UZAK DOĞU DA DÜŞEN BİR BOMBA,

İsmail Erdal

10-12-2025 17:38

UZAK DOĞU DA DÜŞEN BİR BOMBA,

ANADOLU YA DÜŞEN UYARI

Uzak Doğu gezimiz sırasında yaşadığım bir an, bütün yolculuğun yönünü değiştiren bir düşünce kapısı açtı bana. 2 Aralık’ta başladığımız bu yolculuk, ilk başta sadece yeni ülkeler, yeni tatlar ve farklı kültürler tanımak için çıkılmış bir seyahat gibi görünüyordu. Fakat 6 Aralık sabahı Kamboçyalı arkadaşımızın gözlerindeki tedirginlik, bana dünyanın neresinde olursak olalım barışın ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. Kendi ülkesine dönemiyordu, sınır hattında çatışmalar başlamış, Tayland uçakları bomba yağdırmış, hatta havaalanına yakın olan evinin yakınına bile bomba düşmüş. Bir insanın kendi toprağına adım atamamasının taşıdığı acı, gözlerinden okunuyordu. Birlikte Kamboçya’ya geçmeyi planlamıştık; ama onun içindeki korku ve belirsizlik bize bu yolculuğun ertelenmesi gerektiğini anlattı. O konuşurken, ben hem onu dinledim hem de kendi ülkem adına derin bir endişeye kapıldım. Çünkü anlattıkları bana çok tanıdık geldi: haritaların masa başında çizildiği dönemleri, sınırların sömürgeciler tarafından keyfi şekilde belirlendiği yılları ve bugün hâlâ o çizgilerin acısını çeken halkları düşündüm.

Kamboçya’nın yüz yılı aşkın süre önce Fransız sömürgesi altında haritalara hapsedilmiş kaderi, bugün bile hem Tayland hem Kamboçya halkının üzerinde bir yük olarak duruyor. Fransız haritacıların cetvelle çizdiği sınırlar, bu iki ülkenin tarihine, kültürüne ve halkların gerçek yaşantısına hiçbir şekilde uymuyordu. Şimdi bir Kamboçyalının evinin yanına bomba düşüyorsa, bunun sorumlusu sadece bugünün siyasetçileri değil; bir asır önce kâğıt üzerinde alınan kararların yarattığı yıkımdır. O anda şunu düşündüm: Eğer sınırlar kâğıdın üzerinde çizilebiliyorsa, insanların kaderi de aynı kolaylıkla çizilebiliyor demektir. Ve bu durum bana, kaçınılmaz şekilde, kendi ülkemin içinde bulunduğu coğrafyayı hatırlattı.

Ortadoğu coğrafyasına baktığımda aynı oyunun bir başka versiyonunu görüyorum. Körfez ülkeleri, İran, Suriye, Irak, Libya… Her biri farklı yöntemlerle ama aynı hedefle zayıflatıldı. Kimi iç savaşla, kimi mezhep çatışmalarıyla, kimi terör örgütleri aracılığıyla, kimi ekonomik bağımlılıkla çözüldü. Bu ülkelerin hiçbiri kaderini kendi çizmiyor artık; güçlü ülkelerin masalarında alınan kararların uygulanma alanına dönüşmüş durumdalar. İran’ın sesi kısılmış, Irak fiilen üç parçaya bölünmüş, Suriye harabeye dönmüş, Libya kabile devletine çevrilmiş, Körfez ülkeleri petro-doların rehinesi hâline gelmiş. Ortada tek bir gerçek var: Bu coğrafyanın sınırları artık sahada değil, küresel güçlerin masa başlarında belirleniyor. Bu duruma da süslü bir isim verdiler: Büyük Ortadoğu Projesi.

