YENİ PARTİ’NİN TÜZÜĞÜ YAYIMLANDI
İlk İncelemem ve Düşüncelerim
Yeni Parti’nin 22 Temmuz 2026 tarihli tüzüğü yayımlanmış bulunuyor. Kırk bir sayfadan oluşan tüzükte; partinin temel ilkeleri, üyelik sistemi, örgütlenme modeli, kongreler, genel merkez organları, aday belirleme yöntemleri, disiplin hükümleri ve mali düzenlemeler ayrıntılı biçimde ele alınıyor.
Tüzüğün başlangıcında Yeni Parti, kendisini “Türkiye’nin demokrasi ittifakını kuran ve temsil eden çağdaş sosyal demokrat bir parti” olarak tanımlıyor.
Partinin temel dayanağı olarak Cumhuriyet’in ulusal egemenliğe dayanan kurucu felsefesi ile Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık, özgürlük, eşitlik, yurttaşlık ve çağdaş uygarlık anlayışı gösteriliyor.
Tüzükte;
CUMHURİYETÇİLİK, MİLLİYETÇİLİK, HALKÇILIK, DEVLETÇİLİK, LAİKLİK VE DEVRİMCİLİKTEN OLUŞAN ATATÜRK İLKELERİNİN KORUNACAĞI VE ÇAĞIN GEREKLERİ DOĞRULTUSUNDA GELİŞTİRİLECEĞİ açıkça ifade ediliyor.
Bunun yanında demokrasi, özgürlük, eşitlik, adalet, dayanışma, kamusal yarar, bağımsızlık, bilim ve sürekli yenilenme partinin temel hedefleri arasında sayılıyor.
ÜYELERİN HAKLARI VAR, FAKAT YETKİLERİ YETERLİ Mİ?
Tüzüğe göre her parti üyesi; bilgi alma, görüş bildirme, parti çalışmalarına katılma, seçme ve seçilme hakkına sahip olacak.
Bu, demokratik bir siyasi parti için olması gereken en temel düzenlemedir. Ancak yalnızca hakların tüzükte yazılması yeterli değildir. Bu hakların uygulamada gerçekten kullanılabilmesi gerekir.
Üye düşüncesini özgürce açıklayabilmeli, yöneticilerini eleştirebilmeli ve parti politikalarının oluşumuna doğrudan katılabilmelidir. Bununla birlikte tüzük, düşünce açıklama hakkının “parti bütünlüğünü zedeleyecek veya parti disiplinini bozacak şekilde kullanılamayacağını” belirtiyor.
Bu hükmün ileride eleştiriyi susturan geniş bir disiplin yetkisine dönüştürülmemesi gerekir.
PARTİ DİSİPLİNİ, YÖNETİCİLERİN ELEŞTİRİDEN KORUNMASI ANLAMINA GELMEMELİDİR.
Üyelik başvurularında giriş aidatının 50 TL ile 5.000 TL, yıllık aidatın ise 600 TL ile 7.200 TL arasında belirlenebileceği görülüyor. Üyelik başvurusunun otuz gün içinde reddedilmemesi durumunda kabul edilmiş sayılması olumlu bir düzenlemedir. Ancak reddedilen üyelik başvurularında gerekçe gösterilmesinin zorunlu olmaması tartışılmalıdır.
Demokratik bir partide hiç kimse gerekçesiz biçimde kapının dışında bırakılamamalıdır.
ÖN SEÇİM VAR, FAKAT MERKEZ YOKLAMASI DA DEVAM EDİYOR
Tüzüğün en önemli bölümlerinden biri milletvekili ve yerel yönetim adaylarının belirlenmesine ilişkin hükümlerdir.
Milletvekili adaylarının belirlenmesinde; ön seçim, örgüt denetiminde ön seçim, aday yoklaması, örgüt denetiminde aday yoklaması ve merkez yoklaması yöntemleri kabul ediliyor.
Ön seçimde adayların, üye kütüğüne kayıtlı üyelerin oylarıyla belirlenmesi önemli ve demokratik bir adımdır. Örgüt denetiminde yapılan ön seçimin sonuçlarının Parti Meclisi tarafından değiştirilemeyeceğinin belirtilmesi de olumlu bir güvencedir.
