DAVOS'TA KONUŞULAN DÜNYA, BİZİM YAŞADIĞIMIZ DÜNYA Mİ?

İsmail Erdal

22-01-2026 10:39

DAVOS'TA KONUŞULAN DÜNYA, BİZİM YAŞADIĞIMIZ DÜNYA Mİ?

Her yıl İsviçre’nin Davos kasabasında dünyanın en zenginleri, en güçlüleri, en çok karar verenleri bir araya geliyor. Adına “Dünya Ekonomik Forumu” diyorlar ama gerçekte orası artık sadece ekonomi konuşulan bir yer değil. Orada siyaset var, güvenlik var, teknoloji var, insanın geleceği var. Yani kısacası orada konuşulanlar, farkında olalım ya da olmayalım, bizim hayatımıza dokunuyor. Ama ben yıllardır Davos’u izlerken şunu hissediyorum: Orada konuşulan dünya ile benim yaşadığım dünya arasında giderek açılan bir mesafe var.

Davos sahnesinde herkes barıştan söz ediyor, refahtan söz ediyor, insanlık için daha iyi bir gelecekten söz ediyor. Ama aynı sahnede güçlü olanların dili dikkatle dinlendiğinde, satır aralarında başka bir şey duyuluyor: Dünyayı yeniden şekillendirme arzusu. Ve bu arzunun merkezinde artık tanklar, toplar değil; veri, algoritma, dijital kimlik, finans sistemleri, güvenlik mimarileri var. Yani görünmeyen ama her şeyi kuşatan bir güç.

Trump’ın Davos’ta Grönland ve Kanada üzerine yaptığı açıklamalar tam da bu zihniyetin dışa vurumu. “Zorla almayacağım” diyor ama “benim için stratejik, benim kontrolümde olmalı” mesajını açıkça veriyor. Bugünün dünyasında işgal illa askerle gelmiyor. Ekonomik baskıyla, güvenlik şemsiyesiyle, ticaret anlaşmalarıyla, hatta sadece söylemle bile ülkelerin kaderi şekillendirilebiliyor. Haritalar artık sadece kâğıt üzerinde değil, zihinlerde çiziliyor. Güçlü olan, daha konuşarak sınırları oynatabiliyor.

Kanada meselesi de bunun devamı. Bir müttefiki küçümseyen dil, aslında bir mesajdır: “Beni hesaba katmadan karar veremezsin.” Bu tür sözler diplomatik nezaketin dışındadır ama stratejik olarak son derece işlevseldir. İnsanların zihnine şu fikri yerleştirir: Güçlü olan olmadan düzen olmaz. İşte Davos’ta kurulan yeni dünya dili tam da budur. Kurallara dayalı düzen denir ama kimin kural koyduğu pek konuşulmaz.

Asıl ağır ve ahlaki yükü en büyük olan konu ise Filistin ve Gazze. Trump’ın “barış planı” diye sunduğu yapı, kulağa hoş gelen kelimelerle dolu: Barış Kurulu, istikrar gücü, geçiş yönetimi, yeniden inşa. Ama ben şu soruyu sormadan edemiyorum: Eğer bir halkın geleceğini yine başkaları tasarlıyorsa, buna barış mı denir, yoksa vesayet mi? Barış dediğimiz şey, halkın kendi iradesiyle ayağa kalkmasıdır. Eğer yönetim biçimi dışarıdan belirleniyorsa, sınırlar başkalarının güvenlik kaygılarına göre çiziliyorsa, ekonomik düzen başkalarının fonlarına bağlıysa, orada barış değil, sadece sessiz bir kontrol vardır.

Bugünün dünyasında işgal artık üniforma giymiyor. Dijitalleşiyor, kurumsallaşıyor, hukuki metinlere giriyor, “geçici” adıyla kalıcılaşıyor. Filistin meselesinde de gördüğümüz tam olarak bu. Barış kelimesiyle süslenen bir yönetim modeli, eğer öz-yönetim üretmiyorsa, halkı sadece nesne haline getirir. Yardım alan ama karar veremeyen, güvenliği sağlanan ama onuru askıya alınan bir toplum ortaya çıkar. Bu barış değil, yüksek teknolojili bir bekleme odasıdır.

