DOĞUBEYAZIT’TA TAŞA İŞLENMİŞ BİR İHTİŞAM

İsmail Erdal

08-10-2026 17:40

DOĞUBEYAZIT’TA TAŞA İŞLENMİŞ BİR İHTİŞAM: İSHAK PAŞA SARAYI

6 Ekim 2026 — Doğubayazıt

Bugün Doğubayazıt’ta, ovaya ve çevresindeki dağlara yukarıdan bakan İshak Paşa Sarayı’nı gezdik. Daha ilk adımda insanı etkileyen bu büyük eser; taş kapıları, yüksek duvarları ve görkemli konumuyla, geçmişten bugüne dimdik ayakta kalmış bir hükümdarlık nişanesi gibi…

Gezimiz boyunca rehberimiz Murat Bey’in anlattıklarını dinlerken sarayın yalnızca mimarisini değil, arkasındaki uzun tarihi de tanıma fırsatı bulduk.

Sarayın bazı bölümlerini gezerken, benim aklıma Rusya’daki, özellikle Petersburg’daki sarayların ihtişamı geldi. Bu, gezi sırasında edindiğim kişisel bir izlenimdi. Murat Bey’in aktardığı bilgilerde ise sarayın mimarisi; Osmanlı, Selçuklu ve İran etkileriyle Avrupa’nın Barok, Rokoko ve Ampir süsleme anlayışının buluştuğu özgün bir sentez olarak anlatıldı. Arap ya da Rus mimarisi, yapının temel üslupları arasında sayılmıyor. Yine de sarayın zenginliği insana farklı kültürlerden izler çağrıştırıyor.

Sarayın görkemli kapısından söz ederken Murat Bey, Rus işgali sonrasında kapının sökülerek Petersburg’a götürüldüğünü ve bugün oradaki bir müzede bulunduğunun anlatıldığını söyledi. Bu sözler beni yıllar öncesine, Petersburg gezimize götürdü. O gün müzeyi gezerken rehberimiz bize işlemeleriyle dikkat çeken görkemli bir kapı göstermiş, onun Türkiye’den getirildiğini anlatmıştı. Bugün Murat Bey’in sözlerini duyunca, o kapının İshak Paşa Sarayı’ndan götürülen kapı olabileceğini düşündüm. Sarayın bazı değerli kapı ve süslemelerinin Rusya’ya götürüldüğüne ilişkin akademik çalışmalarda da aktarımlar bulunuyor.

Petersburg’daki müzede Mısır uygarlığına ait eserleri de görmüştüm. O zaman, “Bu eserlerin yeri Mısır olmalı,” diye düşünmüştüm. Rehberimiz ise hatırladığım kadarıyla, Nil Nehri üzerindeki Aswan Barajı’nın yapımı sırasında Mısır’dan getirilen eserlerden söz etmişti. Bugün o müzede gördüklerimi yeniden hatırladım. Gönül ister ki İshak Paşa Sarayı’nın o görkemli kapısı da ait olduğu yere, sarayın girişine geri konulsun. Sarayı gezen herkes, ustaların elinden çıkmış o güzel kapıyı kendi yerinde görebilsin.

Murat Bey’in anlattığına göre sarayın yapımına 1685 yılında, Çolak Abdi Paşa döneminde başlanmış; yapı 1784 yılında, Küçük İshak Paşa zamanında bugünkü şeklini almış. Yani karşımızdaki bu görkemli eser, neredeyse bir asra yayılan bir inşa sürecinin ürünü. Mimarı hakkında kesin bilgiler bulunmuyor. Ağrı Valiliğinin aktardığı bilgilere göre yapımında Ahıskalı ustalar çalışmış.

İshak Paşa Sarayı, yalnızca bir konut değil; adeta kendi başına bir şehir. İki avlusu ve 366 odasıyla harem ve selamlık bölümlerini, divan salonunu, camiyi, türbeyi, hamamı, mutfağı, hizmetli ve muhafız odalarını, depoları, ahırları ve zindan bölümünü bir arada barındırıyor.

İlk avludaki büyük taç kapıdan içeri girdiğimizde hizmet bölümleriyle çeşme ve zindan; ikinci avluda ise selamlık, harem, cami ve türbe karşımıza çıkıyor. Bu düzeni gezerken, burada yalnızca bir ailenin yaşamadığını; aynı zamanda bir yönetimin işlerinin yürütüldüğünü de anlıyoruz.