Ancak hangi seçim çevresinde hangi yöntemin uygulanacağına, il örgütlerinin görüşü alınarak Parti Meclisi karar verecektir. Ayrıca merkez yoklamasında adaylar doğrudan Parti Meclisi tarafından belirlenecektir.
Burada açık bir demokratik eksiklik görüyorum.
Benim yıllardır savunduğum anlayış şudur:
BELEDİYE BAŞKANLARI, MİLLETVEKİLLERİ VE YEREL YÖNETİM ADAYLARI, PARTİ ÜYELERİNİN TAMAMININ KATILACAĞI ÖN SEÇİMLE BELİRLENMELİDİR.
Genel merkez yöneticileri, üyelerin önüne atanmış adaylar koymamalıdır. Üyeye yalnızca sandık kurmak yetmez; aday belirleme yetkisini gerçekten üyeye vermek gerekir.
Ön seçimin nerede yapılacağına genel merkez karar veriyorsa, merkez yoklaması tüzükte geniş biçimde korunuyorsa ve genel merkez kontenjanları devam ediyorsa, üyelerin iradesi yine sınırlanabilir.
Yeni Parti, geçmişte eleştirdiğimiz merkezci uygulamaları tekrarlamamalıdır.
ÇARŞAF LİSTE KURAL, FAKAT BLOK LİSTE KAPISI AÇIK
Tüzükte kurultay seçimlerinde kuralın çarşaf liste olduğu belirtiliyor. Bu demokratik açıdan doğru bir tercihtir. Çünkü çarşaf listede delegeler, genel başkanın hazırladığı tek bir listeyi onaylamak yerine adaylar arasından özgürce seçim yapabilir.
Ancak kurultay üye tam sayısının onda birinin önerisi üzerine blok liste yöntemine geçilebilmesi de mümkün bırakılmıştır.
Blok liste, parti yönetiminin ve genel başkanın kurultay üzerindeki etkisini artırabilir. Geçmiş siyasi parti deneyimleri göstermiştir ki blok listeler çoğu zaman parti meclislerini genel başkanın belirlediği kişilerden oluşturmakta ve örgüt iradesini zayıflatmaktadır.
Bu nedenle;
ÇARŞAF LİSTE İSTİSNA DEĞİL, DEĞİŞTİRİLEMEZ KURAL OLMALIDIR.
GENEL BAŞKAN VE MERKEZ YÖNETİMİ GÜÇLÜ
Tüzüğe göre Genel Başkan partiyi temsil ediyor, bütün parti örgütünün başkanı sayılıyor, her kademedeki organları toplantıya çağırabiliyor ve parti çalışmalarını denetleyebiliyor.
Merkez Yönetim Kurulunun oluşumunda da Genel Başkan önemli bir yetkiye sahip. Genel Sekreter ve genel başkan yardımcıları, Genel Başkanın önerisi üzerine Parti Meclisinin onayıyla göreve başlıyor. Merkez Yönetim Kurulu üyeleri Genel Başkan tarafından görevden alınabiliyor ve yerlerine yenileri yine Genel Başkan tarafından seçilebiliyor.
Bu düzenleme, parti yönetiminde Genel Başkanın ağırlığının oldukça fazla olduğunu gösteriyor.
Genel Başkan elbette partinin siyasi lideridir. Ancak demokratik bir partide Genel Başkanın yetkileri sınırsız olmamalı; Parti Meclisi, örgütler ve üyeler tarafından dengelenmelidir.
YENİ PARTİ, LİDER PARTİSİ DEĞİL; ÜYELERİN PARTİSİ OLMALIDIR.
ÖRGÜTLERİN GÖREVDEN ALINMASI VE ATAMA YETKİSİ
Tüzüğün dikkatle değerlendirilmesi gereken bir başka bölümü, il ve ilçe örgütlerinin görevden alınmasına ilişkin hükümlerdir.
Merkez Yönetim Kurulu, tüzüğe ve yasalara uygun çalışmadığını düşündüğü örgütleri görevden alabilecek ve yerlerine geçici kurullar atayabilecektir.
Görevden alınanların Parti Meclisine itiraz hakkı bulunuyor. Ancak itirazın kabulü için Parti Meclisi üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu gerekiyor. İl yönetimi görevden alınırsa yedi kişilik, ilçe yönetimi görevden alınırsa beş kişilik geçici kurullar atanabiliyor.