Bütün bu tabloyu Davos bağlamında düşündüğümde şuna inanıyorum: Güçlü olanın dünyayı yeniden şekillendirmek istemesinin temel sebebi güvenlik değil, denetimdir. Geleceği kontrol etmek ister. İnsan davranışını öngörmek ister. Tepkileri ölçmek, yönlendirmek, gerektiğinde bastırmak ister. Eskiden bunu zorla yapardı, şimdi rıza üretmeye çalışıyor. Dijital kimlik, yapay zekâ, sosyal puanlama, kredi sistemleri hep aynı amaca hizmet ediyor: İnsanları daha düzenli, daha tahmin edilebilir, daha itirazsız hale getirmek.

Benim için asıl soru şu: Bu yeni dünya insanı daha mutlu mu yapacak, yoksa sadece daha konforlu ama daha sessiz mi? Mutluluk; düşünmeden, sorgulamadan, itiraz etmeden gelen bir şey değildir. Gerçek mutluluk insanın özne olmasıyla mümkündür. Eğer sistem insanı özne olmaktan çıkarıp, veri haline getiriyorsa, orada ne kadar refah olursa olsun, ruh eksilir.

Davos’ta konuşulan dünya teknik olarak çok parlak görünüyor ama insani olarak giderek soğuyor. Her şey ölçülebilir, izlenebilir, raporlanabilir hale geliyor. Fakat insan dediğimiz şey sadece ölçülen bir varlık değildir. Vicdanı vardır, hafızası vardır, isyanı vardır. Ve ben hâlâ şuna inanıyorum: İnsanı sistemin parçası yapan her düzen, eninde sonunda insan tarafından sorgulanır. Çünkü insan sadece yaşamak istemez, anlamlı yaşamak ister. Ve anlam, hiçbir algoritmanın tam olarak hesaplayamayacağı tek şeydir.

İsmail Erdal  22.01.2026 Muğla

Dipnot: Algoritma Nedir?

Algoritma, bir işi yapmak için önceden yazılmış karar adımlarıdır”.

Ne zaman ne yapılacağı ve hangi durumda hangi kararın verileceği baştan belirlenmiştir.

Kendi kendine düşünmez.

Ahlakı, vicdanı, merhameti yoktur.

Sadece kendisine verilen talimatı uygular.

Günlük dilde algoritmanın en sade Türkçe karşılığı:

Önceden yazılmış karar yolu”dur.

Algoritma doğruyu ya da adaleti aramaz;

nasıl kodlandıysa öyle davranır.

Bu yüzden insan hakkında karar verir hâle geldiğinde,

kimin yazdığı ve nasıl denetlendiği hayati önem taşır.

 NOT:

Bu yazıyı yazdım; çünkü ben felsefe eğitimi almış bir insanım. Sadece bugünü değil, insanlığın düşünce serüvenini okumaya, anlamaya çalıştım. Jules Verne’yi genç yaşta okudum. Yüz yıl önce Ay’a yolculuğu hayal eden bir zihnin, denizin altında yaşamı, yerin altındaki dünyayı, teknolojiyi anlatışına tanıklık ettim. O günler bunlar birer düş gibi görünüyordu. Bugün ise gerçekleşmiş olduklarını görüyorum. Ay’a gidildi, denizin altına inildi, makineler hayatın her alanına girdi. Bilimin ve aklın neleri mümkün kıldığını yaşayarak öğrendim.

İşte tam da bu yüzden susmadım. Çünkü bilim ilerlerken, asıl sorunun “yapabilir miyiz?” değil, “ne için yapıyoruz?” sorusu olduğunu biliyorum. Bilim, insan için mi gelişiyor, yoksa insanı yönetmek, yönlendirmek, baskı altına almak için mi kullanılıyor? Felsefe bana şunu öğretti: Güç, denetlenmezse insanı değil, düzeni korur. Teknoloji de böyledir. İnsanın elinde özgürleştirici olabilir; ama insanın üzerinden çekilip şirketlerin, kapalı odaların, görünmez karar mekanizmalarının eline geçtiğinde, özgürlüğün karşısına dikilir.

Davos’ta dijital kimliğin konuşulmasını, önerilmesini bu yüzden dikkatle izledim, okudum. Meseleyi bir teknoloji haberi gibi değil, bir insanlık meselesi olarak gördüm. Çünkü dijital kimlik yalnızca bir teknik araç değildir; insanın varlığının, hareketinin, sesinin, hatta itirazının bir sisteme bağlanması demektir. Bu bağ, eğer denetlenmezse, insanı özne olmaktan çıkarır, nesneye dönüştürür.

