“GÜNEŞLE GELEN, ATEŞTEN DOĞAN BARIŞ, KÜLTÜRLERİN BULUŞTUĞU ORTAK BAHAR NEVRUZ..!”
Nevruz… Bizim için sadece bir mevsim dönümü değil, aynı zamanda bir Burcu Burçak ın, bir çocuğun, bir canın ailemize katıldığı gündür. Her 21 Mart geldiğinde, doğa yeniden uyanırken biz de evimizde o günü hatırlarız: Burçak’ın doğduğu, hayatımıza güneş gibi doğduğu günü. O gün yalnızca toprağın değil, yüreğimizin de dirilişiydi. O nedenle Nevruz, bizim için hem kişisel hem kültürel, hem içsel hem evrensel bir bayramdır.
Nevruz; adı gibi “yeni gün” demektir. Baharın gelişiyle birlikte doğanın uyandığı, güneşin karanlığa galip geldiği, toprağın yeniden canlandığı bu kadim gün, insanlığın da uyanışı, yeniden doğuşu ve umuda sarılışı anlamını taşır. Binlerce yıllık geçmişiyle Mezopotamya’dan Orta Asya’ya, İran platosundan Anadolu’ya, Balkanlardan Hindistan’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada kutlanır. Bu yönüyle Nevruz, sınırları ve dilleri aşan ortak bir insanlık mirasıdır.
Kimi yerlerde ateşin üzerinden atlanır, kimi yerde suyla arınma ritüeli yapılır. Evler baştan aşağı temizlenir, yeni kıyafetler giyilir, büyüklerin elleri öpülür, çocuklara hediyeler verilir. Bunların her biri yalnızca bir gelenek değil, aynı zamanda insanın kendisiyle, çevresiyle ve toplumla barışmasının simgesidir. Nevruz; kırgınlıkların geride bırakıldığı, barışın ve kardeşliğin yeniden filizlendiği gündür.
Ama Nevruz aynı zamanda tarih boyunca sesi kısılmaya çalışılan, kimliği yok sayılan, kültürel olarak bastırılan halkların da bayramıdır. Bu yönüyle bir direnişin, bir varoluşun simgesidir. Yasaklandığı dönemlerde bile ateşler gizlice yakılmış, baharın gelişi bir umut gibi saklanarak kutlanmıştır. Nevruz, “Biz de varız” diyenlerin haykırışıdır.
Türk mitolojisinde, Nevruz’un yeri daha da özeldir. Ergenekon’dan çıkışın, esaretten özgürlüğe kavuşmanın günü olarak kabul edilir. Demir dağların eritilerek özgürlük yolunun açıldığı bu efsane, Türk halklarının bağımsızlık ve diriliş inancını beslemiştir. Bugün de Türk Cumhuriyetlerinde resmi bayram olarak kutlanması, bu kadim geleneğin ne kadar derinlere kök saldığını gösterir.
Nevruz; hem doğanın hem insanın yeniden doğduğu bir eşiktir. Yalnızca çiçeklerin açtığı değil, gönüllerin de yeşerdiği bir bahar sabahıdır. Bizi geçmişimize bağlayan, kimliğimizi ve kültürümüzü hatırlatan, geleceğe daha umutla bakmamızı sağlayan bir zaman dilimidir. Anadolu’dan Asya bozkırlarına, Mezopotamya’dan Uygur topraklarına kadar uzanan bu kadim coğrafyada aynı ateşin etrafında toplanan halklar gibi, bizler de her 21 Mart’ta aynı duyguda buluşuruz: Uyanışta, kardeşlikte ve umutta.
Ve işte o yüzden, bizim için Nevruz’un bir anlamı daha vardır. Burcu Burçak’tır. Hayatımıza kattığı sevinçtir, ilkbahar gibi içimizi ısıtan varlığıdır. Nevruz ne zaman gelse, bizde yalnızca doğa değil, bir anı, bir duygu, bir sevgi de yeniden doğar. O yüzden Nevruz, yalnızca geçmişin değil, geleceğin de bayramıdır bizim için.
Nevruz’un getirdiği umut, barış ve diriliş tüm dostlara, tüm halklara kutlu olsun.
İsmail Erdal 21.03.2021 Muğla