BOMBALARIN GETİRDİĞİ DEMOKRASİ DEĞİL, HALKLARIN KURDUĞU ÖZGÜRLÜK
Videoyu izlerken beni en çok etkileyen şey, o kadınların öfkesinden çok ONURLARI oldu. Çünkü söyledikleri sözlerin içinde yalnızca bir ülkenin değil, bütün dünyanın yıllardır yaşadığı acıların özeti vardı.
“Burası bizim vatanımız.”
“Bizi siz kurtarmayacaksınız.”
“Sizin demokratik bombalarınızı istemiyoruz.”
Bu sözler bana şunu düşündürdü:
Bir halkın kaderini o halktan başka kimse belirleyemez.
Dünyanın büyük devletleri yıllardır aynı cümleyi kuruyor: “Size demokrasi getireceğiz.” Ama arkalarında bıraktıkları şey çoğu zaman DEMOKRASİ DEĞİL, YIKIM oluyor. Şehirler yıkılıyor, çocuklar ölüyor, insanlar göç yollarına düşüyor. Sonra da bu acılara “özgürlük” adı veriliyor.
O kadınların sözlerinde, yıllardır aşağılanan, susturulan ama hâlâ ayağa kalkmayı başaran insanların sesi vardı. “Bizim yanlışlarımız olabilir, bizim baskılarımız olabilir, bizim eksiklerimiz olabilir. Ama bunları değiştirecek olan yine biziz” diyorlardı.
İşte bu söz bana gerçek bağımsızlığın ne olduğunu yeniden hatırlattı.
GERÇEK BAĞIMSIZLIK, BAŞKA BİR ÜLKENİN SENİN ADINA KARAR VERMESİ DEĞİLDİR.
GERÇEK BAĞIMSIZLIK, KENDİ ÜLKENDE, KENDİ HALKINLA, KENDİ MÜCADELENLE DEĞİŞİMİ YARATABİLMEKTİR.
Videoda yalnızca bir itiraz yoktu. Aynı zamanda bir meydan okuma vardı. Dünyaya şunu söylüyorlardı:
“Biz özgürlüğü hazır paket halinde istemiyoruz.”
“Biz özgürlüğü ithal etmeyeceğiz.”
“BİZ ONU KENDİ ELLERİMİZLE KURACAĞIZ.”
Bu sözleri duyunca aklıma Irak geldi, Afganistan geldi, Libya geldi. Her seferinde aynı sözler söylendi: “Sizi kurtarmaya geldik.” Ama kurtardıkları hiçbir ülke olmadı. Geride parçalanmış toplumlar, yoksulluk, korku ve yıllarca kapanmayan yaralar kaldı.
Çünkü DEMOKRASİ UÇAKLARLA GELMEZ.
ÖZGÜRLÜK FÜZELERİN UCUNDA TAŞINMAZ.
HALKIN SESİ, BOMBALARIN SESİNDEN DAHA GÜÇLÜDÜR.
Videoyu izlerken içimde hem hüzün hem de saygı oluştu. Hüzün duydum; çünkü dünyanın birçok yerinde insanlar hâlâ başkalarının hesapları uğruna acı çekiyor. Saygı duydum; çünkü o kadınlar korkunun içinden konuşuyorlardı. Belki baskı altında, belki tehdit altında, ama yine de başlarını eğmeden şunu söylüyorlardı:
“BU VATAN BİZİM.”
“BU GELECEK BİZİM.”
“ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜ DE BİZ KURACAĞIZ.”
Ben bir eğitimci olarak yıllardır şuna inanırım: Bir toplum ancak AKILLA, BİLİMLE, EĞİTİMLE ve KENDİ İRADESİYLE ayağa kalkabilir. Başkasının silahıyla gelen değişim, değişim değildir. O sadece yeni bir bağımlılık yaratır.
Ve bu video bana bir kez daha şunu hissettirdi:
BİR HALKIN EN BÜYÜK GÜCÜ, KORKMADAN KONUŞABİLMESİDİR.
EN BÜYÜK DİRENİŞİ İSE, KENDİ GELECEĞİNİ KENDİSİNİN KURACAĞINI SÖYLEYEBİLMESİDİR.
İsmail Erdal






Sonra da harekete geçmek..
Asıl sorun da burada.
Peki kiminle elele tutuşacaklar?
İşte burada kadına bakış açısı ortaya çıkıyor..
Suriye'de, Irak'ta yaşadık örneklerini..
Ülke kendi insanına özgürlüğü vermez ise, işin başıda sonu da zor, önü karanlıktır..