Bir zamanlar izlediğim bazı filmler geldi aklıma. Orada insanlar kukla gibiydi. Ne denirse onu yapıyor, ne söylenirse ona inanıyor, makinelerin ve sistemlerin çizdiği hayatı sorgulamadan yaşıyorlardı. Kimlikleri vardı ama iradeleri yoktu. Konuşuyorlardı ama karar vermiyorlardı. Bugün o filmlerin birer bilimkurgu olmaktan çıkıp, ihtimal hâline geldiğini görüyorum. Ve işte tam bu noktada kalem devreye giriyor.

Bu yazıyı yazdım; çünkü ben bilime karşı değilim. Aksine, bilimin insanı yücelttiği zamanların tanığıyım. Ama aynı bilimin, eğer ahlakla, hukukla, felsefeyle, insan onuruyla sınırlandırılmazsa, insanı makinalaştırabileceğini de görüyorum. İnsanı metalden robota değil; alışkanlıkla, puanlamayla, sessiz baskıyla makineye dönüştürebileceğini görüyorum.

Bu yazıyı yazmamın nedeni budur. Bir kehanette bulunmak için değil; bir uyarı yapmak için yazdım. “Durun” demek için, “düşünün” demek için, “bilim nereye gidiyor değil, bizi nereye götürüyor” diye sormak için yazdım. Çünkü insanlık, bilimi kaybetmez; ama bilimi insanlıktan koparırsa, kendini kaybeder.

Bu yazıyı yazdım; çünkü geleceği körü körüne alkışlamak değil, akılla, vicdanla, sorgulayarak karşılamak gerektiğine inanıyorum.

Ve çünkü insan kalmak, bazen itiraz etmeyi gerektirir.