BOP, aslında bölgede barış getirmek için değil; bölgede kontrol sağlamak için ortaya atılmış bir projedir. Kapitalizmin istediği şey bellidir: kaynaklara erişim, pazar genişliği ve daha zayıf devletler. ABD ve AB’nin çıkarları da bu noktada birleşiyor. Kimin zarar gördüğü ise hiç önemli değil; çünkü o hesap defterinde halk diye bir sayfa yok. Bu gerçeği yıllardır yaşayarak gördük. Küresel aktörler için sınırlar, çıkarların gerektirdiği ölçüde esneyebilir. Devletler, gerektiğinde küçültülür, gerektiğinde iç karışıklıklarla yönetilemez hâle getirilir, gerektiğinde ekonomik olarak bağımlı bırakılır. Suriye ve Irak örnekleri bunun tipik yansımasıdır.

İşte bunları düşünürken bir anda kendi ülkem adına derin bir endişe hissettim. Çünkü bu coğrafyada hiçbir ülke oyunun dışında değildir. Türkiye de bu büyük plana dahil edilmek istenen ülkelerden biridir. Son yıllarda yaşadığımız kontrolsüz nüfus hareketleri, sığınmacı akını, demografinin hızla değişmesi, ekonomik bağımlılığın artması, eğitimin ve kültürel yapının çözülmesi… Bunların hiçbiri tesadüf değil. Bu toprakların direncini azaltmak, toplum yapısını bozmak ve ülkeyi kırılgan hâle getirmek, uzun vadeli bir planın parçalarıdır. Tarih boyunca gördük ki nüfusu değiştirilen ülkeler, kimliğini de kaybeder. Kimliğini kaybeden ülkeler, sınırlarını koruyamaz hâle gelir.

Tam da bu noktada, düşüncelerim beni Atatürk’e götürdü. Onun bu coğrafyayı nasıl okuduğunu, dünyayı nasıl analiz ettiğini hatırladım. Atatürk’ün en büyük farkı, sadece kendi döneminin değil, yüz yıl sonrasının da tehlikelerini görmüş olmasıdır. O yüzden “yurtta sulh, cihanda sulh” sözü aslında bir barış çağrısı değil; bir güvenlik politikasıdır. Atatürk bilir ki devletler barışla güçlenir; ama barış ancak güçlü devletlerin hakkıdır. Ekonomik bağımsızlık, hukuk bağımsızlığı, eğitimde bağımsızlık… Bunlar herhangi bir ideolojik tercih değil, bir milletin yaşaması için en temel şartlardır.

Atatürk’ün bakış açısı bugün hâlâ tek çıkış yolumuzdur. Çünkü dış politikada bağımsızlık, iç politikada laiklik, ekonomide kendi kendine yetebilmek, eğitimde bilim temelli yaklaşım, bizi hem bölgesel projelerden hem de küresel oyunlardan koruyacak yegâne kalkandır. Kapitalizmin, ABD’nin, AB’nin, hatta bölgesel güçlerin bile hazırladığı senaryolara karşı bizi ayakta tutacak olan bu tam bağımsızlık anlayışıdır.

Kamboçyalı arkadaşımın memleketine dönememesi bana bir gerçeği daha öğretti: Bir ülkenin başına gelen felaketler bir günde ortaya çıkmaz. Önce toplum yoksullaşır, sonra kutuplaşır, sonra eğitim bozulur, ardından nüfus yapısı değişir ve en sonunda sınırlar tartışılmaya başlanır. Bugün Tayland ile Kamboçya arasındaki gerilim, bir asır önce atılan bir imzanın bedelidir. Aynı bedeli yarın başka ülkeler de ödeyebilir. Eğer Türkiye olarak bu gidişatı görmezden gelirsek, bizim de benzer bir oyunun içinde kaybolma ihtimalimiz vardır.

Bu nedenle inanıyorum ki, Türkiye’nin tek güvencesi Atatürk’ün aklı, bilimi ve tam bağımsızlık anlayışıdır. Bu coğrafyada güçlü kalmanın yolu budur. Aksi hâlde, başkalarının çizdiği haritalara mahkûm olmak kaçınılmazdır. Uzak Doğu’da tanık olduğum olay, benim için sadece bir savaş haberi değil; kendi ülkem adına verilmiş bir uyarı gibiydi. Çünkü ateş her zaman düştüğü yeri yakar; ama dumanı herkesin gökyüzünü karartır.