Bu yetki çok dikkatli kullanılmalıdır.
Geçmişte siyasi partilerde gördüğümüz ATAMA, GÖREVDEN ALMA VE GEÇİCİ YÖNETİM uygulamaları, parti içi demokrasiyi ortadan kaldırmış ve örgütleri genel merkeze bağımlı hâle getirmiştir.
Seçilmiş bir yönetim ancak açık, somut, belgeli ve denetlenebilir nedenlerle görevden alınabilmelidir. Parti merkezi, kendisine muhalif olan örgütleri görevden alma yetkisine sahip olmamalıdır.
ÜYELERİN YÖNETİCİLERİ GERİ ÇAĞIRMA HAKKI YOK
Tüzükte gördüğüm önemli eksikliklerden biri de üyelerin seçtikleri yöneticileri geri çağırabilmesine ilişkin açık bir düzenlemenin bulunmamasıdır.
Benim önerim nettir:
Bir ilçe başkanı, il başkanı, belediye başkanı veya milletvekili kendisini seçen üyelerin iradesinden uzaklaşırsa, üyelerin belirli bir çoğunluğu tarafından görevden alınabilmeli veya yeniden güvenoyuna çağrılabilmelidir.
SEÇME HAKKI VARSA, DEMOKRATİK KOŞULLAR ALTINDA GERİ ÇAĞIRMA HAKKI DA OLMALIDIR.
Ayrıca partiden seçildikten sonra başka bir partiye geçen milletvekili veya belediye başkanının, seçildiği görevi sürdürmemesi yönünde açık bir siyasal ilke oluşturulmalıdır. Seçmen bir kişiye yalnızca adı için değil, temsil ettiği parti ve program için de oy vermektedir.
KADIN VE GENÇLİK TEMSİLİ
Tüzükte kadın ve gençlik kotalarına yer verilmesi önemlidir. Ancak kadın ve gençlik kolları genel başkanlarının Merkez Yönetim Kurulu toplantılarına katılabilmelerine rağmen oy kullanamamaları dikkat çekmektedir.
Kadınların ve gençlerin yalnızca görüş bildiren değil, karar alan yapılarda doğrudan oy sahibi olmaları gerekir.
Kadınların, gençlerin, emekçilerin, üreticilerin ve toplumun dezavantajlı kesimlerinin temsili yalnızca kota maddeleriyle sınırlı kalmamalıdır.
SONUÇ OLARAK
Yeni Parti tüzüğünün Cumhuriyet’e, Atatürk ilkelerine, laikliğe, sosyal demokrasiye, bilime, emeğe, sosyal devlete ve hukuk devletine yaptığı vurgu önemlidir.
Partinin kendisini çağdaş sosyal demokrat bir yapı ve demokrasi ittifakının temsilcisi olarak tanımlaması da toplumun önemli bir beklentisine cevap vermektedir.
Ancak gerçek demokrasi, güzel ilkelerin tüzüğe yazılmasıyla değil, yetkinin tabana verilmesiyle kurulur.
Bu nedenle tüzüğün uygulamasında ve ileride yapılacak değişikliklerde;
TÜM ÜYELERLE ÖN SEÇİM,
MERKEZ YOKLAMASININ SINIRLANDIRILMASI,
ÇARŞAF LİSTENİN DEĞİŞMEZ KURAL OLMASI,
ATAMA YETKİLERİNİN DARALTILMASI,
ÜYELERİN GERİ ÇAĞIRMA HAKKI,
YÖNETİCİLERİN GÖREV SÜRELERİNİN SINIRLANDIRILMASI
VE MALİ ŞEFFAFLIK
açık ve bağlayıcı hükümler hâline getirilmelidir.
Biz yeni bir parti kurarken yalnızca tabelayı, amblemi ve yöneticileri değiştirmemeliyiz.
ESKİ PARTİLERİN MERKEZCİ, ATAMACI VE ÜYEYİ SEYİRCİ DURUMUNA DÜŞÜREN ANLAYIŞINI DA DEĞİŞTİRMELİYİZ.
Yeni Parti gerçekten yeni olacaksa, genel merkezin değil örgütün; yöneticilerin değil üyelerin; kişilerin değil ilkelerin partisi olmalıdır.