DİĞER YAZILARI ÖZGÜR ÖZEL’E AÇIK MEKTUP 01-01-1970 02:00 HALKIN SEÇTİĞİNİ HALKIN VİCDANI YARGILAMALIDIR! 01-01-1970 02:00 MAHKEME KARARI CHP’Yİ DEĞİL, DEMOKRASİYİ HEDEF ALMIŞTIR 01-01-1970 02:00 İNSANI BÜYÜTEN DESTEK MİDİR, 01-01-1970 02:00 KELKİT VADİSİ VE BOĞALI DAĞI SADECE TOPRAK DEĞİLDİR, YAŞAMIN KENDİSİDİR 01-01-1970 02:00 ONURUN BEDELİ VARDIR, AMA FİYATI YOKTUR 01-01-1970 02:00 PİRAMİTLERDEN BAHÇEMİZE 01-01-1970 02:00 17 NİSAN’IN IŞIĞINDA: BİR KÖY ENSTİTÜLÜSÜNÜN İZİ 01-01-1970 02:00 45 YIL SONRA HÂLÂ KULAĞIMDA: “BİR GÜN GERİYE DÖNERSİNİZ…” 01-01-1970 02:00 BOMBALARIN GETİRDİĞİ DEMOKRASİ DEĞİL, HALKLARIN KURDUĞU ÖZGÜRLÜK 01-01-1970 02:00 CUMHURİYETTEN BUGÜNE AKLIN VE TOPLUMUN YOLCULUĞU 01-01-1970 02:00 18 MART: TARİHSEL ZAFERİ 01-01-1970 02:00 ORMANLAR SUSARSA, MİLLET NEFESSİZ KALIR 01-01-1970 02:00 İSTİKLAL’E SAYGISIZLIK, HÜRRİYETE İHANETTİR 01-01-1970 02:00 KİM SÖYLEDİ DEĞİL, NE SÖYLEDİ 01-01-1970 02:00 DEVLETİ KORUMAK İÇİN KONULAN KURAL, 01-01-1970 02:00 GAVUR DAĞLARI: BİR İSMİN ARDINDAKİ TARİH VE HAFIZA 01-01-1970 02:00 BİR DÜNYAYI NASIL YEDİK 01-01-1970 02:00 SESLE YAZILAN HABERLER 01-01-1970 02:00 ATEŞE BASAN AYAKLAR, AYNI RİTİMDE ATAN YÜREKLER 01-01-1970 02:00 AMASYADA ASKER SEVKİYATI 01-01-1970 02:00 KÖY ENSTİTÜLERİ: YARIM BIRAKILAN AYDINLANMA 01-01-1970 02:00 AVUSTRALYA: YOK SAYILARAK YOK EDİLEN BİR HALK 01-01-1970 02:00 HİNDİSTAN VE GÜNEY ASYA: AÇLIKLA TERBİYE EDİLEN UYGARLIKLAR 01-01-1970 02:00 AFRİKA: İNSANLIĞIN METAYA DÖNÜŞTÜRÜLDÜĞÜ KITA BÖLÜM 4 01-01-1970 02:00 AMERİKA YERLİLERİ: DOĞAYLA BARIŞIK BİR YAŞAM NASIL YOK EDİLDİ? BÖLÜM 3 01-01-1970 02:00 BOŞ TOPRAK MASALI VE AVRUPA KİPRİ BÖLÜM 2 01-01-1970 02:00 “Keşif” Denilen Büyük Yalan- BÖLÜM 1 01-01-1970 02:00 BİR YAZI DİZİSİ DUYURUSU “Keşif Değil, Sömürü” 01-01-1970 02:00 UZAK DOĞU DA DÜŞEN BİR BOMBA, 01-01-1970 02:00 “Zamanın İçinden Geçen Bir Gönül” 01-01-1970 02:00 KULDAN YURTTAŞA: İKİ OSMANLI’NIN ACI DERSİNDEN CUMHURİYET’E 01-01-1970 02:00 “Muğla’nın Kalbinde: Zamanın Sessiz Tanıkları” 01-01-1970 02:00 ÖZGÜRLÜĞÜN ATEŞİ 01-01-1970 02:00 “Unutulan Kanatlar ve Susturulan Fabrikalar” 01-01-1970 02:00 Dillerin Doğuşu, Yazının Doğuşu ve Sessizliğe Gömülen Sözler 01-01-1970 02:00 CUMHURİYET: AKLIN VE KÜLTÜRÜN ZAFERİ 01-01-1970 02:00 CUMHURİYET: YENİDEN DOĞUŞUN ADI 01-01-1970 02:00 ÇOCUKLAR SUÇA DOĞMAZ, SUÇA SÜRÜKLENİR 01-01-1970 02:00 SUSTURULAN ZEKANIN GÖLGESİNDE KARANLIK DÜNYA 01-01-1970 02:00 “Ölmez Ağacı Kökünden Söküyorlar” 01-01-1970 02:00 “Samsun’dan Ankara’ya: Gençliğin Bağımsızlık Yürüyüşü” 01-01-1970 02:00 Çürüme Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Taşınan Bir Miras mı? 01-01-1970 02:00 “Konuşmam, Ama Konuştururlarsa!..” 01-01-1970 02:00 “Deprem Kader Değil, İhmalin Bedeli” 01-01-1970 02:00 “Dağın Sessiz Çığlığı – Bir Vicdan Manifestosu” 01-01-1970 02:00 “Derman Bey Osman Gürer: Taşova’nın Vicdanı, Halkın Doktoru”” 01-01-1970 02:00 Arif Meşhur’u Anarken: 01-01-1970 02:00 İyilik, Bazen Sessiz Kalmamaktır 01-01-1970 02:00 24 Temmuz Lozan: Türkiye Tapusudur, Kutlu Olsun! 