İsmail Erdal 09.12.2025 Taylant

Emekli Eğitimci

DİĞER YAZILARI ÖZGÜR ÖZEL’E AÇIK MEKTUP 01-01-1970 02:00 HALKIN SEÇTİĞİNİ HALKIN VİCDANI YARGILAMALIDIR! 01-01-1970 02:00 MAHKEME KARARI CHP’Yİ DEĞİL, DEMOKRASİYİ HEDEF ALMIŞTIR 01-01-1970 02:00 İNSANI BÜYÜTEN DESTEK MİDİR, 01-01-1970 02:00 KELKİT VADİSİ VE BOĞALI DAĞI SADECE TOPRAK DEĞİLDİR, YAŞAMIN KENDİSİDİR 01-01-1970 02:00 ONURUN BEDELİ VARDIR, AMA FİYATI YOKTUR 01-01-1970 02:00 PİRAMİTLERDEN BAHÇEMİZE 01-01-1970 02:00 17 NİSAN’IN IŞIĞINDA: BİR KÖY ENSTİTÜLÜSÜNÜN İZİ 01-01-1970 02:00 45 YIL SONRA HÂLÂ KULAĞIMDA: “BİR GÜN GERİYE DÖNERSİNİZ…” 01-01-1970 02:00 BOMBALARIN GETİRDİĞİ DEMOKRASİ DEĞİL, HALKLARIN KURDUĞU ÖZGÜRLÜK 01-01-1970 02:00 CUMHURİYETTEN BUGÜNE AKLIN VE TOPLUMUN YOLCULUĞU 01-01-1970 02:00 18 MART: TARİHSEL ZAFERİ 01-01-1970 02:00 ORMANLAR SUSARSA, MİLLET NEFESSİZ KALIR 01-01-1970 02:00 İSTİKLAL’E SAYGISIZLIK, HÜRRİYETE İHANETTİR 01-01-1970 02:00 KİM SÖYLEDİ DEĞİL, NE SÖYLEDİ 01-01-1970 02:00 DEVLETİ KORUMAK İÇİN KONULAN KURAL, 01-01-1970 02:00 GAVUR DAĞLARI: BİR İSMİN ARDINDAKİ TARİH VE HAFIZA 01-01-1970 02:00 DAVOS'TA KONUŞULAN DÜNYA, BİZİM YAŞADIĞIMIZ DÜNYA Mİ? 01-01-1970 02:00 BİR DÜNYAYI NASIL YEDİK 01-01-1970 02:00 SESLE YAZILAN HABERLER 01-01-1970 02:00 ATEŞE BASAN AYAKLAR, AYNI RİTİMDE ATAN YÜREKLER 01-01-1970 02:00 AMASYADA ASKER SEVKİYATI 01-01-1970 02:00 KÖY ENSTİTÜLERİ: YARIM BIRAKILAN AYDINLANMA 01-01-1970 02:00 AVUSTRALYA: YOK SAYILARAK YOK EDİLEN BİR HALK 01-01-1970 02:00 HİNDİSTAN VE GÜNEY ASYA: AÇLIKLA TERBİYE EDİLEN UYGARLIKLAR 01-01-1970 02:00 AFRİKA: İNSANLIĞIN METAYA DÖNÜŞTÜRÜLDÜĞÜ KITA BÖLÜM 4 01-01-1970 02:00 AMERİKA YERLİLERİ: DOĞAYLA BARIŞIK BİR YAŞAM NASIL YOK EDİLDİ? BÖLÜM 3 01-01-1970 02:00 BOŞ TOPRAK MASALI VE AVRUPA KİPRİ BÖLÜM 2 01-01-1970 02:00 “Keşif” Denilen Büyük Yalan- BÖLÜM 1 01-01-1970 02:00 BİR YAZI DİZİSİ DUYURUSU “Keşif Değil, Sömürü” 01-01-1970 02:00 “Zamanın İçinden Geçen Bir Gönül” 01-01-1970 02:00 KULDAN YURTTAŞA: İKİ OSMANLI’NIN ACI DERSİNDEN CUMHURİYET’E 01-01-1970 02:00 “Muğla’nın Kalbinde: Zamanın Sessiz Tanıkları” 01-01-1970 02:00 ÖZGÜRLÜĞÜN ATEŞİ 01-01-1970 02:00 “Unutulan Kanatlar ve Susturulan Fabrikalar” 01-01-1970 02:00 Dillerin Doğuşu, Yazının Doğuşu ve Sessizliğe Gömülen Sözler 01-01-1970 02:00 CUMHURİYET: AKLIN VE KÜLTÜRÜN ZAFERİ 01-01-1970 02:00 