PARTİNİN ASIL SAHİBİ GENEL BAŞKANLAR DEĞİL, ÜYELERDİR.
İsmail Erdal YENİ PARTİ TÜZÜĞÜ ÜZERİNE DÜŞÜNCELERİM
Eleştirmek için değil, üyeyi güçlendirmek için
Ben yıllarca Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir üyesi olarak çalıştım. Partimin başarısı, demokrasinin gelişmesi ve Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in yaşatılması için elimden geldiğince emek verdim.
Ancak son dönemde yaşanan butlan süreci, partiyi geriye götürmeye çalışan anlayışlar ve parti iradesine yönelik müdahaleler karşısında artık aynı çatı altında kalamayacağımı gördüm. Bu nedenle CHP üyeliğinden ayrıldım.
En kısa zamanda Yeni Parti’ye üye olmak için başvuracağım.
Yeni Parti’nin yayımlanan tüzüğünü dikkatle inceledim. Beğendiğim, desteklediğim ve çağdaş siyaset açısından önemli bulduğum maddeler olduğu gibi, geliştirilmesi gerektiğini düşündüğüm hükümler de bulunmaktadır.
Burada yazdıklarım bir karşı çıkış ya da yıpratma amacı taşımamaktadır. Tam tersine, parti içinde üyelerin daha etkili olması, seçilmişlerin üyeye hesap vermesi ve Yeni Parti’nin gerçekten yeni bir siyaset anlayışı kurabilmesi amacıyla dile getirdiğim düşüncelerdir.
Ben 80 yaşındayım. Hiçbir makam, adaylık veya kişisel beklenti içinde değilim. Bundan sonra da kendim için değil, demokrasi, Cumhuriyet ve gelecek kuşaklar için düşündüklerimi söylemeye devam edeceğim.
Arzum; yıllardır savunduğum parti içi demokrasi anlayışının ve Özgür Özel’in çeşitli zamanlarda dile getirdiği demokratikleşme sözlerinin tüzükte ve uygulamada gerçek karşılığını bulmasıdır.
TÜZÜĞÜN TEMEL İLKELERİNİ DEĞERLİ BULUYORUM
Yeni Parti’nin kendisini çağdaş sosyal demokrat bir parti olarak tanımlaması; Cumhuriyet’in kurucu felsefesine, Atatürk ilkelerine, laikliğe, bilime, demokrasiye, eşitliğe, sosyal devlete, emeğe ve “Yurtta Barış, Dünyada Barış” anlayışına bağlılığını açıklaması önemlidir. parti-tuzugu.pdf
Bu ilkeler, Türkiye’nin bugün en fazla ihtiyaç duyduğu değerlerdir.
Özellikle;
AKIL VE BİLİMİN ESAS ALINMASI,
HUKUK DEVLETİNİN SAVUNULMASI,
EMEĞİN VE ÜRETİCİNİN KORUNMASI,
SOSYAL DEVLET ANLAYIŞININ BENİMSENMESİ,
KADINLARIN VE GENÇLERİN SİYASETE KATILIMININ GÜÇLENDİRİLMESİ
tüzüğün olumlu yönleridir.
Yeni Parti’nin yalnızca eski bir partinin devamı değil, Türkiye’nin demokratik geleceğini kurmak isteyen yeni bir siyasal hareket olması için bu ilkelerin yalnızca metinde kalmaması, günlük siyasetin temel kuralı hâline gelmesi gerekir.
ÜYENİN SEÇME VE SEÇİLME HAKKI ÖNEMLİDİR
Tüzükte her üyeye bilgi alma, görüş bildirme, seçme ve seçilme hakkı verilmesini değerli buluyorum. Parti organlarının ve delegelerin üyeler arasından seçileceğinin belirtilmesi, üyelik kavramını güçlendiren bir hükümdür. parti-tuzugu.pdf
Çünkü bir siyasi partinin gerçek gücü genel merkez binası, yöneticileri veya milletvekili sayısı değildir.
BİR PARTİNİN ASIL GÜCÜ, ÜYELERİDİR.
Üye yalnızca seçim zamanı çalışan, afiş asan, toplantıya çağrıldığında salona gelen veya aidat ödeyen kişi olmamalıdır.