Beni en çok şaşırtan ayrıntılardan biri sarayın ısınma sistemi oldu. Odalarda taş ocakları bulunuyor. Duvarların içindeki bazı boşlukların ısıtma kanalları olabileceği, sarayın kimi bölümlerinde merkezi ısıtma kullanılmış olabileceği anlatılıyor. Ancak bütün sarayın tek merkezden ısıtıldığı kesinleşmiş değil. Yine de o dönemin şartlarını düşündüğümüzde, ısının bazı bölümlere kanallarla taşınmış olma ihtimali insanı hayran bırakıyor.

Sarayın zindanları da gezi sırasında en çok merak uyandıran yerlerden biri. İçeri girince insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: “Kimler burada tutuldu?” Murat Bey’in aktardığı tarihî bilgiler arasında, 1805’te Napolyon tarafından İran’a elçi olarak gönderilen Fransız seyyah ve diplomat Pierre-Amédée Jaubert’in adı da vardı. Doğubayazıt Beyi Mahmud Paşa’nın Jaubert’i sarayda bir süre hapsettirdiği, onun seyahatnâmesinde ve tarihî kayıtlarda yer alıyor.

Halk arasında anlatılan her mahkûm hikâyesini tarihî belgeyle doğrulanmış gibi aktarmak doğru olmaz. Gülbahar ile Ahmet’in hikâyesi, Yaşar Kemal’in Ağrı Dağı Efsanesi ile hafızalarımıza yerleşmiş etkileyici bir anlatıdır; ancak tarihî kayıtlarda doğrulanmış bir zindan olayı olarak değil, efsane ve edebiyat dünyasının parçası olarak değerlendirilmelidir.

Murat Bey, sarayın bulunduğu bölgenin tarihinin bu taş duvarlardan çok daha eskiye uzandığını da anlattı. Doğubayazıt ve çevresi Urartulardan başlayarak farklı devletlerin ve beyliklerin egemenliğinde kalmış. Selçuklular, İlhanlılar ve Celayirliler, Karakoyunlular ve Akkoyunlular bu uzun tarihin halkaları arasında yer almış. Şah İsmail döneminde Safevilerin bölgedeki etkisi artmış.

Yavuz Sultan Selim’in 1514’teki Çaldıran Seferi sırasında Beyazıt halkının Osmanlı padişahına bağlılığını bildirdiği, bölgenin de savaş sonrasında Osmanlı yönetimine girdiği aktarılıyor. Ancak Doğubayazıt’ın Osmanlı’ya bağlanmasını İshak Paşa ile Yavuz Sultan Selim’in yaptığı bir iş birliği gibi anlatmak mümkün değil. Yavuz’un dönemi 16. yüzyılın başı; sarayın inşası ise 17. yüzyılın sonundan 18. yüzyıla uzanıyor. Aralarında yaklaşık iki buçuk asır var.

Çaldıran’dan sonra Osmanlı ile Safeviler arasındaki mücadele de bir anda bitmemiş. Yavuz’un seferi Safevi gücünü geriletmiş; ancak Safevi Devleti ortadan kalkmamış. Doğu Anadolu’daki hâkimiyet, savaşların, yerel beylerin bağlılıklarının ve değişen siyasi dengelerin iç içe geçtiği uzun bir süreçte şekillenmiş.

Bugün sarayın avlularında dolaşırken taşların arasında yalnızca geçmişin sessizliğini değil; ustaların emeğini, yöneticilerin gücünü, burada yaşayanların gündelik hayatını ve Doğu’nun uzun tarihini de hissettim.

İshak Paşa Sarayı, taşla kurulmuş görkemli bir yapıdan çok daha fazlası… Anadolu’nun farklı kültürlerinin, siyasi mücadelelerin ve büyük bir ustalığın izlerini aynı çatı altında buluşturan eşsiz bir tarih hatırası.

Doğubayazıt’a yolu düşen herkese, bu sarayı acele etmeden gezmesini öneririm. Çünkü bazı eserler yalnızca görülmez; insana durup düşünmeyi, geçmişin izlerini dinlemeyi de öğretir. İshak Paşa Sarayı bugün bana bunu hissettirdi.

Rehberimiz Murat Bey’e, anlattıkları ve bize bu büyük eseri tanıttığı için teşekkür ederim.

