LASTİK GİBİ UZUYAN YALANLAR:
ATIK LASTİKLERİN KARA GERÇEĞİ
Geri Dönüşüm Gerçekleri Yazı Dizisi – 3. Bölüm
Yazan: İsmail Erdal
Yıllardır lastik sektörünün içindeyim.
Otomobilinden kamyonuna, traktöründen motosikletine kadar her türlü aracın lastiğiyle ilgili bilgi edinmiş, binlerce müşteriyle muhatap olmuş, pek çok geri dönüşüm hikâyesine tanıklık etmiş biriyim.
Bir lastiğin nasıl üretilip, nasıl yıprandığını bilirim. Ama ne yazık ki kullanım ömrü bitmiş bir lastiğin nereye gittiği, nasıl “değerlendirildiği” ve nelere mal olduğu toplumun büyük bir kesimi tarafından hâlâ bilinmiyor. Bu yazıyı da işte bu yüzden kaleme alıyorum.
Çünkü bazen bir lastik sadece yolda değil, doğrulukla yalan arasındaki çizgide de yol alıyor.
Her Yıl Dağlar Gibi Lastik Yığılıyor
Türkiye’de her yıl 350 bin tonun üzerinde atık lastik ortaya çıkıyor. Ama bu lastiklerin yalnızca dörtte biri denetimli bir şekilde geri dönüştürülüyor. Geri kalanı:
• Açık alanlarda biriktiriliyor,
• Otlaklara, tarlalara, boş arazilere bırakılıyor,
• Yangına açık şekilde üst üste yığılıyor,
• Veya kaçak yollardan el değiştirerek, nereye gittiği belirsiz akıbetlere terk ediliyor.
Yani lastiği yolda bırakıyoruz, ama yalanı arkada sürüklüyoruz.
Çürümeyen, Kaybolmayan, Zehir Yayan Bir Kalıntı
Lastik, doğada 400 ila 1000 yıl arası çözünmeden kalabiliyor. Ama sadece ömrü uzun değil; içeriği de oldukça tehlikeli:
• Poliaromatik hidrokarbonlar (PAH) – Kanserojen etkilidir.
• Kurşun, çinko, kadmiyum gibi ağır metaller – Toprağa ve suya karışabilir.
• Karbon siyahı, antioksidanlar ve plastifiyanlar – Cilt teması ve solunumla zarar verebilir.
Bir çuval lastik atığı, sadece bir yangınla tüm mahalleyi zehirleyecek kadar zehirli gaz salabilir.
Geri Dönüşüm mü, Göz Boyama mı?
Son yıllarda, bazı projelerde “yenilikçi” diye sunulan uygulamalar dikkat çekiyor. Atık lastikler ufalanarak:
• Çocuk parkı zeminlerine,
• Yürüyüş yollarına,
• Spor sahası dolgularına,
• Yol asfalt katkılarına ekleniyor.
Peki bu uygulamalar gerçekten sağlıklı mı?
Renkli Zeminlerin Kara Gerçeği
Lastik tanecikleri (“krumb rubber”) zeminlerde kullanıldığında:
• Güneş ışığıyla zehirli gazlar buharlaşabilir (özellikle PAH’lar).
• Yağmurla birlikte toprağa ağır metal sızıntısı olabilir.
• Özellikle çocukların çıplak elle temas ettiği alanlarda cilt ve solunum yoluyla emilim başlayabilir.
ABD ve Avrupa’nın birçok bölgesinde bu uygulamalar yasaklanmaya veya sınırlandırılmaya başladı. Türkiye’deyse hâlâ “yenilik” diye sunuluyor.
Bir Lastik Yangını Her Şeyi Bitirebilir
Lastik yangınları, en tehlikeli çevresel felaketlerden biridir.
Yüksek sıcaklıkta dahi tamamen yanmazlar, yoğun siyah duman çıkarırlar, içinde:
• Dioxin, furan, arsenik, benzen gibi maddeler barındırır.
• Bu dumanı soluyan kişi için kanser riski, kalp-damar, solunum hastalıkları kaçınılmaz olur.
Yıllar önce Konya’nın kırsalında çıkan bir lastik yangınında gökyüzü günlerce karardı. Çevre köylerde tavuklar öldü, insanlar evlerinden tahliye edildi.
Çözüm Göstermelik Değil, Gerçek Olmalı
• Belediyeler, lastikleri açıkta depolamamalı, düzenli alanlar oluşturmalı.
• Geri dönüşüm firmaları uluslararası sağlık standartlarına uygun üretim yapmalı.
• Lastiklerin spor sahalarında, çocuk oyun alanlarında kullanımı kesin denetime tabi olmalı.
• Vatandaş, ömrünü doldurmuş lastiği gelişigüzel bırakmamalı; kayıtlı lastik toplama noktalarına teslim etmeli.
Yollar Lastikten Yapılsa da, Toplum Bilinçle Yürür
Lastiğin üretimi, kullanımı ve ömrü kadar; veda biçimi de önemlidir.
Zira ömrünü tamamlayan bir lastik doğaya bırakıldığında, sadece çöp olmaz; gelecek nesillerin sağlığına uzanan bir tehdit olur.
Ben yıllardır bu sektörün içindeyim.
Lastik satmanın sadece bir ticaret olmadığını, bir çevre ve vicdan meselesi olduğunu öğreneli çok oldu.
Bugün ne sattığınız değil, neye izin verdiğiniz belirliyor insanlığın rotasını.
Lastik gibi uzayan yalanlara değil, doğruya lastik gibi sağlam bağlanalım.
Doğa bizim değil; biz onun misafiriyiz.
Ve kötü misafirlik, geri dönüşü olmayan izler bırakır.
İsmail Erdal Haziran2025 Muğla