CUMHURİYET: YENİDEN DOĞUŞUN ADI 01-01-1970 02:00 ÇOCUKLAR SUÇA DOĞMAZ, SUÇA SÜRÜKLENİR 01-01-1970 02:00 SUSTURULAN ZEKANIN GÖLGESİNDE KARANLIK DÜNYA 01-01-1970 02:00 “Ölmez Ağacı Kökünden Söküyorlar” 01-01-1970 02:00 “Samsun’dan Ankara’ya: Gençliğin Bağımsızlık Yürüyüşü” 01-01-1970 02:00 Çürüme Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Taşınan Bir Miras mı? 01-01-1970 02:00 “Konuşmam, Ama Konuştururlarsa!..” 01-01-1970 02:00 “Deprem Kader Değil, İhmalin Bedeli” 01-01-1970 02:00 “Dağın Sessiz Çığlığı – Bir Vicdan Manifestosu” 01-01-1970 02:00 “Derman Bey Osman Gürer: Taşova’nın Vicdanı, Halkın Doktoru”” 01-01-1970 02:00 Arif Meşhur’u Anarken: 01-01-1970 02:00 İyilik, Bazen Sessiz Kalmamaktır 01-01-1970 02:00 24 Temmuz Lozan: Türkiye Tapusudur, Kutlu Olsun! 01-01-1970 02:00 Kimlik Üzerinden Siyaset 01-01-1970 02:00 “Sağılır İneği Kestik, Gözümüz Aydın!” 01-01-1970 02:00 ŞAŞIP KALIYORUM! 01-01-1970 02:00 YOĞURDUN GERİ DÖNÜŞÜMÜ OLMAZ 01-01-1970 02:00 LASTİK GİBİ UZUYAN YALANLAR 01-01-1970 02:00 ASİTTEN TOPRAĞA KURŞUNDAN CİĞERE 01-01-1970 02:00 ZEHRİN RENGİ YOK 01-01-1970 02:00 12 Haziran 2025 Amasya’nın Tarih Yazdığı Gün 01-01-1970 02:00 "Bu Dünya Kâr Uğruna Katlediliyor!" 01-01-1970 02:00 “Sürek Avı Değil, Sürdürülebilir Akıl 01-01-1970 02:00 “19 Mayıs… Gençliğin Bayramı, Cumhuriyet’in Umudu” 01-01-1970 02:00 YEŞEREN UMUTLAR, DARAĞACINDA SOLMAYAN ÜÇ FİDAN 01-01-1970 02:00 EGE’NİN KIYILARI BİZİM, AMA BİZ ARTIK ORADA YOKUZ 01-01-1970 02:00 “Çobansız Dağlar, Açlığa Giden Yoldur” 01-01-1970 02:00 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlu Olsun! 01-01-1970 02:00 Urfa’da Göçer Öğretmenlerle Bir Zaman 01-01-1970 02:00 ŞAMANİZM’İN İZİNDE: 01-01-1970 02:00 “Veda Değil Saygı Duruşu: Volkan Konak Gibi Yaşamak!” 01-01-1970 02:00 “Yıkılmış Sistemden Doğan Bilinç: 01-01-1970 02:00 “Atatürk Tek Adam mıydı?” 01-01-1970 02:00 GÜNEŞLE GELEN, ATEŞTEN DOĞAN BARIŞ 01-01-1970 02:00 “Kendi Geleceğini Yok Eden İşçilere Açık Mektup” 01-01-1970 02:00 8 Mart, Bir Kutlama Günü Değil 01-01-1970 02:00 Yıldızlar Yoldaşın Olsun Edip Akbayram 01-01-1970 02:00 “Eğitim ve Edebiyatın Sessiz Kahramanı: Dursun Sever” 01-01-1970 02:00 MUHALEFETİN ADAY BELİRLEME SÜRECİ 01-01-1970 02:00 “Sevgi Bir Güne Sığmaz” 01-01-1970 02:00 DEPREM VE GERÇEKLER: JAPONYA VE TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI 01-01-1970 02:00 Kadın: Hayatın Ta Kendisi 01-01-1970 02:00 Bir Köyün Uyanışı 01-01-1970 02:00 “Onur ve Sorumluluk: Unutulan Değerler” 01-01-1970 02:00 47 Yıl Önce İnşa Edilen Binanın Sorumluluğu 01-01-1970 02:00 Köy Enstitüsü Öğrencilerinin Yolculuğu 01-01-1970 02:00 “Sarı Öküz’ü Verdiğimiz Gün Kaybettik 01-01-1970 02:00 “Emeklilik: Onurlu Bir Yaşam mı, Sessiz Bir Terk Ediliş mi?” 01-01-1970 02:00 Böl ve Yönet 01-01-1970 02:00 “Ovacık’ın Efsanesiydi, Kadıköy’de Hayal Kırıklığı Oldu” 01-01-1970 02:00 Muğla’dan Türkiye’ye Bir Uyarı 01-01-1970 02:00 Sömürülen Kıtanın Çığlığı 01-01-1970 02:00 Patrona Halil ve Şeyh Bedreddin: 01-01-1970 02:00 “Tayland gezi notları: 3” 01-01-1970 02:00 “Tayland gezi notları: 2” 01-01-1970 02:00 “Tayland Gezi Notları: 1” 01-01-1970 02:00 Kendi Seçiminin Bedeli 01-01-1970 02:00 “24 Kasım: Bir Hüzün ve Hatırlama Günü” 01-01-1970 02:00 İşkencenin İnsanlık Dışılığı 01-01-1970 02:00 Anılarınızı Kaleme Alarak Ölümsüzleştirin 01-01-1970 02:00 “Laiklik: Özgürlüğün ve Aydınlığın Teminatı” 01-01-1970 02:00 'Laikliğin Eğitim ve Bilim Üzerindeki Rolü: 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk-8 Son bölüm 01-01-1970 02:00 “Cumhuriyetin Çınarı: Muazzez İlmiye Çığ’ın Ardından” 01-01-1970 02:00 "Cumhuriyetimizin Temel Değerleri ve Günümüzdeki Tehditler" 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk-7 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk-6 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk-5 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk-4 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk-3 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk”- 2 01-01-1970 02:00 “Nil’in Kıyısında: Kahire’de Tarihe Yolculuk” 01-01-1970 02:00 “Eğitimde Ahlak ve Değerlerin Önemi: İnsani Bir Yaklaşım” 01-01-1970 02:00 10 Kasım ve Atatürk'ün Ardından Bıraktığı Miras 01-01-1970 02:00 Orta Doğu Toplumunun Çıkmazı 01-01-1970 02:00 “Demokrasiyi Korumak: Halkın Seçtiği Yöneticilere Saygı” 01-01-1970 02:00 Özgürlüğün Sembolü Bayrak 01-01-1970 02:00 Yaşasın Cumhuriyet! 