Üye;
partinin yönünü belirlemeli,
adaylarını seçmeli,
yöneticilerini denetlemeli,
yanlış yapanlardan hesap sorabilmeli
ve gerektiğinde seçtiği yöneticiyi değiştirebilmelidir.
Gerçek parti içi demokrasi ancak böyle kurulabilir.
ÖN SEÇİMİN TÜZÜKTE BULUNMASI OLUMLUDUR
Yeni Parti tüzüğünde milletvekili adaylarının belirlenmesinde ön seçim, örgüt denetiminde ön seçim, aday yoklaması, örgüt denetiminde aday yoklaması ve merkez yoklaması yöntemlerine yer verilmiştir.
Ön seçimde adayların kayıtlı üyelerin oyuyla belirlenebilmesi, örgüt denetimindeki ön seçim sonuçlarının Parti Meclisi tarafından değiştirilemeyeceğinin belirtilmesi olumlu düzenlemelerdir. parti
Yerel seçimlerde de belediye başkanı, belediye meclisi ve il genel meclisi adaylarının ön seçimle belirlenebilmesine imkân tanınmıştır.
Bunları önemsiyorum ve destekliyorum.
Ancak burada geliştirilmesi gereken temel konu şudur:
ÖN SEÇİM SEÇENEK DEĞİL, TEMEL KURAL OLMALIDIR
Tüzükte ön seçim vardır; fakat bütün seçim çevrelerinde zorunlu değildir.
Hangi yerde ön seçim, hangi yerde aday yoklaması, hangi yerde merkez yoklaması yapılacağına Parti Meclisi karar vermektedir. Merkez yoklamasında adayların doğrudan Parti Meclisi tarafından belirlenebilmesi de mümkündür. parti-tuzugu.pdf
Benim düşünceme göre bu çağda aday atama anlayışı büyük ölçüde terk edilmelidir.
Bugün iletişim son derece hızlıdır. Üyelere ulaşmak, üyelerin oy kullanmasını sağlamak, güvenli dijital sistemler kurmak ve seçimleri kısa zamanda gerçekleştirmek mümkündür.
Bu nedenle;
MİLLETVEKİLİ ADAYLARINI TÜM ÜYELER,
BELEDİYE BAŞKANI ADAYINI O YERDEKİ ÜYELER,
BELEDİYE MECLİSİ ADAYLARINI YİNE ÖRGÜT ÜYELERİ BELİRLEMELİDİR.
Genel merkez yalnızca çok özel, önceden belirlenmiş ve gerekçesi açık istisnai durumlarda kontenjan kullanabilmelidir.
Aksi hâlde ön seçim tüzükte yazılı bir seçenek olarak kalır; merkez yoklaması ise uygulamada esas yöntem hâline gelebilir.
Benim önerim, tüzüğün en kısa zamanda şu anlayış doğrultusunda değiştirilmesidir:
Aday belirlemede temel yöntem, bütün üyelerin katıldığı ön seçimdir. Merkez yoklaması ancak zorunlu, sınırlı ve açıkça gerekçelendirilmiş hâllerde uygulanabilir.
SEÇİLENLER ÜYELERİN VEKİLİ OLDUĞUNU UNUTMAMALIDIR
Milletvekili, belediye başkanı veya parti yöneticisi seçilen kişi, kendisini aday gösteren birkaç yöneticinin değil, üyelerin ve halkın vekilidir.
Adayı genel merkez belirlediğinde seçilmiş kişi çoğu zaman kendisini üyeye değil, kendisini aday yapan makama borçlu hisseder.
Oysa aday üyelerin oyuyla seçilirse, görev süresi boyunca üyeye karşı daha fazla sorumluluk duyar.
Benim savunduğum anlayış şudur:
SEÇİLMİŞLER PARTİNİN SAHİBİ DEĞİL, ÜYELERİN VEKİLİDİR.
Milletvekili belli aralıklarla üyelerin karşısına çıkmalı, yaptığı çalışmaları anlatmalı ve soruları cevaplandırmalıdır.
Belediye başkanı parti üyeleriyle düzenli toplantılar yapmalı, yerel yönetim kararlarını açıklamalı ve eleştirilere açık olmalıdır.
Parti yöneticileri yalnızca üst makamlara değil, kendilerini seçen üyeye karşı hesap vermelidir.
Bu sorumluluk tüzükte daha açık ve bağlayıcı şekilde düzenlenmelidir.
