerekir.

BİR GEMİDE YETERLİ SAYIDA CAN YELEĞİ BULUNMASI TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİLDİR.

Yolcu o yeleğe ulaşamıyorsa, nasıl giyeceğini bilmiyorsa ve kendisine zamanında gemiyi terk talimatı verilmemişse depodaki can yeleğinin ne anlamı vardır?

Can salları zamanında denize indirilemediyse, alarm sistemi çalışmadıysa veya yolcular kendi başlarının çaresine bırakıldıysa kâğıt üzerindeki güvenlik donanımının insan hayatına hiçbir faydası olmaz.

Gemi 26 yaşındaydı.

Bir geminin yaşlı olması tek başına denize elverişsiz olduğu anlamına gelmez. Düzenli bakımı yapılan daha yaşlı gemiler de güvenle çalışabilir. Ancak yaşlanan bir geminin kontrolleri çok daha dikkatli yapılmalıdır.

Gövde yorulması, eski onarımlar, çatlaklar, korozyon, su geçirmez bölmeler, sintine pompaları ve alarm sistemleri titizlikle denetlenmelidir.

Bugün sormamız gereken en açık soru şudur:

FİLO JET GERÇEKTEN KONTROL EDİLDİ Mİ, YOKSA YALNIZCA EVRAKLARI MI KONTROL EDİLDİ?

Bu facianın sorumluluğu yalnızca kaptan ve mürettebatın üzerine bırakılmamalıdır.

Gemiyi işleten şirketin, bakım ve onarımları yapanların, klas kuruluşunun, limandan çıkış izni verenlerin ve denetim görevini yerine getiren kamu görevlilerinin sorumlulukları ayrı ayrı araştırılmalıdır.

Çünkü bir yolcu gemisi kaptanın tek başına verdiği kararla sefere çıkmaz.

O GEMİNİN ARKASINDA ŞİRKET VARDIR.

TEKNİK EKİP VARDIR.

BAKIM KAYITLARI VARDIR.

KLAS KURULUŞU VARDIR.

LİMAN YÖNETİMİ VARDIR.

DENETİM MAKAMLARI VARDIR.

Bir yerde hata yapılmışsa diğer aşamalardaki kontrollerin o hatayı yakalaması gerekir. Hiçbir kontrol hatayı yakalayamamışsa ortada yalnızca bireysel değil, kurumsal bir denetim sorunu var demektir.

Elbette soruşturma tamamlanmadan hiç kimseyi peşinen suçlu ilan edemeyiz. Fakat soruşturmanın şeffaf yürütülmesini ve bütün belgelerin kamuoyuyla paylaşılmasını istemek en doğal hakkımızdır.

Son teknik kontrol raporu açıklanmalıdır.

Eski kaza ve onarım belgeleri açıklanmalıdır.

Kaza gününün gerçek meteoroloji ve dalga ölçümleri yayımlanmalıdır.

Geminin AIS, GPS, radar, telsiz, kamera ve alarm kayıtları incelenmelidir.

Can yelekleri, can salları ve acil çıkışlarla ilgili iddialar tek tek araştırılmalıdır.

Enkazdan alınacak görüntülerde kırılmanın başladığı nokta özellikle incelenmelidir.

BU FACİA, “DALGALAR GEMİYİ PARÇALADI” DENİLEREK KAPATILAMAZ.

Dalgalar doğanın gerçeğidir. Gemiyi o dalgalara karşı dayanıklı inşa etmek, bakımını yapmak, doğru şekilde onarmak, denetlemek ve uygun şartlarda işletmek ise insanların sorumluluğudur.

Emekli kaptanla sohbetimizin sonunda söylediği bir söz aklımdan çıkmıyor:

“DENİZ KUSURU ORTAYA ÇIKARIR; KUSURU MEYDANA GETİREN DENİZ DEĞİLDİR.”

30 Ağustos, milletimiz için zaferin ve bağımsızlığın simgesidir.

Ne acıdır ki 2026 yılının 30 Ağustos’u, Kıbrıs’ta üç günlük yasın ilan edildiği; Zafer Bayramı eğlencelerinin yerini endişeli bekleyişe, gözyaşına ve kayıp yakınlarının feryadına bıraktığı bir gün olarak hafızalara kazındı.

BİR MİLLET ZAFERİNİ KUTLAMAYA HAZIRLANIRKEN, İHMAL İHTİMALLERİYLE DOLU BİR DENİZ FACİASININ ACISINI YAŞAMAK ZORUNDA KALDI.

Kaybettiğimiz insanların ve hâlâ haber beklenen kayıpların ailelerine karşı borcumuz, gerçeğin bütün yönleriyle ortaya çıkarılmasıdır.

Sadece kaptanın değil, sadece şirketin değil; bu geminin sefere çıkmasına onay veren bütün sistemin sorgulanması gerekir.

ÇÜNKÜ DENİZDE GÜVENLİK, DOSYADAKİ BİR MÜHÜRDEN İBARET DEĞİLDİR.

İNSAN HAYATI TAŞIYAN BİR GEMİNİN EN ÖNEMLİ BELGESİ, LİMANDAN AYRILDIKTAN SONRA YOLCULARINI SAĞ SALİM KIYIYA ULAŞTIRABİLMESİDİR.

İsmail Erdal 01.09.2026 Muğla