01-01-1970 02:00 “Vatan Uğruna Fedakarlık: Boğaz Şehitliği’nde Kahramanlık İzleri” 01-01-1970 02:00 Akpınarlılarla Tarihe Yolculuk 3. Gün 01-01-1970 02:00 Akpınarlılarla Tarihe Yolculuk İkinci Gün 01-01-1970 02:00 Kıbrıs’ta Kuşakları Birleştiren Dördüncü Buluşma 01-01-1970 02:00 ‘’Minik Canların Umutlarını Çalanlar Para Hırsı Uğruna Geleceğimiz Karartılıyor’’ 01-01-1970 02:00 Tarikatların Gölgesinde Laiklik 01-01-1970 02:00 Vatan Savunmasında İbadet ve Dayanışma: 01-01-1970 02:00 İklim Değişikliğinin Ayak Sesleri 01-01-1970 02:00 3. Maddeyi Tartışmaya Açmak Tehlikeli Bir Girişim 01-01-1970 02:00 Kız Çocukları: Eşitlik Mücadelesinde Büyüyen Hayatlar 01-01-1970 02:00 “Avcılık Spor Değil 01-01-1970 02:00 Amasya Elması 01-01-1970 02:00 Alevlerle Yazılan Özgürlük 01-01-1970 02:00 Sessiz Çığlıklarımız Ne Zaman Duyulacak? 01-01-1970 02:00 Aklın Yolu Birdir 01-01-1970 02:00 Türk çiftçisine bir an önce "KENEVİR" ekme yetkisi verilmelidir. 01-01-1970 02:00 “Bafra Pidesinin Peşinde: Anılar ve Arayışlar” 01-01-1970 02:00 "Geleceğin Enerjisiyle Eğitimi Aydınlatan Öncü Adımlar" 01-01-1970 02:00 Sınıfta İmamın Yeri Olabilir mi? 01-01-1970 02:00 Çocukluk Adımlarımın Büyülü Yolculuğu 01-01-1970 02:00 Kadınlarımızın Toplumdaki Yeri 01-01-1970 02:00 İtfaiyeciler Günü: Yangın Güvenliğinin Kahramanları 01-01-1970 02:00 Dünya ile Bağlarımızı Koparmayalım: 01-01-1970 02:00 “İnsan Hayatına Teknolojinin Dokunuşu” 01-01-1970 02:00 “Dualarla Gelecek Kurulmaz: Bilimden Uzaklaşan Toplumlar Yok Olmaya Mahkum” 01-01-1970 02:00 “Haşhaş: İnsanlık Tarihinin Köklerinden Günümüze Uzanan Bir Yasaklı Bitki” 01-01-1970 02:00 “Haşhaş Çiçekleri Arasında Yürüyüş: 1950'lerde Taşova'da Bir Çocukluk Hikayesi" 01-01-1970 02:00 Kenevir: İnsanlık İçin Bir Miras, Egemen Güçler İçin Bir Tehdit 01-01-1970 02:00 “12 Eylül: Türkiye’nin Karanlık Dönemi ve Kaybedilen Gelecek" 01-01-1970 02:00 “Doğanın Tacı: Gürsu’nun Sularında Hayat Bulmak" 01-01-1970 02:00 Eğitimi Korku Değil, Bilim Şekillendirmeli 01-01-1970 02:00 “Kötülüğün Yankısı: Falaris Boğası ve Adaletin Karanlık Yüzü" 01-01-1970 02:00 “Masumiyetin Katledildiği Yerde İnsanlık Utandı" 01-01-1970 02:00 1916 yılında Arap Yarımadası’nda önemli bir dönüm noktası yaşandı 01-01-1970 02:00 “Köy Enstitülerinin Işığı ve Cumhuriyetin Aydınlık Geleceği" 01-01-1970 02:00 Toprağın Üstü Altından Kıymetli 01-01-1970 02:00 Amasya, yüzyıllardır sanatın, müziğin, merkezi olmuş bir şehir 01-01-1970 02:00 Bir Akpınar Efsanesi: İbrahim Aydın’a Veda 01-01-1970 02:00 Bu Topraklarda Mustafa Kemal'ler Yenilmez: 01-01-1970 02:00