KÜÇÜK İLÇELERDE BÜTÜN ÜYELERİN DELEGE SAYILMASI OLUMLUDUR
Üye sayısı 400’den az olan ilçelerde bütün üyelerin ilçe kongresi delegesi sayılması, tüzüğün demokratik açıdan önemli hükümlerinden biridir.
Bu düzenleme, üyeyle yönetim arasına giren delege yapısını azaltabilir.
Ancak ben bunun daha ileri taşınması gerektiğini düşünüyorum.
Günümüzde teknoloji sayesinde daha fazla üyenin doğrudan seçimlere katılması mümkündür. Üye sayısı yüksek ilçelerde de güvenli yöntemlerle bütün üyelerin ilçe başkanı ve yönetim kurulu seçimlerine katılması sağlanabilir.
DELEGE SİSTEMİ DARALTILMALI, DOĞRUDAN ÜYE İRADESİ GENİŞLETİLMELİDİR.
Çünkü delege sistemi yanlış kullanıldığında küçük grupların, aile bağlarının, çıkar çevrelerinin veya örgüt içindeki dar kadroların partiyi kontrol etmesine yol açabilir.
CİNSİYET VE GENÇLİK KOTALARINI DESTEKLİYORUM
Tüzükte yüzde 50 cinsiyet kotası ve gençlere yönelik kota öngörülmesini değerli buluyorum. parti-
Kadınların ve gençlerin siyasette daha fazla yer alması yalnızca bir temsil meselesi değildir. Bu, partinin düşünce dünyasını, çalışma biçimini ve toplumla ilişkisini yeniler.
Ancak kotalar yalnızca aday listelerindeki sayılarla sınırlı kalmamalıdır.
Kadınlar ve gençler;
seçilebilir sıralarda,
parti yönetimlerinde,
karar organlarında
ve gerçek yetki kullanılan görevlerde bulunmalıdır.
Kota uygulanırken biçimsel değil, gerçek eşitlik sağlanmalıdır.
CUMHURBAŞKANI ADAYININ GENİŞ KATILIMLA BELİRLENMESİ ÖNEMLİDİR
Tüzükte cumhurbaşkanı adayının seçmen yoklaması, ön seçim, aday yoklaması veya merkez yoklaması yöntemlerinden biriyle belirlenebilmesine yer verilmiştir.
Özellikle seçmen yoklaması yöntemi geniş halk katılımı bakımından önemlidir.
Cumhurbaşkanı adayı birkaç kişinin kapalı toplantıda vereceği kararla değil, mümkün olan en geniş demokratik katılımla belirlenmelidir.
Benim tercihim; önce parti üyelerinin, gerektiğinde de demokrasi ittifakını oluşturan seçmenlerin sandık başına gitmesidir.
Bu yöntemin tüzükte yalnızca seçenek olarak bulunması değil, mümkün olduğunca temel yöntem hâline getirilmesi gerekir.
ÇARŞAF LİSTE KORUNMALIDIR
Kurultay seçimlerinde temel yöntemin çarşaf liste olarak düzenlenmesini olumlu buluyorum.
Çarşaf liste, adayların tek tek yarışmasına ve delegelerin kişisel tercihte bulunmasına imkân verir.
Ancak blok listeye geçilebilmesinin yolu da açık bırakılmıştır. Blok liste uygulaması, Parti Meclisinin genel başkanın hazırladığı bir listeye dönüşmesine neden olabilir.
Parti Meclisi, genel başkanın listesini onaylayan bir kurul değil; gerektiğinde genel başkanı da denetleyebilen bağımsız bir karar organı olmalıdır.
Bu nedenle çarşaf liste temel yöntem olarak korunmalı ve blok liste uygulaması mümkün olduğunca sınırlandırılmalıdır.
ÜÇ DÖNEM KURALI OLUMLUDUR, FAKAT AÇIK OLMALIDIR
Milletvekilleri, belediye başkanları ve meclis üyeleri için üç dönem sınırlaması getirilmesi siyasetin sürekli aynı kişiler arasında dönmesini engellemek açısından önemlidir.
Ancak tüzükte ön seçim ve bazı özel durumlar için istisnalar bulunmaktadır. parti-tuzugu.pdf
Ben siyasetin ömür boyu mesleğe dönüşmesine karşıyım.
