“Arif Meşhur’u Anarken: Halkın İçinden Gelen Bir Ses, Halk İçin Söyleyen Bir Yürek”

Yaz bahar ayında geleyim derdim…

Gelemedim gül yüzlü yar, küstün mü?

Bu dizeler, sadece bir sevda türküsünün nakaratı değil; aynı zamanda bir ömrün sitemi, bir toplumun iç sesi gibi yankılanır kulaklarımızda.

O sesi dillendiren, Amasya’nın Taşova ilçesine bağlı Alpaslan kasabasından doğup memleketin dört bir yanına halkın diliyle konuşan bir sanat emekçisiydi: Arif Meşhur.

Arif’le aynı yaştaydık.

Aynı dönemin çocukları, aynı sınıfsal gerçekliklerin tanıklarıydık.

Hayat bizi farklı yollara savursa da aynı değerlerde buluşturdu: alın teri, emek, halk sevgisi, eşitlik, dayanışma…

Arif, sesiyle halkın özlemlerini, yoksulluğunu, sevdasını ve direncini anlattı.

Onun türkülerinde yürek vardı; TRT radyosundan yankılanan sesi sadece bir sanat değil, bir toplum bilinciydi.

O, şöhreti için değil; halkı için söyledi.

Türk milliyetçiliğini ezberlenmiş sloganlarla değil, emekçi halkın yarasına tuz basan bir duyarlılıkla dile getirdi.

Onun milliyetçiliği, bölmeden birleştiren; ötekileştirmeden sahip çıkan bir bilinçti.

Arif Meşhur’un türkülerinde ne para hırsı vardı ne alkış ihtirası.

O türkülerde emek vardı, sabır vardı, Anadolu’nun sesi vardı.

Bu yüzden o türküler hâlâ yaşıyor.

Çünkü halktan doğan, halk için söylenen hiçbir türkü susmaz.

Bugün onu, vefatının 17. yılında, sadece bir sanatçı olarak değil; bir halk ozanı, bir bilinç taşıyıcısı, bir toplumsal hafıza olarak anıyorum.

Onun sesi, halkın ortak belleğinde yaşıyor; yaşamaya da devam edecek.

Arif kardeşim, seninle aynı toprağın çocuğu olmaktan, aynı çağın yoldaşı olmaktan onur duyuyorum.

Sen sustun ama sesin susmadı.

Ruhun şad, mekânın cennet olsun.

İsmail Erdal 02.08.2025 Muğla