İsmail Erdal 06.10.2026 Van

 

DİĞER YAZILARI KENDİ AÇTIĞI ÇUKURDA DEBELENMEK 01-01-1970 02:00 HAYSİYETİN FİYATI YOKTUR 01-01-1970 02:00 TÜRKİYE’NİN KARANLIĞA UYANDIĞI SABAH 01-01-1970 02:00 KENDİ MALIMIZIN MÜŞTERİSİ Mİ OLACAĞIZ? 01-01-1970 02:00 BELGESİ VARDI DA GÜVENLİĞİ VAR MIYDI? 01-01-1970 02:00 30 AĞUSTOS KARANLIĞI YIRTAN ANADOLU 01-01-1970 02:00 HACIBEKTAŞ’TAN YÜKSELEN EŞİTLİK, ADALET VE KARDEŞLİK ÇAĞRISI 01-01-1970 02:00 TÜRK SİYASETİ İÇİN YENİ BİR BAŞLANGIÇ OLABİLİR 01-01-1970 02:00 YENİ PARTİ’NİN TÜZÜĞÜ YAYIMLANDI 01-01-1970 02:00 İNSANLIK YOLCULUĞUNDA KISA BİR DURAK 01-01-1970 02:00 LOZAN, BİR MİLLETİN ONURUNUN VE BAĞIMSIZLIĞININ TAPUSUDUR! 01-01-1970 02:00 33 YILDIR DİNLENMEYEN ACI… 01-01-1970 02:00 ÜRETİM KİM İÇİN? KÂR İÇİN Mİ, İNSAN İÇİN Mİ? 01-01-1970 02:00 KELKİT’İN ADI DEĞİL, SUYU YAŞASIN… 01-01-1970 02:00 “BEN ONUN BENİM BABAM OLDUĞUNU BİLİYORUM!” 01-01-1970 02:00 ÖZGÜR ÖZEL’E AÇIK MEKTUP 01-01-1970 02:00 HALKIN SEÇTİĞİNİ HALKIN VİCDANI YARGILAMALIDIR! 01-01-1970 02:00 MAHKEME KARARI CHP’Yİ DEĞİL, DEMOKRASİYİ HEDEF ALMIŞTIR 01-01-1970 02:00 İNSANI BÜYÜTEN DESTEK MİDİR, 01-01-1970 02:00 KELKİT VADİSİ VE BOĞALI DAĞI SADECE TOPRAK DEĞİLDİR, YAŞAMIN KENDİSİDİR 01-01-1970 02:00 ONURUN BEDELİ VARDIR, AMA FİYATI YOKTUR 01-01-1970 02:00 PİRAMİTLERDEN BAHÇEMİZE 01-01-1970 02:00 17 NİSAN’IN IŞIĞINDA: BİR KÖY ENSTİTÜLÜSÜNÜN İZİ 01-01-1970 02:00 45 YIL SONRA HÂLÂ KULAĞIMDA: “BİR GÜN GERİYE DÖNERSİNİZ…” 01-01-1970 02:00 BOMBALARIN GETİRDİĞİ DEMOKRASİ DEĞİL, HALKLARIN KURDUĞU ÖZGÜRLÜK 01-01-1970 02:00 CUMHURİYETTEN BUGÜNE AKLIN VE TOPLUMUN YOLCULUĞU 01-01-1970 02:00 18 MART: TARİHSEL ZAFERİ 01-01-1970 02:00 ORMANLAR SUSARSA, MİLLET NEFESSİZ KALIR 01-01-1970 02:00 İSTİKLAL’E SAYGISIZLIK, HÜRRİYETE İHANETTİR 01-01-1970 02:00 KİM SÖYLEDİ DEĞİL, NE SÖYLEDİ 01-01-1970 02:00 DEVLETİ KORUMAK İÇİN KONULAN KURAL, 01-01-1970 02:00 GAVUR DAĞLARI: BİR İSMİN ARDINDAKİ TARİH VE HAFIZA 01-01-1970 02:00 DAVOS'TA KONUŞULAN DÜNYA, BİZİM YAŞADIĞIMIZ DÜNYA Mİ? 01-01-1970 02:00 BİR DÜNYAYI NASIL YEDİK 01-01-1970 02:00 SESLE YAZILAN HABERLER 01-01-1970 02:00 ATEŞE BASAN AYAKLAR, AYNI RİTİMDE ATAN YÜREKLER 01-01-1970 02:00 AMASYADA ASKER SEVKİYATI 01-01-1970 02:00 KÖY ENSTİTÜLERİ: YARIM BIRAKILAN AYDINLANMA 01-01-1970 02:00 AVUSTRALYA: YOK SAYILARAK YOK EDİLEN BİR HALK 01-01-1970 02:00 HİNDİSTAN VE GÜNEY ASYA: AÇLIKLA TERBİYE EDİLEN UYGARLIKLAR 01-01-1970 02:00 AFRİKA: İNSANLIĞIN METAYA DÖNÜŞTÜRÜLDÜĞÜ KITA BÖLÜM 4 01-01-1970 02:00 AMERİKA YERLİLERİ: DOĞAYLA BARIŞIK BİR YAŞAM NASIL YOK EDİLDİ? BÖLÜM 3 