Fakat üyelerin özgür iradesiyle yapılan gerçek bir ön seçimde bir kişi yeniden seçiliyorsa, bunun değerlendirilmesi mümkündür.
Burada önemli olan, istisnaların kişilere göre değil, herkes için geçerli açık ve nesnel kurallara göre uygulanmasıdır.
GÖREVDEN ALMA YETKİSİ KEYFÎ KULLANILMAMALIDIR
Tüzükte Merkez Yönetim Kuruluna bazı örgütleri görevden alma ve yerlerine geçici yönetimler atama yetkisi verilmiştir.
Elbette suç işleyen, yolsuzluğa karışan veya tüzüğe açıkça aykırı hareket eden yönetimler hakkında işlem yapılmalıdır.
Fakat seçimle gelenlerin siyasi gerekçelerle veya kişisel anlaşmazlıklarla görevden alınması önlenmelidir.
Görevden alma nedenleri açık, somut ve denetlenebilir olmalıdır.
Seçimle gelen bir yönetimin yerine uzun süre atamayla yönetim yapılmamalı, en kısa zamanda üyelerin katıldığı yeni seçim gerçekleştirilmelidir.
ATAMA İSTİSNA, SEÇİM ESAS OLMALIDIR.
ELEŞTİRİM PARTİYE DEĞİL, DAHA İYİ BİR PARTİ İÇİNDİR
Ben bu düşüncelerimi Yeni Parti’yi eleştirmek veya daha kurulma aşamasında yıpratmak için söylemiyorum.
Tam tersine, Yeni Parti’nin güçlü, demokratik, çağdaş ve üyeye dayanan bir parti olmasını istediğim için yazıyorum.
Bir partiyi gerçekten güçlü yapan, yöneticilerin eleştirilmemesi değildir.
Asıl güç;
üyenin özgürce konuşabilmesi,
yöneticinin eleştiriden korkmaması,
yanlışların zamanında düzeltilmesi
ve ortak aklın işletilmesidir.
Ben yıllarca savunduğum düşünceleri bugün de savunuyorum:
PARTİ ÜYESİ PARTİNİN GERÇEK SAHİBİ OLMALIDIR.
Üye adayını seçmelidir.
Üye yöneticisini belirlemelidir.
Üye seçtiğinden hesap sorabilmelidir.
Seçilmişler üyelerin vekili olduklarını unutmamalıdır.
Genel merkez örgütün efendisi değil, örgütler arasında eşgüdümü sağlayan merkez olmalıdır.
SON SÖZÜM
Yeni Parti tüzüğünde önemli ve umut verici düzenlemeler vardır.
Atatürk ilkelerine bağlılık, sosyal demokrat anlayış, ön seçime yer verilmesi, cinsiyet eşitliği, gençlik kotası, seçmen yoklaması, dönem sınırlaması ve küçük ilçelerde doğrudan üye katılımı bunların başında gelmektedir.
Bunları takdir ediyor ve destekliyorum.
Ancak çağdaş bir parti için yeterli olmayan hükümler de en kısa zamanda değiştirilmelidir.
Özellikle;
ÖN SEÇİM ZORUNLU HALE GETİRİLMELİ,
MERKEZ YOKLAMASI SINIRLANDIRILMALI,
DELEGE SİSTEMİ DARALTILMALI,
ÜYE DENETİMİ GÜÇLENDİRİLMELİ,
SEÇİLMİŞLERİN ÜYEYE HESAP VERMESİ SAĞLANMALI,
ATAMALAR YERİNE SEÇİM ESAS ALINMALIDIR.
Ben 80 yaşındayım. Herhangi bir makam veya kişisel beklenti taşımıyorum.
Tek beklentim; yıllardır savunduğum demokratik ilkelerin, Özgür Özel’in çeşitli zamanlarda dile getirdiği sözlerin ve üyeye dayalı siyaset anlayışının hayata geçirilmesidir.
Yeni Parti’nin yalnızca adıyla değil, tüzüğüyle, uygulamalarıyla ve siyaset kültürüyle de yeni olmasını istiyorum.
YENİ BİR PARTİ, ANCAK ÜYESİNE GÜVENİRSE GERÇEKTEN YENİ OLABİLİR.
İsmail Erdal






