“Sürek Avı Değil, Sürdürülebilir Akıl: Domuzları Katletmek Yerine Neden İhraç Etmiyoruz?”
Türkiye’nin birçok bölgesinde, özellikle Muğla ve ilçelerinde son yıllarda sıklaşan “yabani domuz sürek avları”, ne yazık ki doğaya, bilime ve sağduyuya aykırı bir yöntem olarak uygulanmaya devam ediyor. Marmaris’ten Kavaklıdere’ye, Fethiye’den Muğla merkeze kadar yayılan bu uygulama yalnızca yaban domuzlarını değil, doğayı ve toplum vicdanını da hedef alıyor. Oysa sorunun çözümünü haykıran bir gerçek, yıllar önce başıma gelen bir olayda saklıydı.
Yıllar önce, evimde bir Avrupalı misafirimi ağırlıyordum. Domuz eti tüketmeyi seven, Avrupa’da bu eti günlük hayatında kullanan biriydi. Bir gün, bölgemizde bir yabani domuz vurulmuştu. Haber bize ulaştı. Misafirimle birlikte gittik. Ona domuzun kırsalda, serbest dolaşarak beslendiğini anlattım. Aldığı cevap unutulmazdı:
“Sizin bu doğada dolaşan domuzlarınızın eti, bizim çiftlikte yetiştirilenlerden çok daha temiz ve doğal. Neden bunları Avrupa’ya ihraç etmiyorsunuz?”
Evet, neden etmiyoruz?
Bugün Avrupa, özellikle İspanya, Almanya, Fransa ve İtalya, domuz etini hem tüketen hem işleyen dev bir pazara sahip. Türkiye ise domuz eti üretiminde yetersiz olduğu gibi, bazı sektörler için ithalat da yapıyor. Peki bu paradoks niye? Yani bir yandan domuzları öldürüp gömüyor, bir yandan bu eti yurt dışından dövizle alıyoruz!
Yabani domuz, doğada kendi haline beslenen, antibiyotik veya suni yem kullanılmayan bir hayvandır. Vahşi doğada beslenmiş bu hayvanların eti, organik ürün sertifikasına yakın bir saflıkta olabilir. Avrupa’da “wild boar meat” (yaban domuzu eti) lüks restoranlarda özel menülerde yer alırken, Türkiye bu potansiyelini kendi eliyle gömüyor.
Peki çözüm ne olabilir?
• Tarım ve Orman Bakanlığı öncülüğünde, bu hayvanlar veteriner kontrolünde canlı olarak yakalanabilir.
• Etleri, uluslararası hijyen ve gıda standartlarına uygun biçimde işlenebilir.
• AB ülkelerine veya bu eti kullanan ülkelere ihracat başlatılabilir.
• Böylece hem doğa korunur, hem ekonomi kazanır, hem de sürek avı adı altında yapılan bu vahşet sona erdirilmiş olur.
Bu yaklaşım ne yeni ne hayal. Estonya, Macaristan, Bulgaristan ve İtalya gibi ülkeler bu modeli yıllardır uyguluyor. Avrupa Birliği’nde “wild game meat” olarak kabul edilen bu tür etlerin ithalatına dair sertifikasyon sistemi vardır. Türkiye, gerekli altyapıyı kurarak bu sertifikayı alabilir. Hatta bazı bölgelerde domuz etine özel kasaplık tesisler kurulabilir.
Aksi durumda, bu hayvanları öldürüp dağlara gömmek, sadece bir cana kıymak değil, ülkenin dövizini gömmektir.
Unutmayalım: Doğaya kıymak, eninde sonunda insanın kendi varlığına kıymaktır.
Biz şehirleri doğaya taşıdık, yollarla ormanları böldük, yangınlarla habitatlarını yok ettik. Şimdi “hayvanlar neden şehre indi” diye soruyoruz.
Doğru soru şu olmalı:
Biz bu hayvanlara nasıl yaşama hakkı bırakmadık?
Ve daha önemlisi:
Bu hayvanlardan hem doğayı koruyarak hem de ekonomik kazanım elde ederek nasıl yararlanabiliriz?
Bu vahşete dur demenin, bilimin ve aklın yoluna girmenin vakti geldi.
Sürek değil, çözüm lazım.
Kıymak değil, kıymet bilmek gerek.
İsmail Erdal
Marmaris, 2025
*
Dipnot:
Avrupa’da “Wild Boar Meat” (Yaban Domuzu Eti) İthalatı Hakkında Teknik Bilgiler
1. Yasal Dayanak ve Gümrük Kodları:
• AB ülkelerinde yaban domuzu eti, CN Code 0203 (domuz eti ve ürünleri) altında değerlendirilir.
• Commission Regulation (EU) 2019/627 ve Regulation (EC) No 853/2004 uyarınca, vahşi hayvan etlerinin ithalatı mümkündür; ancak belirli sağlık, izlenebilirlik ve işleme standartlarına tabidir.
2. İthalat Ön Koşulları:
• Etlerin veteriner kontrolünden geçmiş olması gerekir.
• Et işleyen tesisler, AB’nin onayladığı third country establishments listesine dahil olmalıdır.
• Etler, “Trichinella spiralis” gibi parazitlerin bulunmaması için test edilmelidir (özellikle domuz türleri için zorunlu).
• Her parti için Veteriner Sağlık Sertifikası ibrazı mecburidir.
3. İşleme ve Ambalajlama:
• Hayvanlar hijyen standartlarına uygun tesislerde kesilmeli, uygun sıcaklıkta işlenmeli ve AB normlarına göre paketlenmelidir.
• Etiketlerde üretim yeri, parti numarası, kesim tarihi, ağırlık ve işlem bilgileri açıkça yer almalıdır.
4. Potansiyel Pazarlar:
• Almanya, Avusturya ve Fransa başta olmak üzere, AB’nin birçok ülkesinde yaban domuzu eti restoran menülerinde özel ürün olarak sunulmakta ve yüksek fiyatlara alıcı bulmaktadır.
• Bu ürünler “gourmet” et sınıfına girmekte, organik ya da doğal ürün pazarında değerlendirilmektedir.
5. Türkiye’nin Konumu ve Fırsat:
• Türkiye henüz AB’ye yaban domuzu eti ihraç eden ülkeler arasında değildir. Ancak gerekli mevzuat uyumları ve veteriner denetim altyapısı kurulursa, bu pazara giriş mümkündür.
• Avrupa Birliği Gıda ve Veterinerlik Ofisi (FVO) tarafından onay alan kesimhanelerle bu süreç başlatılabilir.