01-01-1970 02:00 Kimlik Üzerinden Siyaset 01-01-1970 02:00 “Sağılır İneği Kestik, Gözümüz Aydın!” 01-01-1970 02:00 ŞAŞIP KALIYORUM! 01-01-1970 02:00 YOĞURDUN GERİ DÖNÜŞÜMÜ OLMAZ 01-01-1970 02:00 LASTİK GİBİ UZUYAN YALANLAR 01-01-1970 02:00 ASİTTEN TOPRAĞA KURŞUNDAN CİĞERE 01-01-1970 02:00 ZEHRİN RENGİ YOK 01-01-1970 02:00 12 Haziran 2025 Amasya’nın Tarih Yazdığı Gün 01-01-1970 02:00 "Bu Dünya Kâr Uğruna Katlediliyor!" 01-01-1970 02:00 “Sürek Avı Değil, Sürdürülebilir Akıl 01-01-1970 02:00 “19 Mayıs… Gençliğin Bayramı, Cumhuriyet’in Umudu” 01-01-1970 02:00 YEŞEREN UMUTLAR, DARAĞACINDA SOLMAYAN ÜÇ FİDAN 01-01-1970 02:00 EGE’NİN KIYILARI BİZİM, AMA BİZ ARTIK ORADA YOKUZ 01-01-1970 02:00 “Çobansız Dağlar, Açlığa Giden Yoldur” 01-01-1970 02:00 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlu Olsun! 01-01-1970 02:00 Urfa’da Göçer Öğretmenlerle Bir Zaman 01-01-1970 02:00 ŞAMANİZM’İN İZİNDE: 01-01-1970 02:00 “Veda Değil Saygı Duruşu: Volkan Konak Gibi Yaşamak!” 01-01-1970 02:00 “Yıkılmış Sistemden Doğan Bilinç: 01-01-1970 02:00 “Atatürk Tek Adam mıydı?” 01-01-1970 02:00 GÜNEŞLE GELEN, ATEŞTEN DOĞAN BARIŞ 01-01-1970 02:00 “Kendi Geleceğini Yok Eden İşçilere Açık Mektup” 01-01-1970 02:00 8 Mart, Bir Kutlama Günü Değil 01-01-1970 02:00 Yıldızlar Yoldaşın Olsun Edip Akbayram 01-01-1970 02:00 “Eğitim ve Edebiyatın Sessiz Kahramanı: Dursun Sever” 01-01-1970 02:00 MUHALEFETİN ADAY BELİRLEME SÜRECİ 01-01-1970 02:00 “Sevgi Bir Güne Sığmaz” 01-01-1970 02:00 DEPREM VE GERÇEKLER: JAPONYA VE TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI 01-01-1970 02:00 Kadın: Hayatın Ta Kendisi 01-01-1970 02:00 Bir Köyün Uyanışı 01-01-1970 02:00 “Onur ve Sorumluluk: Unutulan Değerler” 01-01-1970 02:00 47 Yıl Önce İnşa Edilen Binanın Sorumluluğu 01-01-1970 02:00 Köy Enstitüsü Öğrencilerinin Yolculuğu 01-01-1970 02:00 “Sarı Öküz’ü Verdiğimiz Gün Kaybettik 01-01-1970 02:00 “Emeklilik: Onurlu Bir Yaşam mı, Sessiz Bir Terk Ediliş mi?” 01-01-1970 02:00 Böl ve Yönet 01-01-1970 02:00 “Ovacık’ın Efsanesiydi, Kadıköy’de Hayal Kırıklığı Oldu” 01-01-1970 02:00 Muğla’dan Türkiye’ye Bir Uyarı 01-01-1970 02:00 Sömürülen Kıtanın Çığlığı 01-01-1970 02:00 Patrona Halil ve Şeyh Bedreddin: 01-01-1970 02:00 “Tayland gezi notları: 3” 01-01-1970 02:00 “Tayland gezi notları: 2” 01-01-1970 02:00 “Tayland Gezi Notları: 1” 01-01-1970 02:00 Kendi Seçiminin Bedeli 01-01-1970 02:00 “24 Kasım: Bir Hüzün ve Hatırlama Günü” 01-01-1970 02:00 İşkencenin İnsanlık Dışılığı 01-01-1970 02:00 Anılarınızı Kaleme Alarak Ölümsüzleştirin 01-01-1970 02:00 “Laiklik: Özgürlüğün ve Aydınlığın Teminatı” 01-01-1970 02:00 'Laikliğin Eğitim ve Bilim Üzerindeki Rolü: 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk-8 Son bölüm 01-01-1970 02:00 “Cumhuriyetin Çınarı: Muazzez İlmiye Çığ’ın Ardından” 01-01-1970 02:00 "Cumhuriyetimizin Temel Değerleri ve Günümüzdeki Tehditler" 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk-7 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk-6 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk-5 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk-4 