ÖZGÜR ÖZEL’E AÇIK MEKTUP
“GÜÇLÜ BİR DEMOKRASİNİN TEMELİ, GÜÇLÜ BİR PARTİ İÇİ DEMOKRASİDİR.”
Sayın Özgür Özel,
Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir üyesi ve yıllardır ülkemizin demokrasi mücadelesini yakından takip eden bir yurttaş olarak, verdiğiniz mücadeleyi takdir ediyor ve destekliyorum.
Bugün yürüttüğünüz mücadele sadece bir parti genel başkanının mücadelesi değildir. Aynı zamanda hukuk devletine, demokratik değerlere ve halkın iradesine sahip çıkma mücadelesidir. Bu nedenle size başarılar diliyor, bu zorlu süreçte yanınızda olduğumu ifade etmek istiyorum.
Ancak bir partili olarak, geleceğe yönelik bir düşüncemi de sizlerle paylaşmayı görev biliyorum.
Siyasi mücadeleler elbette devam edecektir. Gün gelir bütün yollar tüketilir; o zaman ya yeni bir siyasi oluşum ortaya çıkar ya da toplumun güvenini kaybetmemiş, kendini yenileyebilen bir siyasi yapı yoluna devam eder. Hangi şartlar oluşursa oluşsun, kalıcı başarının anahtarı halkın sesini gerçekten yansıtan bir örgüt yapısından geçmektedir.
Siz daha önce birçok kez önemli bir ilkeyi dile getirdiniz:
“Adayları üyeler belirleyecek, ön seçim esas olacak.”
Bizler bu söze güvendik. Hâlâ da güveniyoruz. Çünkü bir partiyi gerçek anlamda ayakta tutan, birkaç kişinin kararı değil, binlerce üyesinin ortak iradesidir.
Bu nedenle düşüncem şudur:
Parti tüzüğünde açık ve güçlü bir hüküm bulunmalıdır. Milletvekili, belediye başkanı, belediye meclisi ve diğer önemli siyasi görevlerin adayları, mümkün olan en geniş katılımla, parti üyelerinin yapacağı ön seçimlerle belirlenmelidir.
Çünkü tabanı en iyi yine taban bilir.
Yanlış bir tercih yapılırsa bile, o yanlış halkın ve üyelerin ortak kararı olur. Demokrasi zaten hata yapma ve o hatayı yine demokratik yollarla düzeltme hakkıdır.
Buna karşılık, sadece maddi gücüyle, çevresiyle veya çeşitli ilişkileriyle aday olan kişiler, çoğu zaman halkın değil kendi geleceklerinin hesabını yaparlar. Makamı bir hizmet alanı değil, kişisel bir yatırım olarak görebilirler. Böyle durumlarda seçmene verilen sözler unutulur, emek veren örgütler küstürülür ve siyaset güven kaybeder.
Vatandaşın arasına karışan, onun derdini bilen, emeğin değerini anlayan, köyü, mahalleyi, işçiyi, çiftçiyi, emekliyi ve gençleri temsil eden insanlar öne çıkmalıdır.
Şık bir takım elbise giymek, etkili konuşmak veya güçlü çevrelere sahip olmak tek başına temsil yeterliliği olmamalıdır. Asıl ölçü; dürüstlük, liyakat, emek ve halkın güveni olmalıdır.
Ben inanıyorum ki, iktidara giden yol sadece seçim kazanmakla açılmaz. Asıl önemli olan, iktidara geldikten sonra demokrasiyi güçlendirecek köklü değişimleri hayata geçirmektir. Parti içinde demokrasiyi kurabilenler, ülkede de demokrasiyi güçlendirebilirler.
Sizden beklentimiz; verdiğiniz sözü hayata geçirmeniz, ön seçimi bir istisna değil, temel ilke haline getirmeniz ve parti tabanının iradesini en güçlü şekilde siyasete yansıtmanızdır.
İnanıyorum ki, halkın sesine kulak veren, üyelerine güvenen ve tabanını karar süreçlerinin merkezine koyan bir anlayış, sadece bir seçimi değil, Türkiye’nin demokratik geleceğini de kazanacaktır.
Size ve bu yolda emek veren bütün partililere başarılar diliyor, mücadelemizin daha demokratik, daha adil ve daha katılımcı bir Türkiye’ye katkı sağlamasını temenni ediyorum.
Saygılarımla,
İsmail Erdal
Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir üyesi ve demokrasiye inanan bir yurttaş.