01-01-1970 02:00 BOŞ TOPRAK MASALI VE AVRUPA KİPRİ BÖLÜM 2 01-01-1970 02:00 “Keşif” Denilen Büyük Yalan- BÖLÜM 1 01-01-1970 02:00 BİR YAZI DİZİSİ DUYURUSU “Keşif Değil, Sömürü” 01-01-1970 02:00 UZAK DOĞU DA DÜŞEN BİR BOMBA, 01-01-1970 02:00 “Zamanın İçinden Geçen Bir Gönül” 01-01-1970 02:00 KULDAN YURTTAŞA: İKİ OSMANLI’NIN ACI DERSİNDEN CUMHURİYET’E 01-01-1970 02:00 “Muğla’nın Kalbinde: Zamanın Sessiz Tanıkları” 01-01-1970 02:00 ÖZGÜRLÜĞÜN ATEŞİ 01-01-1970 02:00 “Unutulan Kanatlar ve Susturulan Fabrikalar” 01-01-1970 02:00 Dillerin Doğuşu, Yazının Doğuşu ve Sessizliğe Gömülen Sözler 01-01-1970 02:00 CUMHURİYET: AKLIN VE KÜLTÜRÜN ZAFERİ 01-01-1970 02:00 CUMHURİYET: YENİDEN DOĞUŞUN ADI 01-01-1970 02:00 ÇOCUKLAR SUÇA DOĞMAZ, SUÇA SÜRÜKLENİR 01-01-1970 02:00 SUSTURULAN ZEKANIN GÖLGESİNDE KARANLIK DÜNYA 01-01-1970 02:00 “Ölmez Ağacı Kökünden Söküyorlar” 01-01-1970 02:00 “Samsun’dan Ankara’ya: Gençliğin Bağımsızlık Yürüyüşü” 01-01-1970 02:00 Çürüme Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Taşınan Bir Miras mı? 01-01-1970 02:00 “Konuşmam, Ama Konuştururlarsa!..” 01-01-1970 02:00 “Deprem Kader Değil, İhmalin Bedeli” 01-01-1970 02:00 “Dağın Sessiz Çığlığı – Bir Vicdan Manifestosu” 01-01-1970 02:00 “Derman Bey Osman Gürer: Taşova’nın Vicdanı, Halkın Doktoru”” 01-01-1970 02:00 Arif Meşhur’u Anarken: 01-01-1970 02:00 İyilik, Bazen Sessiz Kalmamaktır 01-01-1970 02:00 24 Temmuz Lozan: Türkiye Tapusudur, Kutlu Olsun! 01-01-1970 02:00 Kimlik Üzerinden Siyaset 01-01-1970 02:00 “Sağılır İneği Kestik, Gözümüz Aydın!” 01-01-1970 02:00 ŞAŞIP KALIYORUM! 01-01-1970 02:00 YOĞURDUN GERİ DÖNÜŞÜMÜ OLMAZ 01-01-1970 02:00 LASTİK GİBİ UZUYAN YALANLAR 01-01-1970 02:00 ASİTTEN TOPRAĞA KURŞUNDAN CİĞERE 01-01-1970 02:00 ZEHRİN RENGİ YOK 01-01-1970 02:00 12 Haziran 2025 Amasya’nın Tarih Yazdığı Gün 01-01-1970 02:00 "Bu Dünya Kâr Uğruna Katlediliyor!" 01-01-1970 02:00 “Sürek Avı Değil, Sürdürülebilir Akıl 01-01-1970 02:00 “19 Mayıs… Gençliğin Bayramı, Cumhuriyet’in Umudu” 01-01-1970 02:00 YEŞEREN UMUTLAR, DARAĞACINDA SOLMAYAN ÜÇ FİDAN 01-01-1970 02:00 EGE’NİN KIYILARI BİZİM, AMA BİZ ARTIK ORADA YOKUZ 01-01-1970 02:00 “Çobansız Dağlar, Açlığa Giden Yoldur” 01-01-1970 02:00 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlu Olsun! 01-01-1970 02:00 Urfa’da Göçer Öğretmenlerle Bir Zaman 01-01-1970 02:00 ŞAMANİZM’İN İZİNDE: 01-01-1970 02:00 “Veda Değil Saygı Duruşu: Volkan Konak Gibi Yaşamak!” 01-01-1970 02:00 “Yıkılmış Sistemden Doğan Bilinç: 01-01-1970 02:00 “Atatürk Tek Adam mıydı?” 