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk-3 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk”- 2 01-01-1970 02:00 “Nil’in Kıyısında: Kahire’de Tarihe Yolculuk” 01-01-1970 02:00 “Eğitimde Ahlak ve Değerlerin Önemi: İnsani Bir Yaklaşım” 01-01-1970 02:00 10 Kasım ve Atatürk'ün Ardından Bıraktığı Miras 01-01-1970 02:00 Orta Doğu Toplumunun Çıkmazı 01-01-1970 02:00 “Demokrasiyi Korumak: Halkın Seçtiği Yöneticilere Saygı” 01-01-1970 02:00 Özgürlüğün Sembolü Bayrak 01-01-1970 02:00 Yaşasın Cumhuriyet! 01-01-1970 02:00 “Vatan Uğruna Fedakarlık: Boğaz Şehitliği’nde Kahramanlık İzleri” 01-01-1970 02:00 Akpınarlılarla Tarihe Yolculuk 3. Gün 01-01-1970 02:00 Akpınarlılarla Tarihe Yolculuk İkinci Gün 01-01-1970 02:00 Kıbrıs’ta Kuşakları Birleştiren Dördüncü Buluşma 01-01-1970 02:00 ‘’Minik Canların Umutlarını Çalanlar Para Hırsı Uğruna Geleceğimiz Karartılıyor’’ 01-01-1970 02:00 Tarikatların Gölgesinde Laiklik 01-01-1970 02:00 Vatan Savunmasında İbadet ve Dayanışma: 01-01-1970 02:00 İklim Değişikliğinin Ayak Sesleri 01-01-1970 02:00 3. Maddeyi Tartışmaya Açmak Tehlikeli Bir Girişim 01-01-1970 02:00 Kız Çocukları: Eşitlik Mücadelesinde Büyüyen Hayatlar 01-01-1970 02:00 “Avcılık Spor Değil 01-01-1970 02:00 Amasya Elması 01-01-1970 02:00 Alevlerle Yazılan Özgürlük 01-01-1970 02:00 Sessiz Çığlıklarımız Ne Zaman Duyulacak? 01-01-1970 02:00 Aklın Yolu Birdir 01-01-1970 02:00 Türk çiftçisine bir an önce "KENEVİR" ekme yetkisi verilmelidir. 01-01-1970 02:00 “Bafra Pidesinin Peşinde: Anılar ve Arayışlar” 01-01-1970 02:00 "Geleceğin Enerjisiyle Eğitimi Aydınlatan Öncü Adımlar" 01-01-1970 02:00 Sınıfta İmamın Yeri Olabilir mi? 01-01-1970 02:00 Çocukluk Adımlarımın Büyülü Yolculuğu 01-01-1970 02:00 Kadınlarımızın Toplumdaki Yeri 01-01-1970 02:00 İtfaiyeciler Günü: Yangın Güvenliğinin Kahramanları 01-01-1970 02:00 Dünya ile Bağlarımızı Koparmayalım: 01-01-1970 02:00 “İnsan Hayatına Teknolojinin Dokunuşu” 01-01-1970 02:00 “Dualarla Gelecek Kurulmaz: Bilimden Uzaklaşan Toplumlar Yok Olmaya Mahkum” 01-01-1970 02:00 “Haşhaş: İnsanlık Tarihinin Köklerinden Günümüze Uzanan Bir Yasaklı Bitki” 01-01-1970 02:00 “Haşhaş Çiçekleri Arasında Yürüyüş: 1950'lerde Taşova'da Bir Çocukluk Hikayesi" 01-01-1970 02:00 Kenevir: İnsanlık İçin Bir Miras, Egemen Güçler İçin Bir Tehdit 01-01-1970 02:00 “12 Eylül: Türkiye’nin Karanlık Dönemi ve Kaybedilen Gelecek" 01-01-1970 02:00 “Doğanın Tacı: Gürsu’nun Sularında Hayat Bulmak" 01-01-1970 02:00 Eğitimi Korku Değil, Bilim Şekillendirmeli 01-01-1970 02:00 “Kötülüğün Yankısı: Falaris Boğası ve Adaletin Karanlık Yüzü" 01-01-1970 02:00 “Masumiyetin Katledildiği Yerde İnsanlık Utandı" 01-01-1970 02:00 1916 yılında Arap Yarımadası’nda önemli bir dönüm noktası yaşandı 01-01-1970 02:00 “Köy Enstitülerinin Işığı ve Cumhuriyetin Aydınlık Geleceği" 01-01-1970 02:00 Toprağın Üstü Altından Kıymetli 01-01-1970 02:00 Amasya, yüzyıllardır sanatın, müziğin, merkezi olmuş bir şehir 01-01-1970 02:00 Bir Akpınar Efsanesi: İbrahim Aydın’a Veda 01-01-1970 02:00 Bu Topraklarda Mustafa Kemal'ler Yenilmez: 01-01-1970 02:00