01-01-1970 02:00 GÜNEŞLE GELEN, ATEŞTEN DOĞAN BARIŞ 01-01-1970 02:00 “Kendi Geleceğini Yok Eden İşçilere Açık Mektup” 01-01-1970 02:00 8 Mart, Bir Kutlama Günü Değil 01-01-1970 02:00 Yıldızlar Yoldaşın Olsun Edip Akbayram 01-01-1970 02:00 “Eğitim ve Edebiyatın Sessiz Kahramanı: Dursun Sever” 01-01-1970 02:00 MUHALEFETİN ADAY BELİRLEME SÜRECİ 01-01-1970 02:00 “Sevgi Bir Güne Sığmaz” 01-01-1970 02:00 DEPREM VE GERÇEKLER: JAPONYA VE TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI 01-01-1970 02:00 Kadın: Hayatın Ta Kendisi 01-01-1970 02:00 Bir Köyün Uyanışı 01-01-1970 02:00 “Onur ve Sorumluluk: Unutulan Değerler” 01-01-1970 02:00 47 Yıl Önce İnşa Edilen Binanın Sorumluluğu 01-01-1970 02:00 Köy Enstitüsü Öğrencilerinin Yolculuğu 01-01-1970 02:00 “Sarı Öküz’ü Verdiğimiz Gün Kaybettik 01-01-1970 02:00 “Emeklilik: Onurlu Bir Yaşam mı, Sessiz Bir Terk Ediliş mi?” 01-01-1970 02:00 Böl ve Yönet 01-01-1970 02:00 “Ovacık’ın Efsanesiydi, Kadıköy’de Hayal Kırıklığı Oldu” 01-01-1970 02:00 Muğla’dan Türkiye’ye Bir Uyarı 01-01-1970 02:00 Sömürülen Kıtanın Çığlığı 01-01-1970 02:00 Patrona Halil ve Şeyh Bedreddin: 01-01-1970 02:00 “Tayland gezi notları: 3” 01-01-1970 02:00 “Tayland gezi notları: 2” 01-01-1970 02:00 “Tayland Gezi Notları: 1” 01-01-1970 02:00 Kendi Seçiminin Bedeli 01-01-1970 02:00 “24 Kasım: Bir Hüzün ve Hatırlama Günü” 01-01-1970 02:00 İşkencenin İnsanlık Dışılığı 01-01-1970 02:00 Anılarınızı Kaleme Alarak Ölümsüzleştirin 01-01-1970 02:00 “Laiklik: Özgürlüğün ve Aydınlığın Teminatı” 01-01-1970 02:00 'Laikliğin Eğitim ve Bilim Üzerindeki Rolü: 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk-8 Son bölüm 01-01-1970 02:00 “Cumhuriyetin Çınarı: Muazzez İlmiye Çığ’ın Ardından” 01-01-1970 02:00 "Cumhuriyetimizin Temel Değerleri ve Günümüzdeki Tehditler" 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk-7 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk-6 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk-5 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk-4 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk-3 01-01-1970 02:00 Kahire’de Tarihe Yolculuk”- 2 01-01-1970 02:00 “Nil’in Kıyısında: Kahire’de Tarihe Yolculuk” 01-01-1970 02:00 “Eğitimde Ahlak ve Değerlerin Önemi: İnsani Bir Yaklaşım” 01-01-1970 02:00 10 Kasım ve Atatürk'ün Ardından Bıraktığı Miras 01-01-1970 02:00 Orta Doğu Toplumunun Çıkmazı 01-01-1970 02:00 “Demokrasiyi Korumak: Halkın Seçtiği Yöneticilere Saygı” 01-01-1970 02:00 Özgürlüğün Sembolü Bayrak 01-01-1970 02:00 Yaşasın Cumhuriyet! 01-01-1970 02:00 “Vatan Uğruna Fedakarlık: Boğaz Şehitliği’nde Kahramanlık İzleri” 01-01-1970 02:00 Akpınarlılarla Tarihe Yolculuk 3. Gün 01-01-1970 02:00 Akpınarlılarla Tarihe Yolculuk İkinci Gün 01-01-1970 02:00 Kıbrıs’ta Kuşakları Birleştiren Dördüncü Buluşma 01-01-1970 02:00 ‘’Minik Canların Umutlarını Çalanlar Para Hırsı Uğruna Geleceğimiz Karartılıyor’’ 01-01-1970 02:00 Tarikatların Gölgesinde Laiklik 01-01-1970 02:00 Vatan Savunmasında İbadet ve Dayanışma: 01-01-1970 02:00 İklim Değişikliğinin Ayak Sesleri 01-01-1970 02:00 3. Maddeyi Tartışmaya Açmak Tehlikeli Bir Girişim 01-01-1970 02:00 Kız Çocukları: Eşitlik Mücadelesinde Büyüyen Hayatlar 01-01-1970 02:00 “Avcılık Spor Değil 01-01-1970 02:00 Amasya Elması 01-01-1970 02:00 Alevlerle Yazılan Özgürlük 01-01-1970 02:00 Sessiz Çığlıklarımız Ne Zaman Duyulacak? 01-01-1970 02:00 Aklın Yolu Birdir 01-01-1970 02:00 Türk çiftçisine bir an önce "KENEVİR" ekme yetkisi verilmelidir. 01-01-1970 02:00 “Bafra Pidesinin Peşinde: Anılar ve Arayışlar” 01-01-1970 02:00 "Geleceğin Enerjisiyle Eğitimi Aydınlatan Öncü Adımlar" 01-01-1970 02:00 Sınıfta İmamın Yeri Olabilir mi? 01-01-1970 02:00 Çocukluk Adımlarımın Büyülü Yolculuğu 01-01-1970 02:00 Kadınlarımızın Toplumdaki Yeri 01-01-1970 02:00 İtfaiyeciler Günü: Yangın Güvenliğinin Kahramanları 01-01-1970 02:00 Dünya ile Bağlarımızı Koparmayalım: 01-01-1970 02:00 “İnsan Hayatına Teknolojinin Dokunuşu” 01-01-1970 02:00 “Dualarla Gelecek Kurulmaz: Bilimden Uzaklaşan Toplumlar Yok Olmaya Mahkum” 01-01-1970 02:00 “Haşhaş: İnsanlık Tarihinin Köklerinden Günümüze Uzanan Bir Yasaklı Bitki” 01-01-1970 02:00 “Haşhaş Çiçekleri Arasında Yürüyüş: 1950'lerde Taşova'da Bir Çocukluk Hikayesi" 01-01-1970 02:00 Kenevir: İnsanlık İçin Bir Miras, Egemen Güçler İçin Bir Tehdit 01-01-1970 02:00 “12 Eylül: Türkiye’nin Karanlık Dönemi ve Kaybedilen Gelecek" 01-01-1970 02:00 “Doğanın Tacı: Gürsu’nun Sularında Hayat Bulmak" 01-01-1970 02:00 Eğitimi Korku Değil, Bilim Şekillendirmeli 01-01-1970 02:00 “Kötülüğün Yankısı: Falaris Boğası ve Adaletin Karanlık Yüzü" 01-01-1970 02:00 “Masumiyetin Katledildiği Yerde İnsanlık Utandı" 01-01-1970 02:00 1916 yılında Arap Yarımadası’nda önemli bir dönüm noktası yaşandı 01-01-1970 02:00 “Köy Enstitülerinin Işığı ve Cumhuriyetin Aydınlık Geleceği" 01-01-1970 02:00 Toprağın Üstü Altından Kıymetli 01-01-1970 02:00 Amasya, yüzyıllardır sanatın, müziğin, merkezi olmuş bir şehir 01-01-1970 02:00 Bir Akpınar Efsanesi: İbrahim Aydın’a Veda 01-01-1970 02:00 Bu Topraklarda Mustafa Kemal'ler Yenilmez: 01-01-1970 02:00